Sayfa

Meal

79. Naziat Sûresi
25. Allah da onu, sonun ve ilkin ibretli cezası ile yakaladı.
26. Gerçekten bunda, (Allah'tan) korkan için elbette bir ibret vardır.
27, 28, 29. Yaratma bakımından siz mi daha çetinsiniz yoksa gök mü? Onu (Allah) yarattı. Boyunu yükseltip onu düzenledi; gecesini kararttı, nurunu çıkardı.
30, 31, 32, 33. Bundan sonra da yeri döşedi.1 Sizin ve hayvanlarınızın faydası için. Ondan suyunu ve otlağını çıkardı. Dağları dikti.2
34, 35, 36. Her şeyi bastıran bela geldiği zaman, o gün insan çalıştığı / yaptığı şeyleri hatırlar. Cehennem gören kimse için açığa çıkarılmıştır.
37, 38, 39. Taşkınlık eden ve dünya hayatını (ahirete) tercih eden o kimseye gelince; şüphesiz, cehennemdir ona barınak.
40, 41. Kim de Rabbinin huzurunda dur-maktan korkar,nefsi(ni) hevâ ve hevesten men ederse, şüphesiz cennettir onun barınağı.
42, 43, 44, 45, 46. Sana kıyametten soruyorlar; onun demir atması (gelip çatması) ne zamandır, diye? Sen nerede onu bilmek nerede? Onun son bilgisi Rabbine aittir. Sen ancak ondan korkanın uyarıcısısın. Onlar onu gördükleri gün, sanki (dünyada) bir akşam üstü yahut kuşluk vakti kadar kalmışlardır.
80. ABESE SURESİ
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1, 2, 3, 4. Kendisine ama geldi diye, yüzünü ekşitti ve arkasını döndü,3 Ne biliyorsun, belki o arınacak? Yahut öğüt alacak da, öğüt ona fayda verecek.

Açıklamalar

1 "Ey Arkadaş! Bu âyet (Bakara Sûresi 29.âyet-MB), arzın semadan evvel yaratılmış olduğuna delalet eder ve "Sonra da yeri yarıp döşedi." (Naziat Suresi, 79:30) âyeti de semavatın Arz'dan evvel halkedildiğine dâldir. Ve "...bitişik iken Biz onları birbirinden koparıp ayırdık." (Enbiya Suresi, 21:30) âyeti ise ikisinin bir maddeden beraber halkedilmiş ve sonra birbirinden ayırdedilmiş olduklarını gösteriyor. Şeriatın nakliyatına nazaran, Cenab-ı Hak bir cevhereyi, bir maddeyi yaratmıştır. Sonra o maddeye tecelli etmekle bir kısmını buhar, bir kısmını da mayi kılmıştır; sonra mayi kısmı da, tecellisiyle tekâsüf edip "Zebed" köpük kesilmiştir; sonra arz veya yedi küre-i arziyeyi o köpükten halk etmiştir.(...) İşte arzın-hepsinden evvel tekâsüf ve tasallub etmekle acele kabuk bağlayarak uzun zamanlardan beri menşe-i hayat olması itibariyle- hilkat-i teşekkülü semavattan evveldir. Fakat Arz'ın bast edilmesiyle nev'-i beşerin taayyüşüne elverişli bir vaziyete geldiği, semavatın tesviye ve tanziminden sonra olduğu cihetle, hilkatı semavattan sonra başlarsa da bidayette, mebde'de ikisi beraber imişler. Binaen alâhâzâ o üç âyetin aralarında bulunan zahirî muhalefet, bu üç cihetle mutabakata inkılâb eder." (İİ., Seb'a Semavat İkinci Mes'ele, s.187)

2 "Dağların zeminden emr-i Rabbâni ile çıkmaları ve zeminin içinde, inkılabat-ı dâhiliyeden neş'et eden heyecanını ve gazabını ve hiddetini, çıkmalarıyla teskin ederek; zemin o dağların fışkırmasıyla ve menfeziyle teneffüs edip, zararlı olan sarsıntılardan ve zelzele-i muzırradan kurtulup, vazife-i devriyesinde sekenesinin istirahatlarını bozmuyor. Demek nasılki sefineleri sarsıntıdan vikaye ve müvazenelerini muhafaza için onların direkleri üstünde kurulmuş; öyle de dağlar, zemin sefinesine bu manada hazineli direkler olduklarını, Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan "Dağları direk (yapmadık mı)" (Nebe Suresi, 78:7) * "Yeryüzünde sabit dağlar diktik." (Hicr Suresi, 15:19) * "Dağları sapasağlam dikti." (Naziat Suresi, 79:32) gibi çok âyetlerle ferman ediyor." (Ş., Yedinci Şua -Ayet-ül Kübra- Birinci Makamın Beşinci Mertebesi, s.113)

3 "Bu sûreye isim olan "Abese" kelimesi "yüzünü ekşitti" anlamındadır. Birgün Resûlullah (asm) Kureyş'in ileri gelenlerine İslâm'ı teblîğ ederken, Ümm-ü Mektûm (ra) meclise gelip: "Yâ Resûlullah! Allah'ın sana öğrettiklerinden banada öğret!" diye seslenerek, bu sözü birkaç def'a tekrâr etmesi üzerine, Efendimiz (asm) mübârek yüzünü diğer tarafa çevirmiştir." (KMM., Abese Sûresi 1.âyet açıklaması, s.584)


Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi

Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.

Yükleniyor...