Meal
28. Kasas Sûresi'nden
87. Allah'ın ayetleri sana indirildikten sonra, seni onlardan asla çevirmesinler. Rabbine davet et ve müşriklerden olma!
88. Allah'la beraber başka bir ilâha tapma. O'ndan başka İlâh yoktur. O'nun zatı dışında her şey yok olacaktır.1 Hüküm O'nundur ve yalnız O'na döndürüleceksiniz.
29. ANKEBUT SURESİNDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1. Elif. Lam. Mim.2
2. İnsanlar: "İman ettik!" demekle, imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannettiler"
3. And olsun, gerçekten kendilerinden öncekileri imtihan ettik. Allah, sadık olanları da mutlaka bilecek ve yalancı olanları da mutlaka bilecektir.
4. Kötülükleri yapanlar bizi geçeceklerini (kaçabileceklerini) mi zannettiler" Ne kötü hükmediyorlar!
5. Kim Allah'a kavuşmayı umarsa, şüphesiz Allah'ın (tayin ettiği) vakit elbette gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.
6. Kim cihat ederse, ancak kendisi için cihat eder. Şüphesiz Allah, elbette alemlerden müstağnidir.
19. Görmüyorlar mı Allah, yaratmayı nasıl başlatıyor, sonra da onu tekrar ediyor. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.3
20. De ki: "Yeryüzünde gezin de bakın, Allah yaratmayı nasıl başlatmış, görün. Sonra Allah, ahiret hayatını yaratır. Şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
21. (Allah) dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Yalnız O'na döndürüleceksiniz. (...)
Açıklamalar
1 "Her şey nefsinde mâna-yı ismiyle fânidir, mevkuddur, hâdistir, mâdumdur. Fakat mâna-yı harfiyle ve Sâni-i Zülcelâlin esmâsına âyinedarlık cihetiyle ve vazifedarlık itibariyle şâhiddir, meşhuddur, vâciddir, mevcuddur. (...) Evet nasıl zemin yüzündeki masnûat ve zîhayatlar ve hayattar zemin yüzü, bir Sân-i Hakîm'in vücub-u vücüduna ve vahdâniyetine şehadet ediyorlar. Öyle de: O zîhayatlar, ölümleriyle bir Hayy-ı Bâkî'nin Sermediyetine ve Vâhdaniyetine şehadet ediyorlar." (S., Yirmi Altıncı Söz Zeyl ve Otuz Üçüncü Söz Yirmi Dördüncü Pencere, s.478 ve 676)
"Hem adem-i mutlak zaten yoktur; çünki bir ilm-i muhît var. Hem daire-i İlm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın. Daire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i harîcidir ve vücud-u ilmîye perde olmuş bir unvandır. Hattâ bu mevcudat-ı ilmiyeye bâzı ehl-i tahkik "Ayân-ı Sâbite" tâbir etmişler. Öyle ise, fenâya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u manevîye ve ilmîye girmektir. Yâni hâlik ve fâni olanlar; vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u manevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer." (M., On Beşinci Mektub Altıncı Sual, s.59) (Ayrıca bk. S., Otuz Üçüncü Söz Otuzuncu Pencere, s.683; L., Üçüncü Lem'a ve Yirmi Altıncı Lem'a On İkinci Rica, s.14 ve 244; MN.,Onuncu Risale, s.207; BL.,Hulûsi Bey'in Fıkraları, s.203, 219 ve 298)
2 (bk. Bakara Sûresi 1.âyet açıklaması, s.2)
3 (bk. Rum Suresi 50. âyet açıklaması, s.69)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
