"Zira senin gibi niyeti halis olmayan bir adam, nasihatı bazan damara dokundurur, aksülamel yapar." Çoğu zaman iyi niyet ile söylediğimiz sözler bile karşı tarafta infiale yol açıyor. Bu cümleyi nasıl anlamalı, teklifleriniz nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nasihatin iki rüknü vardır; birisi niyet diğeri ise üslub. Niyet halis olsa da üslub bozuk ise nasihat tesir etmez. Ya da üslub güzel olduğu halde niyet halis değilse nasihat yine tesir etmez. Tesir için her iki rüknün de sağlam ve güzel olması iktiza eder. Bazen niyet halis olur, ama üslub iyi olmadığı için nasihat ters tepebilir. Bu yüzden faturayı hemen niyete kesmemek icab eder.

Üslubun nasıl olması gerektiğine işaret eden bazı hususları zikredelim:

Nasihat ve tebliğ İslam’da farz bir vazifedir. Nasihat ve tebliğin en esaslı kaidesi ve usulü ise, doğru bir zamanda ve doğru bir mekânda şahıslara hakikatleri bildirmektir. Bunlara dikkat edilmezse tebliğ ve nasihat faydadan çok zarar getirir.

Doğru zaman: Bir insan bir iş ile meşgul ise, tebliğin doğru zamanı değil demektir. Mesela, bir memurun yoğun iş hengâmında yanına varıp ona dinî sohbet yapmak veya dinî kitap okumak doğru değildir. Hakikatleri tebliğ etmenin doğru zamanını tesbit etmek gerekir.

Doğru mekân: Tebliği mümkün oldukça uygun ve münasip mekânlarda yapmak lazımdır. Bir memurun çalışma odası, bir öğrencinin ders çalıştığı mütalaa salonu hakikatlerin tebliği için uygun mekânlar sayılmazlar. Ama zaman ve zemin müsait olduğunda sohbet etmekte veya kitap okumakta bir mahsur olmaz.

Doğru şahıs: Hakikatler her insana anlatılması ve tebliğin her insana yapılması gerekir. Lakin bunun iyi ayarlanıp iyi bir halet-i ruhiye de yapılması gerekir. Bir insanın bütün his ve duyguları kapalı olduğu bir anda tebliğ doğru olmaz, onun müsait bir anını kollamak gerekir. O zaman tebliğ daha tesirli olur.

Doğru hakikat: Tebliğ vasıtasının doğru seçilmesi. Bu zamanın ilcaatına uygun olmayan kitap ve eserler ile tebliğe başlamak doğru olmaz. Dine alâkası olmayan birisine cehennem ahvalinden bahseden kitaplardan okumak aksi tesir yapabilir. Risale-i Nur'lardan da anlaşılması kolay olan bahisler okunmalıdır.

Bu şartlar tekemmül etmiş ise, tebliğ her Müslümana farzdır, terki caiz olmaz. Ortam gerilmiş, kişi tahrik olmuş ise münakaşaya girmemek daha iyidir. Lakin o kimse için de vasatı ve şartları müsait hale getirip tebliğde bulunmayı bir vazife telakki etmek gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

iLLeGaLTM

Allah razı olsun abi

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...