Sayfa

Meal

5. Maide Sûresi'nden
105. Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolu bulduğunuz zaman, sapanlar size zarar vermezler.1 Hepinizin dönüşü Allah'adır; o zaman yaptıklarınızı size haber verir.
119. Allah dedi: 'Bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği bir gündür.2 Onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada sürekli olarak sonsuza kadar kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır." İşte bu, büyük kurtuluştur.
120. Göklerin, yerin ve onlardaki şeylerin mülkü Allah'ındır.3 O, her şeye kadirdir.
6. EN'AM SURESİ'NDEN
38. Yeryüzünde yürüyen bir hayvan veya iki kanadı ile uçan bir kuş yoktur ki, onlar da sizin gibi bir ümmet (topluluk) olmasın.4 Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra ancak Rablerine toplanacaklar.
54. Ayetlerimize iman edenler sana geldiği zaman de ki: "Selam size!" Rabbiniz rahmeti kendi üzerine şöyle yazdı: "İçinizden kim bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra da ardından tövbe eder ve (kendini) ıslah ederse, şüphesiz O, çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
59. Gaybin anahtarları O'nun yanındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanları bilir. Düşen bir yaprağı da bilir. Yerin karanlıkları altındaki bir tane, ne yaş ne kuru ne varsa, mutlaka hepsi apaçık bir kitaptadır.5

Açıklamalar

1 "Bu âyet 'Lâ Yedurruküm...' (Maide Suresi, 5:105) ve usûl-ü İslâmiyetin ehemmiyetli bir düsturu olan "Erradi" (Maide Suresi, 5:105) Yani: 'Başkasının dalaleti sizin hidayetinize zarar etmez. Sizler lüzumsuz onların dalaletleriyle meşgul olmazsanız.' Düsturun manası: 'Zarara kendi razı olanın lehinde bakılmaz, ona şefkat edip acınmaz.' Madem bu âyet ve bu düstur bizi, zarara bilerek razı olanlara acımaktan men'ediyor; biz de bütün kuvvetimiz ve merakımızla vaktimizi kudsî vazifeye hasretmeliyiz. Onun haricindekileri malayani bilip, vaktimizi zayi' etmemeliyiz. Çünki elimizde nur var; topuz yoktur. Biz tecavüz edemeyiz. Bize tecavüz edilse, nur gösteririz. Vaziyetimiz bir nevi nûrâni müdafadır." (EL-I., s.44) (Ayrıca bk. Mnz., sonu, Zindan-ı Atâlete Düştüğümüzün Sebebi Nedir?)

2 "Zira kizb, küfrün esasıdır. Kizb nifakın birinci alâmetidir. Kizb kudret-i İlahiyeye bir iftiradır. Kizb hikmet-i Rabbaniyeye zıddır. Ahlâk-ı âliyeyi tahrib eden kizbdir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren ancak kizbdir. Âlem-i beşerin ahvalini fesada veren kizbdir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbtir. Hülâsa: Yol ikidir: Ya sükût etmektir. Çünki söylenilen her sözün doğru olması lâzımdır. Veya sıdktır. Çünkü İslâmiyetin esası sıdktır. İmanın hassası, sıdktır. Bütün kemalâta isal edici, sıdktır. Ahlâk-ı âliyenin hayatı, sıdktır. Terakkıyatın mihveri sıdktır. Alem-i İslâmın nizamı, sıdktır. Nev'-i beşeri kâ'be-i kemalâta îsal eden, sıdktır. Ashab-ı Kiram'ı bütün insanlara tefevvuk ettiren sıdktır. Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalâtü Vesselâm'ı meratib-i beşeriyenin en yükseğine çıkaran sıdktır."(İİ.,Mühürlenen Kalbler Yedinci Cümle, s.82)

3 (Ayrıca bk. Al-i İmran Sûresi 189.âyet açıklaması, s.9)

4 "Mâdem ruy-i zemin, bir sofra-i Rahmandır. İnsanın şerefine kurulmuştur. Öyle ise, o sofradan istifade eden sair hayvanat ve tuyurun çoğu insana müsahhar ve hizmetkâr olabilir. Nasılki en küçüklerinden bal arısı ve ipek böceğini istihdam edip ilham-ı İlahî ile azîm bir istifade yolunu açarak ve güvercinleri bazı işlerde istihdam ederek ve papağan misillü kuşları konuşturarak, medeniyet-i beşeriyenin mehasinine güzel şeyleri ilâve etmiştir. Öyle de, başka kuş ve hayvanların istidad dili bilinirse, çok taifeleri var ki; karındaşları hayvanat-ı ehliye gibi, birer mühim işde istihdam edilebilirler." (S., Yirminci Söz İkinci Makam, s.260)
"Şimdi kuşlara bak! Onların söyleşmeleri ve cıvıldaşmaları, bir Sâni'-i Hakîm'in intak ve söyletmesi olduğuna delil-i kat'î ise, hayret verir bir tarzda birbirine o seslerle müdavele-i hissiyat ve ifade-i maksad etmeleridir." (S.,Otuz Üçüncü Söz Yirminci Pencere, s.671)

5 "Bir kavle göre Kitab-ı Mübîn, Kur'andan ibarettir. Yaş ve kuru, her şey içinde bulunduğunu, şu ayet-i kerîme beyan ediyor. Öyle mi? Evet, her şey içinde bulunur. Bazen çekirdekleri, bazen nüveleri, bazen icmalleri, bazen düsturları, bazen alâmetleri; ya sarâhaten, ya işâreten, ya remzen, ya ibhâmen, ya ihtar tarzında bulunurlar. Fakat ihtiyaca göre ve makasıd-ı Kur'ana münasip bir tarzda ve iktiza-yı makam münasebetinde şu tarzların birisiyle ifade ediliyor." (S., Yirminci Söz İkinci Makam, s.252) (Ayrıca bk. S., On Dördüncü Söz ve 26.Söz Üçüncü Mebhas, s.16 ve 469; İİ., Mukaddeme, s.206; Ş.,On Beşinci Şua Lahika, s.682; BL., s.62, 64; STG., Hz.Gavs'ın Kerâmet-i Gaybiyesi.., s.162)


Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi

Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.

Yükleniyor...