Meal
36. Yasin Sûresi'nden
48. (Onlar), "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek?)" derler.
49. Onlar sadece çekişip dururlarken, kendilerini yakalayacak olan tek bir haykırmayı (sayhayı) bekliyorlar.
50. O zaman, ne bir tavsiyeye güçleri yeter, ne de ailelerine dönebilirler.
51. Sura üfürüldü; birden onlar kabirlerden (kalkmışlar) Rablerine koşuyorlar!
52. (İşte o zaman) "Eyvah bize, bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın va'dettiği ve peygamberlerin doğru söylediği şeydir!" derler.
53. O (bu olay) sadece tek bir haykırma (sayha) idi; birden hepsi katımızda hazır edilmişlerdir.1
54. Bugün, hiçbir kimseye, hiçbir şeyle haksızlık edilmez. Siz de ancak yaptığınız şeyle karşılık görürsünüz.
71. Onlar görmediler mi ki, gerçekten biz onlar için ellerimizin yaptığından hayvanlar yarattık; onlar da bunlara sahip oldular.
72. Onları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bazılarına binerler ve bazılarını da yerler.2
73. Kendileri için onlarda, birçok menfaatler ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmiyorlar mı?
74. (Müşrikler) Allah'tan başka tanrılar edindiler; belki yardım edilirler (diye).
75. (O mabut edindikleri putlar) Kendilerine yardıma güç yetiremezler. Oysa onlar, bu mabutlar için hazırlanmış (hazırolda duran) askerledir.
76. (Yâ Muhammed!) Onların dediği seni üzmesin. Şüphesiz biz, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da biliriz.
77. İnsan görmedi mi ki, gerçekten biz onu meniden yarattık; birden o, açıkça isyan ediyor.3
Açıklamalar
1 "Ecsadın def'aten inşasının misâli ise: Bahar mevsiminde, birkaç gün zarfında nev'-i beşerin umumundan bin derece ziyade olan umum ağaçların bütün yapraklarıyla beraber evvelki baharın aynı gibi birden mükemmel bir surette inşaları ve yine umum ağaçların umum çiçekleri ve meyveleri ve yaprakları, geçmiş baharın mahsulâtı gibi, berk gibi bir sür'atle icadları; hem o baharın mebde'leri olan hadsiz tohumcukların, çekirdeklerin, köklerin, birden beraber intibahları ve inkişafları ve ihyaları; hem kemiklerden ibaret olarak ayakta duran emvat gibi bütün ağaçların cenazeleri bir emir ile def'aten "ba'sü bâdel mevt" sırrına mazhariyetleri ve neşirleri; hem küçücük hayvan taifelerinin hadsiz efradlarının gayet derecede san'atlı bir surette ihyaları; hem bilhâssa sinekler kabîlelerinin haşirleri; (...) elbette kıyamette ecsad-ı insaniyenin inşasına bir misal değil belki binler misâldirler." (Ş., İkinci Şua Hatime Üçüncü Mes'ele, s.37) (Ayrıca bk. S., On Üçüncü Söz Birinci Makam, s.139; M., Yirminci Mektub İkinci Makam Onuncu Kelime Beşinci Menba, s.251; Ş., Yedinci Şua-Ayet-ül Kübra- İkinci Bab İkinci Menzil Üçüncü Hakikat, s.161)
2 "Mâdem ruy-i zemin, bir sofra-i Rahman'dır. İnsanın şerefine kurulmuştur. Öyle ise, o sofradan istifade eden sair hayvânat ve tuyûrun çoğu insana müsahhar ve hizmetkâr olabilir. Nasılki en küçüklerinden bal arısı ve ipek böceğini istihdam edip ilham-ı İlâhî ile azîm bir istifade yolunu açarak ve güvercinleri bazı işlerde istihdam ederek ve papağan misillü kuşları konuşturarak, medeniyet-i beşeriyenin mehasinine güzel şeyleri ilâve etmiştir. Öyle de, başka kuş ve hayvanların istidad dili bilinirse, çok taifeleri var ki; karındaşları hayvanat-ı ehliye gibi, birer mühim işde istihdam edilebilirler." (S., Yirminci Söz İkinci Makam, s.260)
"İşte şu âyetler, Cenab-ı Hakkın; koyun, keçi, inek, deve gibi mahluklarını insanlara hâlis, safi, leziz bir süt çeşmesi; üzüm ve hurma gibi masnu'ları da insanlara latif, leziz, tatlı birer nimet tablaları ve kazanları; ve arı gibi küçük mu'cizat-ı kudretini şifalı ve tatlı güzel bir şerbetçi yaptığını âyet şöylece gösterdikten sonra tefekküre, ibrete, başka şeyleri de kıyas etmeğe teşvik için "Düşünen bir topluluk için şüphesiz bunda bir delil vardır." (Nahl Suresi, 16:65) der, hatime verir." (S., Yirmi Beşinci Söz-Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi- İkinci Şule İkinci Nur Beşinci Meziyet-i Cezalet, s.421)
"Sonra görüyoruz ki: Zîhayat âlemlerini bir daire suretinde icad edip, insanı nokta-i merkeziyede bırakıyor. Âdeta zîhayatlardan maksud olan gayeler onda temerküz ediyor; bütün zîhayatı onun etrafına toplayıp, ona hizmetkâr ve müsahhar ediyor, onu onlara hâkim ediyor. Demek Hâlık-ı Zülcelal, zîhayatlar içinde insanı intihab ediyor, âlemde onu irade ve ihtiyar ediyor." (M., Yirmi Sekizinci Mektub Beşinci Mes'ele-Şükür Risalesi-, s.364) (Ayrıca bk. S., Birinci Söz, s.7)
3 "Kur'an kâh oluyor ki, Cenab-ı Hakk'ın âhirette hârika ef'allerini kalbe kabul ettirmek için ihzâriye hükmünde ve zihni tasdika müheyya etmek için bir i'dâdiye suretinde dünyadaki acâib ef'alini zikreder, veyahut istikbâlî ve uhrevî olan ef'al-i acibe-i İlahiyeyi öyle bir surette zikreder ki, meşhudumuz olan çok nazireleriyle onlara kanaatımız gelir. (...) Evvelâ neş'e-i ûlâyı nazara verir, der ki: 'Nutfeden alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan tâ hilkat-ı insaniyeye kadar olan neş'etinizi görüyorsunuz. Nasıl oluyor ki, neş'e-i uhrayı inkâr ediyorsunuz. O, onun misli, belki daha ehvendir." (S., Yirmi Beşinci Söz-Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi- İkinci Şule İkinci Nur Sekizinci Meziyet-i Cezâlet, s.424)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
