Meal
70. Mearic Sûresi'nden
24, 25. Onlar ki, mallarında dilenci ve mahrum için belli bir hak vardır;
26, 27, 28. Onlar ki; ceza gününü tasdik ederler, Rablerinin azabından korkarlar ki, gerçekten Rablerinin azabı(na karşı) emin olunmaz.
29, 30, 31. Onlar ki, namuslarını korurlar. -Ancak eşlerine yahut sağ ellerinin sahip olduğu cariyelerine (karşı müstesna)- çünkü onlar (bundan) kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçerse, işte onlar haddi aşanlardır.
32, 33, 34, 35. Onlar ki; emanetlerine ve sözlerine riayet ederler, şahitliklerini yerine getirirler, namazlarını muhafaza ederler. İşte onlar, cennetlerde ikram edilenlerdir.
40, 41. Yine hayır, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine kendilerinden daha hayırlısın getirmeğe biz elbette muktediriz; ve bizim önümüze de geçilemez.
42, 43, 44. Öyleyse bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşmalarına dek, dalsınlar ve oynasınlar.1 O günde kabirlerden hızlıca çıkarlar; gözleri yerde, onları bir horluk bürümüş olarak, sanki dikili şeye (hedefe) hızla koşuyorlar gibi. İşte bu, tehdit edildikleri gündür.
71. NUH SURESİ'NDEN
13. "Size ne oluyor da, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?"
14. "O ki sizi gerçekten aşama aşama yarattı".2
15. Görmedin mi, Allah yedi gökleri kat kat nasıl yarattı?
16. Onlar (içinde)da Ay'ı bir nur, Güneşi de bir lamba kıldı.3
17. Allah, sizi de yerden ot gibi bitirdi.
Açıklamalar
1 "Şimdi hiç mümkün müdür ki, böyle en küçük bir mahlukun, en küçük bir hacetinin imdadına koşan bir adalet ve hikmet; insan gibi en büyük bir mahlukun beka gibi en büyük bir hacetini mühmel bıraksın" En büyük istimdadını ve en büyük sualini cevapsız bıraksın.(...)Belki bir Mahkeme-i Kübrâya bırakılıyor. Zira hakikî adalet ister ki: Şu küçücük insan, şu küçüklüğü nisbetinde değil, belki cinayetinin büyüklüğü, mahiyetinin ehemmiyeti ve vazifesinin azameti nisbetinde mükâfat ve mücazat görsün. Madem şu fâni, geçici dünya; ebed için halk olunan insan hususunda öyle bir adalet ve hikmete mazhariyetten çok uzaktır. Elbette âdil olan o Zât-ı Celil-i Zülcemal'in ve Hakîm olan o Zât-ı Cemil-i Zülcelal'in daimî bir Cehennem'i ve ebedî bir Cennet'i bulunacaktır."
"Acaba hiç kabil midir ki: İnsan, hilâfet ve emanetle mükerrem olsun, Rububiyetin külliyat-ı şuununa şahid olarak kesret dairelerinde, Vahdaniyet-i İlahiyenin dellâllığını ilân etmekle, ekser mevcudatın tesbihat ve ibadetlerine müdahale edip zabitlik ve müşahidlik derecesine çıksın da sonra kabre gidip, rahatla yatsın ve uyandırılmasın" Küçük büyük her amellerinden sual edilmesin? Mahşere gidip Mahkeme-i Kübrayı görmesin! Hayır ve asla!.." (S., Onuncu Söz Üçüncü ve Yedinci Hakikat, s.67 ve 78)
2 "12. Andolsun, gerçekten insanı çamurdan bir hulasadan (özden) yarattık. 13. Sonra onu çok sağlam bir karargahta bir meni kıldık. 14. Sonra o meniyi kan pıhtısı yarattık; derken kan pıhtısını bir çiğnem et; derken bir çiğnem eti kemikler yarattık (yaptık). Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla inşa ettik. Yaratanların en güzeli Allah çok yücedir!" (Mü'minun Sûresi 12-14.âyetler meali, s.53) (Ayrıca bk. Hac Sûresi 5.âyet meali ve açıklaması, s.49; İİ., Delâil-i Haşr, s.53 ve 56)
3 "Yâni, lâmba tâbiriyle şöyle bir üslûba pencere açar ki: Şu âlem bir saray ve içinde olan eşya ise insana ve zîhayata ihzar edilmiş müzeyyenat ve mat'umat ve levazımat olduğunu ve Güneş dahi müsahhar bir mumdar olduğunu ihtar ile, Sâni'in haşmetini ve Hâlıkın ihsanını ifham ederek tevhide bir delil gösterir ki; müşriklerin en mühim, en parlak mabud zannettikleri Güneş, müsahhar bir lâmba, camid bir mahluktur. Demek "sirac" tabirinde Hâlık'ın azamet-i rububiyetindeki rahmetini ihtar eder. Rahmetin vüs'atindeki ihsanını ifham eder. Ve o ifhamda saltanatının haşmetindeki keremini ihsas eder. Ve bu ihsasta vahdaniyeti i'lam eder ve manen der: "Camid bir sirac-ı müsahhar, hiçbir cihette ibâdete lâyık olamaz.?" (S., Yirmi Beşinci Söz -Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi- Birinci Şule Birinci Şua İkinci Suret Üçüncü Nokta, s.377) (Ayrıca bk. MN., Onuncu Risale sonu ve On Dördüncü Reşha Dördüncü Katre İkinci Nükte, s.229 ve 233; NİK., On Dördüncü Ders On dördüncü Lem'a On dördüncü Reşha, s.141)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
