"Zîrâ mesleklerinden irticâa kadar çok merâtib ve menâzil vardır. 'Londra’da olmayan elbette Çin’dedir. Cerbezeli ve safsatalı olmayan elbette ebleh ve gabîdir.' diyenlerin hezeyanları gibi hezeyan ediyor." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İrşâd: Bizi de onlar, 'dinsiz ve anarşist' demeye mecbur ederler. Bunlara deriz: Meşrûtiyyet’i safsata ve hîle ile muhâfaza edemediniz, belki muallak bıraktınız. Bizim maksad, meşrûtiyyeti şerîat kuvvetiyle muhâfaza ve kökleştirmektir. Zerre kadar insafları olsa idi, onların o fevzâvî mesleğinde olmayan her adama ‘mürteci’ demezlerdi. Zîrâ mesleklerinden irticâa kadar çok merâtib ve menâzil vardır. 'Londra’da olmayan elbette Çin’dedir. Cerbezeli ve safsatalı olmayan elbette ebleh ve gabîdir.' diyenlerin hezeyanları gibi hezeyan ediyor. Çünki Londra, Çin’de değil, fakat İstanbul ve Haremeyn’dedir. Cerbezeli olmayan ebleh değil, belki sâhib-i hikmettir. Anarşist ve farmason olmayan mürteci değil, belki Şerîat-i Garrâ’yı ta‘kib ediyor."(1)

Bazı din düşmanı İttihatçılar, "Bizim gibi düşünmeyenler cumhuriyetçi olamaz ya bizim gibi düşünerek cumhuriyetçi olacaksınız ya da gerici olacaksınız." diyorlar. Oysa onların iktidara geldiğinde cumhuriyet değerlerinden nasıl uzaklaştıklarına ve istibdat içine girdiklerine tarih şahittir.

Cumhuriyet değerlerine sahip olabilmenin yolu dini inkar etmek değildir. İslam cumhuriyete karşı değil, aksine onu besleyen ona kuvvet veren bir değerdir. Bizim maksad, meşrûtiyyeti şerîat kuvvetiyle muhâfaza ve kökleştirmektir.

Muhafazakar camia demokrasi ve özgürlük isteyenlere anarşist yaftasını atarken, İttihatçı bir tabaka da demokrasiye karşı olmayan dindar kitleye gerici yaftasını atıyor ve bu gerilim meşrutiyetin yerleşmesine ve olgunlaşmasına engel oluyordu.

Esasında meşrûtiyeti içine sindiremeyenlerin kendi yaklaşım ve yollarında, itham ettikleri irtica kadar dalları ve kolları var. Bölük pörçüktür. Öylesine bir cerbeze ve yanılgı içerisindedirler ki onlar “Londra’da olmayan elbette Çin’dedir.” diyecek kadar karşılıklı kutuplaşmadadır, siyah veya beyaz gibi veya ya bizdensin ya da onlardan gibi. Bu haliyle onlar “ ‘Cerbezeli ve safsatalı olmayan elbette ebleh ve gabidir.’ diyenlerin hezeyanları gibi hezeyan ediyor.” Bunlar kendi anlayışının dışındakileri ya aptal veya geri ve kaba görürler. Ve esasında bu anlayışa sahip olanlar ne yazık ki Londra ve Çin’de değil, İstanbul ve Haremeyn’dedirler, yani içimizdedirler. İşin doğrusu onlar gibi cerbeze yapmayanlar, aksine hikmetli düşünenlerdir, orta yolu bulanlardır.

Evet, istikameti bulamayanlar ya aldanır ya aldatır. Ya ifratta ya da tefrittedir. Bunların istikameti bulmaları için nefis ve heva ile değil, hikmet ve şeriat ölçülerine göre muhakeme etmeleri gerekir.

(1) bk. Asar-ı Bediiyye, Makaleler, Makale-13, s. 601.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...