Meal
15. Hicr Sûresi'nden
97. Andolsun, onların dedikleri şeyler yüzünden göğsünün daraldığını biliyoruz.
98. Hemen Rabbini Hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.
99. Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
16. NAHL SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1. Allah'ın emri geldi; artık onu istemekte acele etmeyin. O, onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.
2. Kendi emrinden melekleri Ruh ile kullarından dilediğine indirir; şöyle uyarın diye: 'Gerçek şu ki, benden başka İlah yok; öyleyse benden korkun.'
3. (Allah) gökleri ve yeri hak ile yarattı.1 Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
4. İnsanı meniden yarattı. Bir de bakarsın, apaçık bir hasımdır.
5. Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizin için ısındıracak şeyler ve faydalar vardır. Onlardan yersiniz de.
6. Onları akşamleyin (otlaktan) getirir ve sabahleyin salıverirken, onlarda sizin için süs (bir zevk) vardır.
7. (Bu hayvanlar) yüklerinizi, yarı canınız çıkmadan ulaşamayacağınız memlekete taşır. Şüphesiz Rabbiniz elbette çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
8. Atları, katırları ve merkepleri de, binmeniz ve süs için (yarattı). Daha sizin bilmediğiniz nice şeyler de yaratır.2
9. Yolun doğrusu Allah'ındır. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi elbette hepinizi hidayete erdirirdi.
10. (Allah) O'dur ki, gökten sizin için su indirdi. İçeceğiniz O'ndandır ve (hayvanları) otlatacağınız ağaç ve bitki de O'ndandır.3
Açıklamalar
1 "Bidâyet-i hilkatte semâ ve arz şekilsiz birer küme ve menfaatsiz birer yaş hamur, veledsiz mahlukatsız toplu birer madde iken; Fâtır-ı Hakîm, onları feth ve bastedip güzel bir şekil, menfaatdar birer suret, zînetli ve kesretli mahlukata menşe' etmiştir anlar. Vüs'at-i hikmetine karşı hayran olur. Yeni zamanın feylesofuna şu kelime şöyle ifham eder ki: Manzume-i Şemsiyeyi teşkil eden küremiz, sair seyyareler, bidayette Güneş'le mümteziç olarak açılmamış bir hamur şeklinde iken; Kadîr-i Kayyum o hamuru açıp, o seyyareleri birer birer yerlerine yerleştirerek, Güneş'i orada bırakıp, zeminimizi buraya getirerek, zemine toprak sererek, sema canibinden yağmur yağdırarak, Güneş'ten ziya serptirerek dünyayı şenlendirip bizleri içine koymuştur anlar , başını tabiat bataklığından çıkarır, 'Âmentü Billâhi'l-Vâhidi'l-Ehad.'der." (S., Yirmi Beşinci Söz-Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi- Birinci Şule İkinci Şua Birinci Lem'a, s.392; ve bk. İkinci Nükte-i Belâgat, s.417)
2 "Kâinat sarayında hizmet eden hayvanat, kemal-i itaatle evamir-i tekviniyeye imtisal edip, fıtratlarındaki gayeleri güzel bir vecihle ve Cenab-ı Hakk'ın namıyla izhar ederek hayatlarının vazifelerini bedî' bir tarz ile Cenab-ı Hakk'ın kuvvetiyle işlemekle ettikleri tesbihat ve ibâdât, onların hedâya ve tahiyyatlarıdır ki; Fâtır-ı Zilcelâl ve Vâhib-i Hayat dergâhına takdim ediyorlar." (S., Yirmi Dördüncü Söz Dördüncü Dal İkinci Kısım Ameleler, s.356)
"Evet, mevcudatın hiçbir cihette Vâcib-ül Vücuda karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud mertebelerinin hakkını eda etmektir. Çünki verilen bütün vücud mertebeleri vukuattır, birer illet ister. Fakat verilmeyen mertebeler imkânattır. İmkânat ise ademdir, hem nihayetsizdir. Ademler ise, illet istemezler. Nihayetsize illet olamaz. Meselâ madenler diyemezler: 'Niçin nebatî olmadık?' şekva edemezler; belki vücud-u madenîye mazhar oldukları için hakları Fâtırına şükrandır. Nebatat niçin hayvan olmadım deyip şekva edemez, belki vücud ile beraber hayata mazhar olduğu için hakkı şükrandır. Hayvan ise niçin insan olmadım diye şikayet edemez, belki hayat ve vücud ile beraber kıymetdar bir ruh cevheri ona verildiği için, onun üstündeki hakkı, şükrandır, Ve hâkeza.. kıyas et. Ey insan-ı müştekî! Sen ma'dum kalmadın, vücud ni'metini giydin, hayatı tattın; câmid kalmadın, hayvan olmadın. İslâmiyet ni'metini buldun; dalâlette kalmadın, sıhhat ve selâmet ni'metini gördün; ve hâkezâ... " (M., Yirmi Dördüncü Mektub Birinci Makam Birinci Remiz, s.285)
3 "Hem nasıl cevv-i semâdaki bulutlardan mühim hikmetler ve gayeler ve lüzumlu faideler ve semereler için tavzif edilen ve gönderilen katreler, katreler adedince yine O Sâni'-i Hakîm'in vücubunu ve vahdetini ve kemâl-i Rububiyyetini gösterir." ( S., Otuz Üçüncü Söz Altıncı Pencere, s.658)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
