Sayfa

Meal

52. Tur Sûresi
13, 14. O gün, cehenneme bir itilmekle itilirler de; 'İşte yalanladığınız ateş budur!' denir.
15. 'Bu sihir midir, yoksa siz görmüyor musunuz?'
16. 'Girin oraya; ister sabredin ister sabret meyin; size birdir. Ancak yaptığınız şeyle cezalandırılıyorsunuz!'
17, 18. Şüphesiz müttakiler (kötülüklerden korunanlar), Rablerinin kendilerine verdiği ile zevk sürerek cennetlerde ve nimetlerdedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
19, 20. (Onlara şöyle denilir): Yaptığınız şeylere karşılık olarak, sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak, afiyetle yiyin, için. (Ayrıca) onları iri gözlü hurilere eş yaptık.
21. İman edip de, zürriyetleri kendilerine imanla tabi olanlara (biz), zürriyetlerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de hiçbir şey eksiltmedik. Her kişi kazandığı şeye karşılık rehindir.
22. Onlara canlarının çektiği meyve ve etten bol bol verdik.
23. Orada bir bardak kapışırlar ki, onda, ne boş laf, ne de günaha sokma vardır.
24. Etraflarında saklı inciler gibi uşakları dolaşır.
25. Kimileri kimilerine dönüp, soruşturuyorlar;
26. Dediler: 'Gerçekten biz bundan önce ailemizin içinde korkardık'.
27. 'Allah bize lutfetti ve bizi insanın içine işleyen o azaptan korudu'.
28. 'Şüphesiz biz bundan önce O'na ibadet ediyorduk. Şüphesiz O, ihsanı bol, çok esirgeyendir'.
29. (Ey Muhammed!) Sen öğüt ver; sen Rabbinin nimeti sayesinde, ne bir kahinsin 1 ne de bir deli.
30. Yoksa 2 (senin için); 'Şairdir;3 onun, zamanın felaketlerine çarpılmasını bekliyoruz?' mu diyorlar.

Açıklamalar

1 "Fıtratları bozulmuş, vicdanları çürümüş şarlatan münafıklar, dessas zındıklar gibi ellerine geçmeyen hidayetten halkları aldatıp çevirmek, hile edip döndürmek mi istiyorlar ki, sana karşı kâh kâhin, kâh mecnun, kâh sahir deyip, kendileri dahi inanmadıkları halde başkalarını inandırmak mı istiyorlar? Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme. Belki daha ziyade gayret et. Çünki onlar kendi nefislerine hile ederler, kendilerine zarar ederler ve onların fenalıkta muvaffakıyetleri muvakkattır ve istidracdır, bir mekr-i İlâhidir." (S., Yirmi Beşinci söz -Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi- Birinci Şule Birinci Şua İkinci Suret Beşinci Nokta, s.389)

2 " İşte, şu ayetin binler hakikatlerinden yalnız beyan-ı ifhâmiyeye misâl için bir hakikatini beyan ederiz. Şöyle ki: 'Em, Em' lâfziyle onbeş tabaka istifham-ı inkârî-i taaccübî ile ehl-i dalaletin bütün aksamını susturur ve şübehatın bütün menşe'lerini kapatır. Ehl-i dalalet için içine girip saklanacak şeytanî bir delik bırakmıyor, kapatıyor. Altına girip gizlenecek bir perde-i dalalet bırakmıyor, yırtıyor. Yalanlarından hiçbir yalanı bırakmıyor, başını eziyor. Herbir fıkrada bir taifenin hülâsa-i fikr-i küfrîlerini ya bir kısa tabir ile ibtal eder, ya butlanı zahir olduğundan sükûtla butlanını bedahete havale eder veya başka âyetlerde tafsilen reddedildiği için burada mücmelen işaret eder." (S., Yirmi Beşinci Söz -Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi- Birinci Şule Birinci Şua İkinci Suret Beşinci Nokta, s.385)

3 "Âyâ, acaba muhakemesiz âmi kâfirler gibi, sana şâir mi diyorlar? Senin helâketini mi bekliyorlar? Sen, de: 'Bekleyiniz. Ben de bekliyorum.' Senin parlak büyük hakikatlerin, şiirin hayalatından münezzeh ve tezyinatından müstağnidir." (S., Yirmi Beşinci Söz-Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi- Birinci Şule Birinci Şua İkinci Suret Beşinci Nokta, s.386)


Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi

Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.

Yükleniyor...