Block title
Block content

"Zührenin cismani cihazat ile, katrenin nefsin tezkiyesiyle, reşhanın kalbin tasfiyesiyle..." Üçünün de hakikate gitmeleri nasıl oluyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Reşha (Kalb): Kalbin tasfiyesiyle ve iman ve teslimiyetle hakikate gidenlerin misalleridir. Bu meslek Nübüvvet mesleğidir. Burada kul kendine ve benliğine itimat etmeyi bırakıp, tamamen iman ve teslimiyet ile Allah’a tevekkül ettiği için, hakikatler ona Allah tarafından vehbi bir suretle verilir. Hakikatler Allah vergisi olduğu için, arızasız ve bulanıksızdır. Lakin burada da insanların külliyet ve cüziyet farkı vardır. Bazıları külliyet kazanarak vehbi hakikatlere mazhar olurken, bazıları da cüzi olarak mazhar olur. Lakin buradaki cüziyet diğerlerinin üstündedir.

Katre (Akıl): Nefsin tezkiyesiyle ve aklın istimaliyle mücahede etmekle hakikate gidenleri temsil eder. Bu meslek ehl-i velayeti temsil eder. Velayet mesleğinde tam manası ile tevekkül ve teslimiyet vuku bulmadığı için, vehbiyet manası burada karışık ve renklidir. Yani safi, Allah vergisi değil, kulun kesbi ve benliği de işin içinde vardır. Bu sebepten dolayı Nübüvvet mesleği gibi safi vehbi olamıyor. Bir parça insan benliği ve kesbi işin içine giriyor, bu da safiyeti bozmaya yetiyor. Bu sebepten dolayı bu meslekte çok büyük mevki ve makama çıkan bir veli veya asfiya, Nübüvvet mesleğinden giden cüziyet içindeki veliye yetişemiyor. Hakikatleri onlar gibi safi ve külli idrak edemiyorlar. 

Zühre (Nefis): Cismani cihazat ile kemaline sa'yedip hakikate gidenleri temsil eder. Bu meslek felsefeyi temsil eder. Bu meslekte insan benliği ve kesbi tamamen devrede olduğu için, vehbi ilimlerin bulaşığı bile kalmıyor. Safi ve ivazsız insanın benliği hakimdir. Yani insan bu meslekte, Allah’a şunu demeye getiriyor, "Ben hakikatleri kendim elde ederim, senin vergine ve yardımına ihtiyacım yoktur." Bu sebepten dolayı da Allah, kulu kendi haline bırakıyor, yani yardımsız ve medetsiz koyuyor. Tıpkı yıldız böceğinin kendi küçük ışıkçığına güvenip güneşe meydan okuması misüllü, insan da kendi akıl ve benliğine itimat edip, Allah’ın yardım ve imdadına sırt çeviriyor. Yıldız böceği nasıl karanlık içinde kalıyor ise; insan da manen ve fikren karanlıklar içinde kalıyor.

Bu tabakaların bir kısmı hakikate vasıl olurken, bir kısmı vasıl olamıyor. Bu sebepten dolayı hepsine hakikat ehli nazarı ile bakmak doğru değildir. Burada "hakikate giden" demekten maksat; gitmeye çalışan demektir. Yoksa hakikate vasıl olan demek değildir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Yirmi Dördüncü Söz, İkinci Dal'ın Şematik Açıklaması

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...