Block title
Block content

"Zira, meşrutiyet, hâkimiyet-i millettir. Hükûmet hizmetkârdır (...) Şerik ettiğimiz vakitte, millet-i İslâmiyeden aktâr-ı âlemde üç yüz bin adamın riyasetine yol açılıyor. Biri zayi edip bini kazanan, zarar etmez." Bu ifadeleri açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Meşrutiyet; milletin oyları ile seçilmiş bir meclisin devleti tedbir ve idare etmesidir. Hükümet ise bu meclisin görevlendirmesi ile milletin işlerini ve hizmetlarini gören bir hizmetkardır. Şimdilerdeki gibi millete tepeden bakan, efendilik taslayan bir tekebbür vasıtası değildir. Meşrutiyet ve sistem düzgün ve sağlam bir şekilde çalışırsa; vali, kaymakam gibi idareciler efendi değil, maaşlı hizmetkar olurlar. İslam’a göre gayri müslim bir teba  İslam ümmetine efendi ve reis olamaz, ama maaşlı bir hizmetkar olabilir.

Farz edelim ki, memurluk bir çeşit riyaset ve ağalıktır. Yani yöneticilik ve idareciliktir. Gayri müslim vatandaşlardan üç bin adamı (rakam burada farazidir) bu memurlukta istihdam etsek, dünyanın her yerinde bulunan İslam milletinden üç yüz bin adamın riyasetine, yani yabancı devletlerde önemli görevlerde bulunmasına ve önemli memurluklara yükselmesine  yol açmış oluruz ki, bire karşılık  bin kazanmış oluruz. Yani dünyanın değişik yerlerine dağılmış olan Müslümanların bulundukları yerde terakki etmesine yardımcı olmuş oluruz.

Faraza sen memleketinde bulunan  Alman kökenli vatandaşına iyi haklar verirsen, Alman hükümeti de senin oradaki dindaşlarına iyi haklar verecektir. Ekseri olarak, Müslümanlar yabancı memleketlerde bulunduğu için, bizim az olan gayri müslim vatandaşlara iyi haklar vermemiz, dışarıdaki dindaşlarımıza önemli bir yatırımdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...