Meal
25. Furkan Sûresi'nden
71. Kim tövbe eder, iyi bir amel işlerse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
72. (Onlar) o kimselerdir ki, yalancı şahitliği etmezler; boş şeylere rastladıkları zaman, onurla çeker giderler.1
73. (Onlar) o kimselerdir ki, kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman üzerine sağırlar ve körler olarak kapanmazlar.
74. (Onlar) o kimselerdir ki: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve soylarımızdan gözler aydınlığı bağışla. Bizi müttakilere önder kıl" derler.
75. İşte onlar, sabrettikleri şeylere karşılık, (Cennet) odaları (yüksek derece) ile mükafatlandırılırlar ve orada esenlikle ve selamla karşılanırlar.
76. Orada ebedi kalacaklardır. (Orası) karargah olarak da, ikametgah olarak da ne güzeldir!
77. (Resûl'üm!) De ki: "Eğer duanız olmasa Rabbim size değer vermez.2 Gerçekten (size bildirdiklerini) yalanladınız; ileride (azap) gerekli olacaktır."
26. ŞUARA SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1. Ta. Sin. Mim.3
2. Bunlar apaçık kitabın ayetleridir.
3. (Resûl'üm!) Belki sen, onlar mü'minler olmuyorlar (iman etmiyorlar) diye canına kıyacaksın!
4. Eğer dilersek üzerlerine gökten bir mucize indiririz de hemen ona boyunları bükülür.
69. Onlara İbrahim'in haberini oku.
70. Hani O, babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
71. Onlar da: "Putlara tapıyor; onlara ibadete devam ediyoruz" dediler.
72. Dedi: "Çağırdığınız zaman, onlar sizi duyuyorlar mı?"
Açıklamalar
1 "Ey ehl-i hak! Ey hakperest ehl-i şeriat ve ehl-i hakikat ve ehl-i tarikat! Bu müthiş maraz-ı ihtilâfa karşı birbirinizin kusurunu görmeyerek, yekdiğerinizin ayıbına karşı gözünüzü yumunuz. "Onlar boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, onurla oradan geçip giderler." (Furkan Suresi, 25:72) edeb-i Furkanî ile edepleniniz. " (L., Yirminci Lem'a Altıncı sebep, s.155)
"Hattâ tecavüz edilse de bedduayla da mukabele etmeyiniz. Kim olursa olsun, madem imanı var, o noktada kardeşimizdir. Bize düşmanlık da etse, mesleğimizce mukabele edemeyiz. Çünkü, daha müthiş düşman ve yılanlar var. Hem elimizde nur var, topuz yok. Nur kimseyi incitmez, ışığıyla okşar. Ve bilhassa ehl-i ilim olsa, ilimden gelen enaniyeti de varsa, enaniyetlerini tahrik etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar, "Onlar boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, onurla oradan geçip giderler." (Furkan Suresi, 25:72) düsturunu rehber edininiz." (KL., Hasan Atıf ve sadık rüfekası, s.247) (M., Yirmi İkinci Mektub Birinci Mebhas Dördüncü Vecih, s.265)
2 "Evet, kudret, insanı çok dairelerle alâkadar bir vaziyette yaratmıştır. En küçük ve en hakir bir dairede, insanın eli yetişebilecek kadar insana bir ihtiyar, bir iktidar vermiştir. Ferşten Arşa, ezelden ebede kadar en geniş dairelerde insanın vazifesi, yalnız duadır. Evet, "De ki: Eğer duanız olmasa Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var?" (Furkan Suresi, 25:77) âyet-i kerîmesi, bu hakikatı tenvir ve isbata kafidir.Öyle ise, çocuğun eli yetişemediği bir şeyi peder ve vâlidesinden istediği gibi; abd de, acz ve fakriyle Rabbına iltica eder ve Hâlikından ister." (MN., Zeyl-ül Hubab, s.110)
" Dua bir sırr-ı azîm-i ubudiyettir. Belki ubudiyetin ruhu hükmündedir. Çok yerlerde zikrettiğimiz gibi, dua üç nevidir.
Birinci nevi dua: İstidat lisanıyladır ki, bütün hububat, tohumlar, lisan-ı istidatla Fâtır-ı Hakîme dua ederler ki, "Senin nukuş-u esmânı mufassal göstermek için bize neşvünemâ ver. Küçük hakikatimizi sümbülle ve ağacın büyük hakikatine çevir." (...) İkinci nevi dua: İhtiyac-ı fıtrî lisanıyladır ki, bütün zîhayatların iktidar ve ihtiyarları dahilinde olmayan hâcetlerini ve matlaplarını ummadıkları yerden, vakt-i münasipte onlara vermek için, Hâlık-ı Rahîmden bir nevi duadır. (...)
Üçüncü nevi dua: İhtiyaç dairesinde zîşuurların duasıdır ki, bu da iki kısımdır. Eğer ıztırar derecesine gelse veya ihtiyac-ı fıtrîye tam münasebetdar ise veya lisan-ı istîdada yakınlaşmış ise veya sâfi, hâlis kalbin lisaniyle ise, ekseriyet-i mutlaka ile makbûldür. (...) İkinci Kısım: Meşhur duâdır. O da iki nevi'dir: Biri fiilî, biri kavlî..Meselâ:Çift sürmek, fiilî bir duâdır. Rızkı topraktan değil; belki toprak, hazine-i rahmetin bir kapısıdır ki, rahmetin kapısı olan toprağı saban ile çalar."(M.,Yirmi Dördüncü Mektub Birinci Zeyl, s.299) (Ayrıca bk. S., Yirmi Üçüncü Söz Birinci Mebhas Dört ve Beşinci Nokta, s.317; L., Yirmi Beşinci Lem'a On İkinci Deva, s.211)
3 (bk. Bakara Suresi Birinci ayet açıklaması, s.2)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
