Meal
78. Nebe' Sûresi
37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rahman Rabbidir.1 (O gün) O'na hitab etmeğe muktedir olamazlar.
38. O günde, Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf dururlar. Konuşmazlar, ancak Rahman'ın izin verip de doğru diyen müstesna.
39. İşte bu, o hak gündür. Artık kim dilerse, Rabbine varan bir yol edinir.
40. Gerçekten biz, sizi yakın bir azapla uyardık. O günde kişi iki elinin önceden yaptığına bakar ve kafir: "Ah keşke, toprak olsaydım!" der.
79. NAZİAT SURESİ
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. Andolsun; şiddetle söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere,2 yüzdükçe yüzenlere, koşarak götürenlere, işi idare edenlere ki; 3 O günde sarsan sarsar, onu arkadan gelen izler.
8, 9, 10, 11. O gün kalpler titremektedir. Gözleri yerdedir. "Çürümüş kemikler olduğumuz zaman mı? 4 Biz mi gerçekten eski hale döndürüleceğiz?" derler.
12. Dediler: "O takdirde işte bu, ziyanlı bir dönüştür".
13, 14. O ancak bir tek haykırıştır. Bakarsın ki onlar toprağın üstündeler.
15, 16, 17, 18. (Resul'üm!) Sana Musa'nın sözü geldi mi? Hani, Rabbi ona Kutsal Tuva vadisinde; "Fir'avn'e git, çünkü o azdı!" diye seslenmişti. Ona "(Günahlardan) temizlenmene var mısın? Seni Rabbine hidayet edeyim mi, (O'ndan) korkasın!" de.
20, 21, 22, 23, 24. (Musa) Ona en büyük mucizeyi gösterdi. O da, yalanladı ve isyan etti. Sonra koşarak arkasını döndü. (Adamlarını) topladı da seslendi: "Sizin en yüce Rabbiniz benim!" dedi.
Açıklamalar
1 "Meselâ, Küre-i Arz ehl-i hikmet nazariyle bakılsa hakikatı şudur ki: Güneş etrafında mutavassıt bir seyyare gibi hadsiz yıldızlar içinde döner. Yıldızlara nisbeten küçük bir mahluk. Fakat ehl-i Kur'an nazarıyla bakıldığı vakit -Onbeşinci Söz'de izah edildiği gibi- hakikatı şöyledir ki: Semere-i âlem olan insan; en câmi', en bedî' ve en âciz, en aziz, en zaîf, en latif bir mu'cize-i kudret olduğundan, beşik ve meskeni olan zemin; semaya nisbeten maddeten küçüklüğüyle ve hakaretiyle beraber manen ve san'aten bütün kâinatın kalbi, merkezi.. bütün mu'cizat-ı san'atının meşheri, sergisi.. bütün tecelliyat-ı esmasının mazharı, nokta-i mihrakıyesi.. nihayetsiz faaliyet-i Rabbaniyenin mahşeri, ma'kesi.. hadsiz hallakıyet-i İlahiyenin hususan nebatat ve hayvanatın kesretli enva'-ı sagiresinden cevvadane icadın medarı, çarşısı ve pek geniş âhiret âlemlerindeki masnuatın küçük mikyasta nümunegâhı ve mensucat-ı ebediyenin sür'atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin çabuk değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür'atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.
İşte Arzın bu azamet-i maneviyesinden ve ehemmiyet-i san'aviyesindendir ki, Kur'an-ı Hakîm; semavata nisbeten büyük bir ağacın küçük bir meyvesi hükmünde olan Arzı, bütün semavata karşı küçücük kalbi, büyük kalıba mukabil tutmak gibi denk tutuyor. Onu bir kefede, bütün semâvâtı bir kefede koyuyor, mükerreren "Göklerin ve yerin Rabbi." diyor." (S., Yirmi Dördüncü Söz Üçüncü Dal On ikinci Asıl, s.351) (Ayrıca bk. S., Onuncu Söz Zeylin Birinci Parçası, s.102)
2 "Melâike, insan gibi bir sûrete inhisar etmez; müşahhas iken, bir küllî hükmündedir. Hazret-i Azrail Aleyhisselâm, kabz-ı ervaha müekkel olan melaikelerin nâzırıdır. "Her ölünün ruhunu, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm mı bizzât kabzediyor? Yoksa aveneleri mi kabzediyorlar?" Bu hususta üç meslek var:
Birinci Meslek: Azrail Aleyhisselâm, herkesin ruhunu kabzeder. Bir iş bir işe mani olmaz, çünki nuranîdir. Nuranî bir şey, hadsiz âyineler vasıtasıyla hadsiz yerlerde bizzât bulunabilir ve temessül eder. Nuranînin temessülâtı, o nuranî zâtın hâssasına mâliktir; onun aynı sayılır, gayri değildir.(...)
İkinci meslek odur ki: Hazret-i Cebrail, Mikâil, Azrail gibi melaike-i izam, birer nâzır-ı umumî hükmünde.. kendi nevilerinden ve kendilerine benzer küçük tarzda aveneleri vardır. Ve o muavinler, envâ'ı mahlûkata göre ayrı ayrıdırlar.Sulehanın ervahını kabzeden başkadır, ehl-i şekavetin ervahını kabzeden yine başkadır.Nasıl ki "Yemin olsun kâfirin ruhunu ta derinliklerinden şiddetle söküp alanlara. Ve mü'minin ruhunu kolaylıkla alanlara." (Naziat Suresi, 79:1, 2) ayeti işaret ediyor ki: Kabz-ı ervah eden, taife taifedir. (...)
Üçüncü Meslek:..Bazı melâikeler var ki, kırkbin başı var. Her başında, kırkbin dili var-Demek, seksenbin gözü var-(...) İşte bu mesleğe binaen, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'ın, her ferde müteveccih bir yüzü ve bakar bir gözü vardır?" (M., Yirmi Sekizinci Mektub İkinci Mes'ele, s.351)
3 "Meleklerin bir kısmı âbiddirler, diğer bir kısmının ubudiyetleri ameldedir. Melaike-i arziyenin amele kısmı bir nevi insan gibidir. Tabir caiz ise, bir nevi çobanlık ederler. Bir nevi de çiftçilik ederler. Yani rûy-i zemin, umumî bir mezraadır. İçindeki bütün hayvanatın taifelerine Hâlık-ı Zülcelal'in emriyle, izniyle, hesabıyla, havl ve kuvvetiyle bir melek-i müekkel nezaret eder. Ondan daha küçük herbir nevi hayvanata mahsus bir nevi çobanlık edecek bir melaike-i müekkel var. Hem de rûy-i zemin bir tarladır, umum nebatat onun içinde ekilir. Umumuna Cenab-ı Hakk'ın namıyla, kuvvetiyle nezaret edecek müekkel bir melek vardır. Ondan daha aşağı bir melek, bir taife-i mahsusaya nezaret etmekle Cenab-ı Hakk'a ibadet ve tesbih eden melekler var. Rezzakıyet arşının hamelesinden olan Hazret-i Mîkâil Aleyhisselâm şunların en büyük nâzırlarıdırlar." (S., Yirmi Dördüncü Söz Dördüncü Dal Birinci Kısım, s.353)
4 "Kezalik, birbiriyle ülfet peyda eden ve herbirisi yerini tanıyan ve bir derece yontulmuş taşlar gibi kesb-i letafet eden bedenin zerratı, ölüm ile dağıldıktan sonra, haşirde Hâlık'ın izniyle, İsrafil'in borusuyla o zerrat-ı asliye ve esasiye içtimaa davet edildikleri zaman, pek kolay içtima ederler ve beden-i insanîyi yine eskisi gibi teşkil ederler. Maahaza kudret-i ezeliyeye nisbeten en büyük, en küçük gibidir; hiçbir şey O kudrete ağır gelemez." (İİ., Delâil-i Haşr, s.57) (Ayrıca bk. Yasin Sûresi 79.âyet açıklaması, s.83)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
