Meal
14. İbrahim Sûresi'nden
38. 'Rabbimiz, şüphesiz sen bizim gizlediğimizi ve açıkladığımızı bilirsin. Ne yerde, ne gökte Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz'.
39. 'Bana, ihtiyarlığıma rağmen İsmail'i ve İshak'ı bağışlayan Allah'a hamdolsun. Şüphesiz Rabbim, elbette duayı işitendir'.
47. Öyleyse sakın, Allah'ın, peygamberlerine va'dinden (verdiği sözünden) cayacağını zannetme. Şüphesiz Allah, mutlak galiptir, intikam sahibidir.
48. O gün, yer başka yerle, gökler de (başka göklerle) değiştirilir.1 (Ve insanlar) Kahredici bir tek Allah'ın huzuruna çıkarlar.
49. O gün, günahkarların bukağılarla bağlandıklarını görürsün.
50. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini ateş kaplar.
51. Tâ ki Allah, her nefse kazandığının cezasını versin diye. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
52. Bu (Kur'an), insanlara bir tebliğdir, uyarılmaları için ve bilsinler ki O, bir tek Allah'tır. Ve aklı selim sahipleri öğüt alsınlar diye.
15. HİCR SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1. Elif. Lam. Ra.2 Bunlar, kitabın ve açıklayıcı Kur'an'ın âyetleridir.
2. Kafirler zaman zaman (kendileri) 'Müslüman olsalardı', diye temenni edecek.
3. Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş emel onları oyalasın. (Kötü sonucu) sonra bilecekler.
16. Andolsun, gökte burçlar yarattık ve onları bakanlar için süsledik.3
17. Onları, kovulmuş taşlanmış her şeytandan koruduk.
Açıklamalar
1 'Evet, nasıl ki insan küçük bir âlemdir, yıkılmaktan kurtulamaz. Âlem dahi büyük bir insandır; o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek; veya yatıp, sonra subh-u haşirle gözünü açacaktır. (...) Sûret kalınlaştıkça, hakikat inceleşir. Sûret inceleştikçe, hakikat o nisbette kuvvet bulur. İşte, şu kanun, kanun-u tekâmüle dahil olan bütün eşyaya şamildir. Demek, herhalde bir zaman gelecek ki, kâinat hakikat-i uzmâsının kışır ve sureti olan âlem-i şehadet, Fâtır-ı Zülcelâlin izniyle parçalanacak, sonra daha güzel bir surette zelenecektir. 'O gün yeryüzü başka bir şekle girer.' (İbrahim Suresi, 14:48) sırrı tahakkuk edecektir.' (S., Yirmi Dokuzuncu Söz İkinci Maksad Dördüncü Esas Birinci Mes'ele, s.529)
"Hem madem Hallâk-ı Bîmisal israf etmiyor, abes işleri yapmıyor. Hattâ güz mevsiminde vazifesi bitmiş, vefat etmiş mahlûkların enkaz-ı maddiyesini bahar masnuatında istimal ediyor, onların binalarında derc ediyor. Elbette, 'O gün yeryüzü başka bir şekle girer." (İbrahim Suresi, 14:48) sırrıyla, 'Asıl hayata mahzar olan iseahiret yurdudur.' (Ankebut Suresi, 29:64) işaretiyle, şu dünyada câmid, şuursuz, ve mühim vazifeler gören zerrât-ı arziyenin, elbette taşı, ağacı, herşeyi zîhayat ve zîşuur olan âhiretin bazı binalarında derc ve istimali mukteza-yı hikmettir. Çünkü, harap olmuş dünyanın zerrâtını dünyada bırakmak veya ademe atmak israftır. Ve şu hakikatten, pek muazzam bir kanun-u hikmetin ucu görünüyor." (S., Otuzuncu Söz İkinci Maksad Üçüncü Nokta, s.556)
2 (bk. Bakara Sûresi 1.âyet açıklaması, s.2)
3 "Melekler ve semekler gibi, yıldızların dahi gayet muhtelif efradları vardır. Bir kısmı nihayet küçük, bir kısmı gayet büyüktür. Hattâ gök yüzünde her parlayana 'yıldız' denilir. İşte bu yıldız cinsinden bir nev'i de, nazenin sema yüzünün murassa' zînetleri ve o ağacın münevver meyveleri ve o denizin müsebbih balıkları hükmünde, Fâtır-ı Zülcelal, Sâni'-i Zülcemal onları yaratmış ve meleklerine mesireler, binekler, menziller yapmıştır ve yıldızların küçük bir nev'ini de şeyâtînin recmine âlet etmiş." (S., On Beşinci Söz Yedinci Basamak, s.181)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
