Sayfa

Meal

14. İBRAHİM SURESİ'NDEN
12. Biz neden Allah'a tevekkül etmeyelim ki, O bize yollarımızı göstermiştir? Bize ettiğiniz eziyetlere mutlaka sabredeceğiz.1 Tevekkül edenler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler'.
24. Görmedin mi, Allah nasıl bir misal getirdi? Güzel bir söz; kökü sağlam / yerde, dalı gökte hoş bir ağaç gibidir.2
25. Meyvesini Rabbinin izni ile her zaman verir.Allah, belki öğüt alırlar diye böyle misaller getiriyor.3
26. Kötü söz de, toprağın üzerinden koparılan, sebatı (istikrarı) olmayan kötü bir ağaç gibidir.
27. Allah; iman edenlere, dünya hayatında ve ahirette sabit sözle sebat verir. Allah zalimleri saptırır ve Allah dilediğini yapar.4
32. Allah O'dur ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi.Onunla size rızk olarak çeşitli ürünler çıkardı. Emri ile denizde akması için gemileri emrinize verdi ve nehirleri de emrinize verdi.
33. Sürekli olarak görevlerini yapan Güneşi ve Ayı emrinize verdi. Geceyi ve gündüzü de emrinize verdi.
34. (Allah) size her istediğinizden verdi. Eğer Allah'ın nimetlerini saymak isterseniz, sayamazsınız / bitiremezsiniz. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.5(...)

Açıklamalar

1 "Avrupanın insaniyetperver maskesi altında vahşî reislerininsağır kulakları çınlasın!.. Ve bu vicdansız gaddarları bize musallat eden o insafsız zâlimlerin görmiyen gözlerine sokulsun! Ve bu asırda, yüzbin cihette 'Yaşasın Cehennem' dedirten mimsiz medeniyet perestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhâldir." (M., Yirmi Dokuzuncu Mektub Es'ile-i Site, s.429-432)

2 ( bk. KL., s.64)

3 "Kur'an'ın tâkib ettiği makasıd-ı esasiye ve anâsır-ı asliye: Ubûdiyetle tevhid, risâlet, haşir, adâlet olmak üzere dörttür. Diğer bahsettiği mes'eleler ancak bu maksadlara vesilelerdir. Bu itibarla vesilelerde yapılacak tafsilât, ol babdaki kavaide muhaliftir. Çünki malayani ile iştigal, maksadı geri bırakıyor. Bunun içindir ki, bazı mesail-i kevniyede Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan ihmal veya ibham veya icmal yapmıştır. Ve keza Kur'anın muhatablarından kısm-ı ekseri avamdır. Avam sınıfının hakaik-i İlahiyenin ince ve müşkil kısmına fehimleri kadir değildir. Ancak temsil ve icmaller ile fehimlerine yakınlaştırmak lâzımdır. Bunun içindir ki Kur'an, kesret ile temsilleri zikrediyor. Ve istikbalde keşfedilecek bâzı mesâilde de icmal yapıyor." (MN., On Dördüncü Reşha Dördüncü Katre Üçüncü Nükte, s.234)
"Nasılki Kur'anın müteşabihatı var; gayet derin Mes'eleleri temsilât ile ve teşbihatla avama ders veriyor. Öyle de: Hadîsin müteşabihatı var; gayet derin hakikatları me'nûs teşbihatla ifade eder." (L., On Dördüncü Lem'a Üçüncü Esas, s.91) (Ayrıca bk. S., On altıncı Söz Birinci Şua, s.193; M., Yirmi Dördüncü Mektub İkinci Makam Birinci Mebhas ve Yirmi Sekizinci Mektub Yedinci Mes'ele Dördüncü İşaret, s.291 ve 373)

4 "İ'lem eyyühe'l-aziz! Sinek, örümcek, pire gibi küçük hayvanlar fil, camus, deve gibi büyük hayvanlardan daha zeki, hilkatçe daha güzel, san'atça daha tam oldukları halde, bunların ömrü kısa, onlarınki uzun, bunların zahiren menfaatleri yok, onlarınki var. İşte bu hal, hilkat-i eşyada Sâniin külfeti olmadığına ve herşeyin vücuda gelmesi ancak "Kün" emriyle olduğuna bâhir bir burhandır." (MN., Zerre, s.187; Habbe, s.128)

5 "İşte şu ayetler (İbrahim Sûresi:32-34 âyetler) evvelâ Cenâb-ı Hakkın insana karşı şu koca kâinatı nasıl bir saray hükmünde halk edip, semâdan zemine âb-ı hayatı gönderip, insanlara rızkı yetiştirmek için zemini ve semâyı iki hizmetkâr ettiği gibi, zeminin sair aktârında bulunan herbir nevi meyvelerinden herbir adama istifade imkânı vermek, hem insanlara semere-i sa'ylerini mübadele edip her nevi medar-ı maişetini temin etmek için gemiyi insana musahhar etmiştir. Yani, denize, rüzgâra, ağaca öyle bir vaziyet vermiş ki, rüzgâr bir kamçı, gemi bir at, deniz onun ayağı altında bir çöl gibi durur. İnsanları gemi vasıtasıyla bütün zemine münasebettar etmekle beraber, ırmakları, büyük nehirleri insanın fıtrî birer vesait-i nakliyesi hükmünde teshir, hem güneşle ayı seyrettirip mevsimleri ve mevsimlerde değişen Mün'im-i Hakikînin renk renk nimetlerini insanlara takdim etmek için iki musahhar hizmetkâr ve o büyük dolabı çevirmek için iki dümenci hükmünde halk etmiş. Hem gece ve gündüzü insana musahhar, yani hâb-ı rahatına geceyi örtü, gündüzü maişetlerine ticaretgâh hükmünde teshir etmiştir." (S., Yirmi Beşinci Söz-Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi-İkinci Şule İkinci Nuru Altıncı Nükte-i Belagat, s.421) (Ayrıca bk. S., Otuz Üçüncü Söz Onuncu Pencere, s.661; KL., R.N.Şakirdleri tarafından sorulan bir suale cevabdır, s.207; STİ., Rüyada Bir Hitabe sonu, s.56)


Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi

Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.

Yükleniyor...