Sayfa

Meal

20. Ta Ha Sûresi'nden
113. (Önceki kitapları indirdiğimiz) gibi onu da Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda îkazları tekrar tekrar açıkladık; belki onlar korkarlar (korunurlar); yahut onlar için bir ibret meydana getirir.
130. (Resûl'üm!) Öyleyse dediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini Hamd ile tesbih et. Gece saatlerinde ve gündüzün taraflarında da tesbih et; belki Allah'ın rızasına erersin.
131. Onları denemek için, onlardan bazı sınıfları yararlandırdığımız şeye, dünya hayatının süsüne, sakın göz dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.
132. Ailene namazı emret; sen de ona sabır ile devam et. Biz, senden rızk istemiyoruz; biz sana rızk veriyoruz. Güzel sonuç, takvanındır. (...)
21. ENBİYA SURESİ'NDEN
16. Göğü, yeri ve ikisinin arasındakileri oyuncular olarak (oynamak için) yaratmadık.1
17. Eğer biz bir eğlence edinmek istese idik, eğer yapacak olsaydık, muhakkak onu yanımızdan edinirdik.
18. Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da, onun beynini parçalar. Bakarsın ki bâtıl, zail (yok) olmuştur. (Allah'a) Yakıştırdığınız) şeylerden dolayı yazıklar olsun size!
19. Göklerde ve yerde olan kimseler O'nundur. O'nun yanındakiler O'na ibadetten büyüksünmezler de, yorulmazlar da.
20. Onlar gece gündüz tesbih ederler, gevşemezler.
21. Yoksa onlar (o müşrikler) yerden tanrılar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?
22. Eğer o ikisinde (yerde ve gökte), Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de (bunların nizamı) bozulurdu.2 Arş'ın Rabbi Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.

Açıklamalar

1 "Evet, Muhammed'in (A.S.M.) getirdiği nur ile kâinatın mahiyeti, kıymeti, kemalâtı ve içindeki mevcudatın vazifeleri ve neticeleri ve memuriyetleri ve kıymetleri bilinir, tahakkuk eder. Ve kâinat baştan başa gayet manidar mektubat-ı İlahiye ve mücessem bir Kur'an-ı Rabbanî ve muhteşem bir meşher-i âsâr-ı Sübhaniye olur. Yoksa adem ve hiçlik ve zeval ve fena karanlıklarında yuvarlanan karmakarışık vahşetli bir virane ve dehşetli bir matemhane mahiyetine düşer. Bu hakikata binaen, kâinatın kemalâtı ve hikmetli tahavvülâtı ve sermedî manaları, kuvvetli bir tarzda 'Neşhedü Enne Muhammeden Resûlullah' der." (Ş., On Beşinci Şua-Elhüccetüzzehra- İkinci İşaret Ondördüncü Şehadet, s.630)

2 "Amiriyet ve hâkimiyetin muktezası: Rakîb kabul etmemektir, iştiraki reddetmektir, müdahaleyi ref' etmektir. Onun içindir ki, küçük bir köyde iki muhtar bulunsa, köyün rahatını ve nizamını bozarlar. Bir nahiyede iki müdür, bir vilâyette iki vali bulunsa, hercümerc ederler. Bir memlekette iki padişah bulunsa, fırtınalı bir karma karışıklığa sebebiyet verirler. Madem hâkimiyet ve âmiriyetin gölgesinin zayıf bir gölgesi ve cüz'î bir nümunesi, muavenete muhtaç, âciz insanlarda böyle rakip ve zıddı ve emsalinin müdahalesini kabul etmezse, acaba saltanat-ı mutlaka suretindeki hâkimiyet ve rububiyet derecesindeki âmiriyet, bir Kadîr-i Mutlakta ne derece o redd-i müdahale kanunu ne kadar esaslı bir surette hükmünü icra ettiğini kıyas et. Demek, ulûhiyet ve rububiyetin en kat'î ve daimî lâzımı, vahdet ve infiraddır. Buna bir burhan-ı bâhir ve şahid-i kat'î, kâinattaki intizam-ı ekmel ve incisam-ı ecmeldir. Sinek kanadından tut, tâ semâvat kandillerine kadar öyle bir nizam var ki, akıl onun karşısında hayretinden ve istihsanından 'Sübhanallah, maşaallah, bârekâllah' der, secde eder. Eğer zerre miktar şerike yer bulunsaydı, müdahalesi olsaydı, 'Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de harap olupgiderdi.' (Enbiya Suresi, 21:22) âyet-i kerimesinin delâletiyle, nizam bozulacaktı, suret değişecekti, fesadın âsârı görünecekti." (S., Otuz Üçüncü Söz Otuzuncu Pencere, s.683)
"Madem bir hâkimiyet-i mutlaka hakikatı vardır; elbette şirkin hakikatı olamaz. Çünkü; 'Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de harap olup giderdi.' (Enbiya Suresi, 21:22) âyetinin hakikat-i kàtıasıyla; müteaddit eller müstebidâne bir işe karışsalar, karıştırırlar. Bir memlekette iki padişah, hattâ bir nahiyede iki müdür bulunsa, intizam bozulur ve idare hercümerc olur. Halbuki, sinek kanadından tâ semâvât kandillerine kadar ve hüceyrat-ı bedeniyeden tâ seyyaratın burçlarına kadar öyle bir intizam var ki, zerre kadar şirkin müdahalesi olamaz. Hem hâkimiyet bir makam-ı izzettir; rakip kabul etmek, o hâkimiyetin izzetini kırar. Evet, aczi için çok yardımcılara muhtaç olan insanın, cüz'î ve zâhirî ve muvakkat bir hakimiyeti için kardeşini ve evlâdını zâlimâne öldürmesi gösteriyor ki, hâkimiyet rakip kabul etmez. Böyle bir âciz, böyle cüz'î bir hâkimiyet için böyle yaparsa elbette, bütün kâinatın mâliki olan bir Kadîr-i Mutlakın, hakikî ve küllî rububiyetine ve ulûhiyetine medar olan kendi hâkimiyet-i kudsiyesine başkasını teşrik etmesi ve şerike müsaade etmesi hiçbir cihetle mümkün olamaz." (Ş., Yedinci Şua-Ayet-ül Kübra- İkinci Bab Dördüncü Hakikat, s.152) (Ayrıca bk. S.,Yirmi Beşinci Söz 'Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi-Birinci Şua İkinci Suret Beşinci Nokta, Otuz İkinci Söz Birinci Mevkıf, s.389, 590-598; L., Otuzuncu Lem'a Dördüncü Nükte Beşinci İşaret, s.325; İİ., Tevhidin İsbatı Mukaddeme, s.91; BL., Mesail-i Müteferrika İkinci Mes'ele, s.272; Mh., Üçüncü Makale Birinci Maksad Tenbih, s.133)


Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi

Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.

Yükleniyor...