Meal
67. Mülk Sûresi
28. De ki: "Gördünüz mü, eğer Allah beni ve yanımdakileri helak eder, yahut bize merhamet ederse, (söyleyin bakalım) kafirleri acıklı azaptan kim kurtarır?"
29. De ki: "O Rahman'dır, O'na iman ettik ve yalnız O'na güvendik. (Siz) kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu (yakında) bileceksiniz".1
30. De ki: "Gördünüz mü, eğer suyunuz çekilse, size akarsuyu kim getirir?"
68. KALEM SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1, 2. Nun.2 Andolsun, kaleme ve yazdıkları şeye 3 ki sen, Rabbinin nimeti sayesinde deli değilsin.
3. Şüphesiz senin için, elbette bitip tükenmeyen bir mükafat vardır.
4. Şüphesiz sen, elbette büyük bir ahlak üzerindesin.4
5, 6. Delilik hanginizde imiş? Sen de göreceksin, onlar da görecekler,
7. Şüphesiz Rabbin , kendi yolundan sapanı pekala bilendir; ve O, doğru yolda olanı da pekiyi bilendir. (...)
69. HÂKKA SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1, 2, 3. O hak olan, nedir o hak olan' Sana hak olanın ne olduğunu, ne bildirdi?
4. Semud ve Ad (kavimleri), kıyameti yalanladılar.
5. Semud'a gelince, o azgın sesle helak edildiler.
6. Ad'e gelince, onlar da gürültülü, azgın bir rüzgarla helak edildiler.
7. Onu, yedi gece sekiz gün üzerlerine kahırla saldı. O kavmi, orada çarpılmış görürsün, sanki onlar içi boş hurma kütükleri gibidirler.
8. Onlar için (onlardan geri kalan) bir kalıntı görüyor musun? 5
Açıklamalar
1 "* De ki: O rahman'dır; Ona inandık ve Ona güvendik. Kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu yakında bileceksiniz.? *" (Mülk Suresi, 67:29) Çok ayatın ifade ettiği ihbarat-ı gaybiyyedir ki, aynen doğru olarak çıkmıştır. İşte pekçok itirazat ve tenkidata mâruz ve en küçük bir hatasından dolayı davasını kaybedecek bir Zâtın lisanından böyle tereddüdsüz, kemal-i ciddiyet ve emniyetle ve kuvvetli bir vüsuku ihsas eden bir tarzda böyle ihbarat-ı gaybiye, kat'iyyen gösterir ki; o Zât, Üstad-ı Ezelî'sinden ders alıyor, sonra söylüyor." (S., Yirmi Beşinci Söz -Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi- Birinci Şule Üçüncü Şua Birinci Cilve İkinci Şavk, s.406)
2 (bk. Bakara Sûresi 1.âyet açıklaması, s.2)
3 "... o sûrenin başını okurken gördüm ki, "Nun. Andolsun kaleme ve yazdıkları şeye?" (Kalem Suresi, 68:1, 2) âyeti bütün kalemlerin ve tastir ve kitabetlerin aslı, esası, ezelî me'hazı ve sermedî üstadı kaderin kalemi ve Nur ve ilm-i ezelînin nuruna işaret eden (nun) kelimesidir. Demek " Vezzâriyât" Zerrat Risalesi'ne işareti gibi kuvvetli bir münasebetle, (nun) kelimesi Risale-i Kader'e kuvvetli işâretle bakar." (Ş., On Dördüncü Şua, s.519)
" 4. Kalemle ilmi tahsil etmek. "Nun. Andolsun kaleme ve yazdıkları şeye?" Madem ki, hakikat ilmi tahsil edilmiyor. Elbette mahfî hikmetlere binaen mahdud insanların eline geçen, kulağına giren bu nevi derslerin ciddî tahsili için, bilhâssa okuması yazması olanların bizzât yazmak suretiyle, bu neticeyi bulacaklarına şübhe edilmemelidir. Bir şeyi yazmak; okumak, anlamak, sonra başka kâğıda nakletmektir ki, bu tarzla matlub istifadenin te'min edileceği muhakkaktır." (BL., Hulûsi Bey'in fıkrasıdır, s.296)
4 "Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Hakîm de: "Hiç şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin." (Kalem Suresi, 68:4) ferman eder. Rivayat-ı sahiha ile Hazret-i Âişe-i Sıddıka (R.A.) gibi sahabe-i güzin, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tarif ettikleri zaman "Hulukuhul Kur'an" diye tarif ediyorlardı. Yani: "Kur'anın beyan ettiği mehasin-i ahlâkın misali, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dır. Ve o mehasini en ziyade imtisal eden ve fıtraten o mehâsin üstünde yaratılan O'dur.?(...)"
"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, hilkaten en mutedil bir vaziyette ve en mükemmel bir surette halkedildiğinden, harekât ve sekenatı, itidal ve istikamet üzerine gitmiştir. Siyer-i Seniyesi, kat'î bir surette gösterir ki: Her hareketinde istikamet ve itidal üzere gitmiş. İfrat ve tefritten içtinab etmiştir. Evet, Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" (Hud Suresi, 11:112) emrini tamamiyle imtisal ettiği için, bütün ef'al ve akval ve ahvalinde istikamet, kat'i bir surette görünüyor." (L., On Birinci Lem'a On Birinci Nükte İki ve Üçüncü Mes'ele, s.60)
5 "Evet, adâlet iki şıktır: Biri müsbet, diğeri menfidir. Müsbet ise hak sahibine hakkını vermektir.(...) İkinci kısım menfidir ki, haksızları terbiye etmektir. Yani haksızların hakkını, tazib ve tecziye ile veriyor. Şu şık ise çendan tamamıyla şu dünyada tezahür etmiyor. Fakat o hakikatın vücudunu ihsas edecek bir surette hadsiz işarat ve emarat vardır. Ezcümle: Kavm-i Âd ve Semud'dan tut, tâ şu zamanın mütemerrid kavimlerine kadar gelen sille-i te'dib ve tâziyane-i tazib, gayet âlî bir adaletin hükümran olduğunu hads-i kat'î ile gösteriyor." (S., Onuncu Söz Onuncu Hakikat'in Haşiyesi, s.85) (Ayrıca bk. Ş., İkinci Şua Tevhidin İkinci Meyvesi, Altıncı Şua sonu, On Birinci Şua -Meyve Risalesi- Yedinci Mes'ele ve Onuncu Mes'ele, On Beşinci Şua 'El Hüccetüzzehra- Fatiha-i Şerîfenin Muhtasar Bir Hülasası Sekizinci Kelime, s.12, 96, 213, 244 ve 617)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
