Meal
21. Enbiya Sûresinden
89. Zekeriyya'yı da an. Hani O, Rabbine: 'Rabbim, beni yalnız bırakma.Sen varislerin en hayırlısısın!'diye seslenmişti.
90. Biz de onun duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı bağışladık. Ona zevcesini (doğurmağa) elverişli hale getirdik. Gerçekten onlar (bütün bu peygamberler), hayırlara koşarlar ve bize umarak ve korkarak dua ederlerdi; Bizim için derin saygı gösterirlerdi.
101. Kendileri için bizden güzellik (Cennet va'di, saadet) geçmiş (takdir ve tayin edilmiş) olanlar, ondan(Cehennemden) uzaklaştırılmışlardır.
102. Onun gizli sesini (uğultusunu) duymazlar. Onlar canlarının çektiği şeyde (nimetlerde) ebedi kalırlar.
103. En büyük korku, onları üzmez. Melekler onları karşılar: 'Bu, size va'dedilen gününüzdür' derler.
104. Hatırla o günü ki, göğü, kitapların sayfasını dürer gibi düreriz. Tıpkı ilk yaratmağa başladığımız gibi, onu tekrar edeceğiz. (Bu), üzerimize aldığımız bir va'd oldu. Şüphesiz biz (va'dettiğimizi) yaparız.
105. And olsun, gerçekten Zikir'den (Tevrat, Levhi Mahfuz'dan) sonra Zebur'da: 'Şüphesiz yeryüzüne salih kullarım mirasçı olacaktır!' diye yazmışızdır.
106. Şüphesiz bunda, ibadet eden bir kavim için elbette bildiri (mesaj) vardır.
107. (Resûl'üm!) Biz seni, ancak alemlere rahmet için gönderdik.1
108. De ki: 'Ancak bana, sadece İlahınızın bir tek Allah olduğu vahyolunuyor. Artık sizler, Müslümanlar mısınız?'
109. Eğer yüz çevirirlerse, de ki: 'Ben size eşit olarak bildirdim. Size va'dolunanın yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmiyorum'.
110. Şüphesiz O (Allah), sözün açığını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.
Açıklamalar
1 "O Zât-ı Akdes'e ve Şems-i Ezel ve Ebed'e biz çendan nihayetsiz uzağız, yanaşamayız. Fakat onun ziya-i rahmeti, onu bize yakın ediyor. İşte ey insan! Bu rahmeti bulan, ebedî tükenmez bir hazine-i nur buluyor. O hazineyi bulmasının çaresi: Rahmetin en parlak bir misali ve mümessili ve o rahmetin en belig bir lisanı ve dellâlı olan ve Rahmeten lil-âlemîn ünvanıyla Kur'anda tesmiye edilen Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sünnetidir ve tebaiyetidir. Ve bu Rahmeten li'l-Âlemîn olan rahmet-i mücessemeye vesile ise, salâvattır. Evet, salâvatın mânâsı rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete rahmet duası olan salâvat ise, o Rahmeten li'l-Âlemînin vüsulüne vesiledir. Öyleyse, sen salâvatı kendine, o Rahmeten li'l-Âlem-îne ulaşmak için vesile yap ve o zâtı da rahmet-i Rahmân'a vesile ittihaz et. Umum ümmetin, Rahmeten li'l-Âlemîn olan Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, hadsiz bir kesretle, rahmet mânâsıyla salâvat getirmeleri, rahmet ne kadar kıymettar bir hediye-i İlâhiye ve ne kadar geniş bir dairesi olduğunu parlak bir surette ispat eder.
Elhasıl: Hazine-i rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi, en birinci anahtarı dahi Bismillâhirrahmânirrahîm'dir. Ve en kolay bir anahtarı da salâvattır." (L., On Dördüncü Lem'a sonu Altıncı Sır, s.102) (Ayrıca bk. M., On Birinci Mektub Birinci Mebhas Üçüncü Mes'ele, s.40)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
