Block title
Block content

"Zındıka komitesi" ne demektir, insi midir cinni midir, şeytanla bağlantıları var mı, bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri Risale-i Nur'un birçok yerinde zındıka komitesinden bahseder ki bu komite hâlen ülke üzerinde çok etkili ve hükmünü icra etmektedir. Bu komite aynı zamanda deccalın ya da deccalizmin şah-ı manevisini de temsil etmektedir.

Daha açık ifadesi ile şimdilerde bu komitenin Ergenekon terör örgütü olduğu bir parça zuhur etti. Bunların şeytanla irtibatları şeytani yolları tutup kaldırmalarıdır. Diğer ifadesi ile insi bir şeytana dönüşmüşler, fesattan ve kaostan zevk alır hâle gelmişler.

Ayrıca Masonlar da bu komitenin diğer bir manası ya da şubesidir ki Risale-i Nur'da bu husus şu şekilde nazara verilmektedir:

"Burada bir günde çektiğim sıkıntı ve azabı, Eskişehir'de bir ayda çekmezdim. Dehşetli masonlar, insafsız bir masonu bana musallat eylemişler, tâ hiddetimden ve işkencelerine karşı 'Artık yeter!..' dememden bir bahane bulup, zâlimâne tecavüzlerine bir sebep göstererek yalanlarını gizlesinler. Ben, harika bir ihsan-ı İlâhî eseri olarak şâkirâne sabrediyorum ve etmeye de karar verdim."(1) 

"Yanımdaki koğuşa masonlar tarafından hem yalancı, hem casus bir mahpus gönderilmiş. Tahrip kolay olmasından -hususan böyle haylaz gençlerde- o herif, bana çok sıkıntı vermesi ve o gençleri ifsad etmesiyle bildim ki, sizlerin irşad ve ıslahlarınıza karşı zındıka, ifsada ve ahlâkları bozmaya çalışıyor."(2) 

"İşte bunun içindir ki, komünist ve masonlar, kendi zehirli fikirlerinin yayılmasına Risale-i Nur'un kuvvetli bir mâni teşkil ettiğini biliyorlar. Kur'ân'ın hakikî bir tefsiri olmakla kuvvetli bir iman kaynağı olan Risale-i Nur'u ortadan kaldırmak veya okutmamak için çeşitli desiseler ve iftiralara başvuruyorlar. Şimdiye kadar isnad ettikleri yalanlardan hiçbir emare bulunmadığı halde taarruzlarına devam ediyorlar. Bunlardan anlaşılıyor ki, bizi korkutmak ve Risale-i Nur'dan uzaklaştırmak ve diğer taraftan kendi zehirli neşriyatlarını önümüze sürmek, bu suretle millet ve gençliğimizde imanın yok olmasını ve ahlâk sukutunu temin ederek hükûmetin kendi kendine çökmesine muvaffak olmak istiyorlar. Ve vatan ve milletimizi yabancı bir devlete devretmek emelini taşıyorlar."(3)

"Ben ve benim yanımdaki kardeşlerimin kuvvetli bir ihtimalle kanaatimiz geliyor ki, masonlar ve zındıkların plânı ile bolşevizm tarzında gençleri terbiye etmek için bir vakit bazı mektepler açıldığı ve sonra değişen bu mekteplerle gençleri ifsada çalıştıklarına mukabil, İslâmiyetin kahraman bayraktarı olan Türk milletinin mâsum küçük yavruları, nuranî bir intibah ve bir hiss-i kablelvuku ile Nurlardan ders almaları, gençlerin başına gelen o belâya karşı bir mukabeledir ki, inşaallah o yavruların hem kendileri, hem gençler, mason ve zındıkların şerlerinden kurtulmasına bir işarettir ki, bu acip vaziyeti gösteriyorlar."(4) 

"Demokratlara büyük bir hakikatı ihtar"

"Şimdi Kur’ân, İslâmiyet ve bu vatan zararına üç cereyan var:"

"Birincisi: Komünist, dinsizlik cereyanı. Bu cereyan, yüzde otuz, kırk adama zarar verebilir."

"İkincisi: Eskiden beri müstemlekâtların Türklerle alâkalarını kesmek için, Türkiye dâiresinde dinsizliği neşretmek için, ifsad komitesi namında bir komite. Bu da yüzde on, yirmi adamı bozabilir."
(Masonluğa işaret ediyor)

"Üçüncüsü: Garplılaşmak ve Hıristiyanlara benzemek ve bir nevi Purutluk mezhebini İslâmlar içinde yerleştirmeye çalışan ve dinde hissesi olmayan bir kısım siyasîler heyetidir. Bu cereyan yüzde, belki binde birisini Kur’ân ve İslâmiyet aleyhine çevirebilir."

"Biz Kur’ân hizmetkârları ve Nurcular, evvelki iki cereyana karşı daima Kur’ân hakikatlerini muhafazaya çalışmışız. Mümkün olduğu kadar dünyaya ve siyasete bakmamaya mesleğimiz bizi mecbur ediyormuş. Şimdi mecburiyetle bakmaya lüzum oldu. Gördük ki, Demokratlar, evvelki iki müthiş cereyana karşı bize (Nurculara) yardımcı hükmünde olabilirler. Hem onların dindar kısmı daima o iki dehşetli cereyana mesleklerince muarızdırlar. Yalnız dinde hissesi az olan bir kısım garplılaşmak ve garplılara tam benzemek mesleğini takip edenler ise, üçüncü cereyana bir yardım ediyorlar. Madem o cereyanın yüzde ancak birisini, belki binden birisini Purutlar ve Hıristiyan gibi yapmaya çevirebilirler. Çünkü, İngiliz iki yüz sene zarfında tahakküm ettiği iki yüz milyon İslâmdan iki yüz adamı Purutluğa çevirememiş ve çeviremez."
(5)

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, On Üçüncü Şua.

(2) bk. age.

(3) bk. age., On Dördüncü Şua, Zübeyir'in Müdafaası.

(4) bk. Emirdağ Lâhikası-II, (76. Mektup)

(5) bk. age., (129. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Z | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3705 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

inkişaf

Bediüzzaman Hazretleri ve hizmeti, bu memleket ve İslamiyet aleyhine çalışan birkaç komite mevcuttur. Kimisi doğrudan içerde kimisi de dışarda olan komiteler vardır. Bunlar birbirleriyle yardımlaşırlar ve işbirliği yaparlar. Zaman zaman biri diğerinin kontrolüne ve himayesine girer.

Bunlardan komünist ve mason komiteleri meşhur ve malumdur. Ayrıca bunlardan farklı olarak tam olarak bir ideolojisi olmayıp sadece dinsizlik için çalışan bazı komiteler de var. Bu komite de diğer komitelerle işbirliği yapmaktadır.

Üstad hazretleri muhtelif yerlerde Zındıka Komitesinden bahseder. Bunlardan birisi: “Otuz sene evvel Dâr-ül Hikmet a'zası iken, bir gün arkadaşımızdan ve Dâr-ül Hikmet a'zasından Seyyid Sa'deddin Paşa dedi ki: "Kat'î bir vasıta ile haber aldım; kökü ecnebide ve kendisi burada bulunan bir zındıka komitesi, senin bir eserini okumuş. Demişler ki, bu eser sahibi dünyada kalsa, biz mesleğimizi (yani zındıkayı, dinsizliği) bu millete kabul ettiremiyeceğiz. Bunun vücudunu kaldırmalıyız." diye senin i'damına hükmetmişler. Kendini muhafaza et." Ben de "Tevekkeltü Alallah, ecel birdir, tegayyür etmez" dedim.

İşte bu komite, otuz sene belki kırk seneden beri hem tevessü' etti, hem benimle mücadelede her bir desiseyi istimal etti. İki defa imha için hapse ve on bir defa da beni zehirlemeye çalışmışlar (şimdi on dokuz defa oldu.) En son dehşetli plânları, sâbık dâhiliye vekilini ve Afyon'un sâbık valisini, Emirdağ’ının sâbık kaymakam vekilini aleyhime sevk etmeleriyle, resmî hükûmetin nüfuzunu bütün şiddetiyle aleyhimde istimal etmeleridir.”
Başka bir ifadesinde:  “Benim ile mücadele eden gizli zındıka komitesiyle, şimdi onlara iltihak eden komünist komitesinden bir kısmı, ehemmiyetli resmî makamları elde ederek karşıma çıkıyorlar.” (Şualar)

Bunların da devlette etkileri var… Ancak doğrudan değil dolaylı olarak baskı grubu şeklinde medya veya kamuoyu oluşturarak devleti yönlendiriyorlar.

Diğer bir grup ise Süfyaniyet komitesi; Türkiye'deki en önemli tahribatları yapan komite… Diğer komiteleri de yönlendirebiliyor ve kullanıyor. Bunlar önceleri aynı şehirden kişiler şeklinde başlamışlardır. Ekseriyeti farklı şehirden bilinse de genelde aynı şehirdendir. Üstad bir lahikada şöyle bahseder: “Bu kışta bana verilen elîm sıkıntıların bir sebebi: Selanik'lilerin istibdad-ı mutlakları, serbest fırkalarla kırılmasına yardımım olmasın diye beni herkesten tecrid ettiler. Risale-i Nur, binlerle benim bedelime konuşuyor, küfr-ü irtidadı kırıyor, anarşiliği bozuyor.”(Emirdağ lahikası)

Ayrıca sırrı inna'ataynada bildirilen dindar şahsın grubuna ait bir komite de mevcut. Orduda ve derin devlette etkili. Bir kısım dindar siyasetçileri de yönlendirebiliyorlar. Batı ile irtibatları iyi. Bu sebeple de (O şahsın sağlığında olduğu gibi) Selaniklilerle işbirliği yapmak zorunda kalıyorlar. Bu yönüyle de en tehlikeli komitelerden sayılırlar.

 Yukarda ifade edildiği gibi en tehlikelisi Süfyaniyet komitesidir. Batı Türkiye'de Birinci Dünya Savaşı sonrası hegemonyasını devam ettirdikleri için tek muhatap bunları alır. Bunlar da bu güç ile diğer şer komitelerini yönetirler.

Bunlar kim? Gizli olduğu için bir şey söylemek zor. En azından derin devlet diye içeri atılan ve sonra çıkanlar olmadığını kesin söyleyebiliriz. İş dünyasında babadan oğula geçen önemli bir damar var.

 Bunlar her zaman olacak ve bu komiteleri yok etmek mümkün değil. İmtihan dünyasındayız. Önemli olan tesirlerini azaltmak ve daha da önemlisi farkında olmadan onlara alet olmamak… Bunlara alet olmamanın en kolay ve selametli yolu: içtimai ve siyasi meselelerde de Risale-i Nur'a tabi olmaktır. Bunlarla mücadelede hürriyet ve demokrasi mücadelesi önemlidir. En çok demokrasi ve hürriyetin olmadığı ortamlarda barınır ve güçlenirler. Yine üstadın ifade ettiği gibi iman ve Kur'an hizmeti en tesirli mücadelelerden birisidir. Diğer bir husus siyaset ile yapılan mücadelede başarılı olmak mümkün olmadığı için öncelikli olarak iman hizmeti gerekli. Diğer bir husus da din adına siyasete girenleri bazı komitelerle kontrol ve baskı altına aldıkları ve muhaliflerini parçaladıkları için  az bir kuvvetle rejimlerini devam ettirirler.

Batının bu komitelere destek vermesinin en önemli sebebi Ortadoğu'daki politikalarını sürdürmektir. Bu da çok uzun sürecek bir destek değildir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...