Block title
Block content

"Zira bir zirütbe enaniyetli bir Hristiyan, ne derece dinde mütasallib ise, o derece mevkiini muhafaza ve enaniyeti okşar, kibrinde imtiyazından fedakârlık etmez, belki kazanır." Üstad'ın bu sözünü biraz açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hristiyanlığın ve İslam'ın vasıtaya nasıl baktığını bilmemiz lazım.

Hristiyanlık vasıtayı kabul eder. Onlara hakiki tesir verir.

İslamiyet ise tam tersi vasıtayı ve vesileyi reddeder. Hakiki bir tesir vermez. Menba ve kaynak kabul etmez. Sadece vesile ve ayna olarak kabul eder.


Bundan dolayı Hristiyanlar Hz. İsa (A.S) ve rahiplerini ve azizlerini asıl tesir sahibi ve kaynak olarak kabul ederler. Yani uluhiyetin özelliklerini onlarda tasavvur eder. Tevbe suresi 31.ayette bu hakikata şöyle işaret eder : " Onlar, Allah'ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini, bir de Meryem oğlu Mesih'i rabler edindiler. Oysa ki, hepsi ancak bir ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı ki, O'ndan başka hiçbir ilah yoktur; O, onların ortak koştukları herşeyden münezzehtir."

Bu yüzden bir rahip ya da rütbe sahibi mütesallip, yani salabetli ve sağlam bir Hristiyan, kendinde o ilahi özelliklerin mevcudiyeti tasavvuruyla enaniyeti ziyadeleşir, kibri artar ve bu onun hoşuna gider. Çünkü bu onlarda bir akidedir. İnanç esasıdır. Kibrinden fedakârlık etmez belki kibir kazanır. Hristiyan dünyasında dünyevi mevki sahibi olanlar daha ziyade dine mütesallip olur ve sarılır.

Bizde ise tam tersi bir durum söz kunusudur. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) de dahil olmak üzere, hiç kimse hakiki bir tesir sahibi değildir. Örneğin Peygamberimizin en önemli yeminlerinden birisi şudur: Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki… Böylece nefsini dahi kendine mal etmez. Ya da Enfal  Suresi 17. ayette :"Sonra onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü; attığın zaman da sen atmadın, lakin Allah attı. Bu da mü'minlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Gerçekten Allah işitendir, bilendir! " buyrularak Peygamberimizin bir avuç toprağı düşmana atmasıyla, her birinin gözüne bir avuç girmesi mucizesini Allah teala Peygamberimize vermiyor, Kendine alıyor.

Kelime-i şehadette ise Rasulullah için ABDUHU kaydı vardır. Yani O da Cenab-ı Hakk'a bir kuldur. Hakiki bir tesiri yoktur. O yüzden bizde kim daha mütevazi ise o daha çok yükselir. Cenab-ı Hakk'a yaklaşır. Ona en çok yakın ve habibi olan da Peygamber Efendimizdir.

Bu düstur içindir ki bir Müslim ne kadar dine mütemessik ise o derece kibrinden, gururundan, hatta izzet-i rütebiden fedakârlık etmek gerektir. Alimlerimiz, şeyhlerimiz ve yöneticilerimiz ve zenginlerimiz mütevazidir ve olmak zorundadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...