Block title
Block content

Zîra, meşrûtiyet, hakimiyet-i millettir; hükûmet hizmetkardır. Meşrûtiyet doğru olursa, kaymakam ve vali reis değiller, belki ücretli hizmetkarlardır. Gayr-i müslim, reis olamaz, fakat hizmetkar olur...

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslamiyet'te gayrimüslim ve kâfirlerden reis ve idareci olmaz.

Meşrutiyetle bunların idarelerine ve reisliklerine yol açılıyor. Üstadımız ise; meşrutiyeti methediyor ve müjdeliyor.

İşte meşrutiyetle, yukardaki hüküm çelişiyor. Üstadımız bu çelişkiyi şöyle izah ediyor.

1 - Saltanat devam etseydi reis ve idareci bir şahıs olduğundan, gayrimüslimlerin o makamlarda olmaları caiz olmazdı.

Ancak meşrutiyette hakim ve reis, tek şahıs değil millettir. Millet ise; ekseriyet itibariyle Müslümandır. Hakim, amir ve reis; Müslüman olan milletin kendisidir.

Dolayısıyla gayrimüslimler reis değil, millet hakimiyeti altında hizmetkâr olabilirler. Bu noktada meşrutiyet idaresi altında, memurluk ve amirlik gibi, hangi makam ve mertebe olursa olsun; o makamda olanlar reis ve hakim değillerdir, ancak ücretli hizmetkârlardır. Gayrimüslimler, dinen hizmetkâr olarak kullanılabilirler.

2 - Faraza memuriyet ve amiriyet bir nevi reislik ve ağalık dahi olsa; gayrimüslimlere o hakkı, meşrutiyetle tanımakla biz yine zarar etmiyoruz.

Çünkü o zaman Osmanlı'nın nüfusu, yirmi milyon imiş. Bu nüfusun üç milyonu ise; azınlıktır. Ancak üç yüz milyon İslam alemi ise, diğer sömürge ülkelerin tasarrufu altında perişan bir hayat yaşıyorlar.

Üstadımız buyuruyor ki; faraza biz üç milyon insanın meşrutiyetle seçme ve seçilme hakkını vererek, idaremize ortak eder isek; bu güzel örnek ve demokratik davranış Dünyaya yayılacaktır. Üç yüz milyon İslam aleminin esir, sömürge ve tahakkümden kurtulmalarına bir nevi örnek, sebep ve rüşvet olacaktır.

Dolayısıyla biz üç milyon azınlıktan nispet olarak, üç binini idaremize ortak eder isek; istibdat altında ezilen ve sömürge olan üç yüz milyon İslam alemindeki Müslümanların, üç yüz bininin reisliğine ve idareye ortak olmalarına vesile olunur ve zemin hazırlanır.

İşte Üstadımız büyük bir ferasetle o zamanın idarecilerine diyor ki; azınlıklardan birinin önünü açar, idarenize ortak eder iseniz, esir olan Müslümanlardan bin tanesinin aynı şekilde önünün açılmasına ve idareye iştirak etmelerine vesile olursunuz. Bu ise hürriyet, demokrasi ve istikbal açısından zarar değil, bilakis önemli bir kazançtır.

Nitekim öyle olmuştur. Osmanlının uyguladığı meşrutiyetle, hürriyet hareketleri Dünyaya yayılmış ve zamanla esir olan İslam alemi, hürriyetlerine kademe kademe kavuşmuşlardır. Zaman ise; Üstadımızı teyit etmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
"İslamiyet'te gayrimüslim ve kâfirlerden reis ve idareci olmaz." bu fetva neye göre verilmiş üstad farklı fetvayı neye göre vermiş bunların metni varmı dedim olduyla fetva oluyormu ictihadmı yaptı hadis ayetlemi fetvalar verildi. fetvanın bir üsülü metni olmuyormu fetvalar bir kaynakta toplanmıyormu islam fetvaları böyle herkesin demesiylemi oluyor, bir yerde toplanmıyormu bir üsülle ortaya konmuyormu. bütün fetvalar böylemi biz neye göre bunları bulup toplayıp uyacağız.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Fıkıh külliyatlarına bakabilirsiniz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Üstadın fetvalarıda varmı fikih külliyatlarında. Veya üstadın fikih külliyatı varmı. Yoksa bizmi üstadın gösterdiği fıkhi içtihadlarda üstada diğerlerinde fikih külliyatlarına uyacağız. Yeni bir fikih külliyatı gerekmezmi üstadın görüşlerinin eklendiği.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Risale-i Nurda verilen fetva sayısı çok azdır. Bunlarda umum-i belva kapsamındadır yani günümüze özgü zorunlu durumlar içindir. Bu yüzden biz bu az fetvalar dışında mezhep imamlarına tabiyiz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...