Sayfa

Meal

17. İsra Sûresi'nden
105. Biz onu (Kur'an'ı) hak ile indirdik; o da hak olarak indi. Seni de ancak insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
106. Onu bir Kur'an olarak (âyet âyet, sûre sûre) ayırdık ki onu insanlara ağır ağır okuyasın ve biz onu azar azar indirmekle indirdik.
107. De ki: 'Ona ister iman edin, ister iman etmeyin. Şüphesiz kendilerine ondan önce ilim verilenler, kendilerine okunduğu zaman, çeneleri üstü secdeye kapanırlar.1
108. Ve derler ki: 'Rabbimizi tenzih ederiz. Şüphesiz Rabbimizin va'di muhakkak yerine getirilmiştir.'
109. Çeneleri üstü kapanır ağlarlar. Bu, onların derin saygısını artırır.
I10. De ki: İster Allah deyin yakarın yahut ister Rahman deyin. Hangisini derseniz olur; çünkü en güzel isimler O'nundur. Namazında sesini yükseltme, onu kısma da; ikisinin arası bir yol ara.
111. De ki: "O Allah'a hamdolsun ki çocuk edinmedi, O'nun mülkte ortağı olmadı ve zilletten dolayı bir yardımcısı da olmadı." O'nun için gereği gibi tekbir getir.
18. KEHF SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1, 2, 3, 4. Hamdolsun O Allah'a ki, kendi tarafından çetin bir azap ile ikaz etmek, iyi iş ve davranışlarda bulunan mü'minlere, kendileri için, içinde ebedi kalacakları güzel bir ecir bulunduğunu müjdelemek, 'Allah evlat edindi.' Diyenleri uyarmak için Kulu'na, kendisinde hiçbir eğrilik bulunmayan dosdoğru Kitab'ı 2 indirdi.

Açıklamalar

1 Bu âyet-i kerîme, Kur'an-ı Kerîm'deki on dört secde âyetinin dördüncüsüdür.(MB)

2 "Meselâ, bütün daire-i imkân ve daire-i vücuba bakan hem o iki şecere-i azîmenin birtek dalı hükmünde olan imanın erkân-ı sittesi ve o erkânın bütün dal ve budakları, ta en ince meyve ve çiçekler aralarında o kadar bir tenasüp gözetilerek tasvir eder ve o derece bir muvazenet suretinde tarif eder ve o mertebe bir tenasüp tarzında izhar eder ki, akl-ı beşer idrakinden âciz ve hüsnüne hayran kalır. Ve o iman dalının bir budağı hükmünde olan İslâmiyetin erkân-ı hamsesi aralarında ve o erkânın ta en ince teferruatı ve en küçük âdâbı ve en uzak gayâtı ve en derin hikemiyâtı ve en cüz'î semerâtına varıncaya kadar, aralarında hüsn-ü tenasüp ve kemâl-i münasebet ve tam bir muvazenet muhafaza edildiğine delil: O Kur'ân-ı camiin nusus ve vücuhundan ve işarat ve rümuzundan çıkan Şeriat-ı Kübrâ-yı İslâmiyenin kemâl-i intizamı ve muvazeneti ve hüsn-ü tenasübü ve resaneti, cerh edilmez bir şahid-i âdil, şüphe getirmez bir burhan-ı kàtı'dır. Demek oluyor ki, beyanat-ı Kur'âniye, beşerin ilm-i cüz'îsine, bâhusus bir ümmînin ilmine müstenid olamaz. Belki bir ilm-i muhîte istinad ediyor; ve cemî eşyayı birden görebilir, ezel-ebed ortasında bütün hakaikı bir anda müşahede eder bir Zâtın kelâmıdır. 'Hamd o Allh'a mahsustur ki, kuluna kitabı indirmişve o kitaptahiçbir tezat ve eğriliğe yer vermemiştir." (Kehf Suresi, 18:1) bu hakikata işaret eder." (S., On Üçüncü Söz Birinci Makam sonu, s.141) (Ayrıca bk. Otuz Üçüncü Söz, Otuz Üçüncü Pencere, s.689)


Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi

Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.

Yükleniyor...