Sayfa

Meal

39. Zümer Sûresi'nden
66. Hayır; yalnız Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol.1
67. (Onlar) Allah'ı hakkı ile takdir edemediler. Yer, kıyamet gününde O'nun tasarrufundadır. Gökler ise, sağ eli ile dürülmüştür. O, (onların) şirk koştukları şeylerden münezzehtir ve yücedir.2
68. Sûr'a üfürüldü; göklerde ve yerde kim varsa öldü, ancak Allah'ın diledikleri hariç. Sonra ona bir defa daha üfürüldü; birden onlar ayak-ta (etraflarına) bakıyorlar.3
69. Yer Rabbinin nûru ile parladı, kitap (amel defteri) konuldu; peygamberler ve şâhitler getirildi. Aralarında hak ile hükmedildi. Onlara asla zulmedilmez.
70. Her nefse (herkese) yaptığı tam verildi. O, onların yaptıklarını pekiyi bilendir.
71. Kafirler cehenneme bölük bölük sürüldü. Nihayet ona geldikleri zaman kapıları açıldı. Onun bekçileri onlara: "Size içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyacak ve sizi bugününüze kavuşmaktan uyaracak elçiler gelmedi mi?" dediler. Onlar da: "Evet (geldi), ancak azap sözü kafirlere hak oldu" dediler.
72. "(Onlara) içinde ebedi kalıcılar olarak, girin cehennem kapılarından; kibirlilerin yeri ne kötüdür!" denildi.

Açıklamalar

1 "Kâinatın neticesi hayat olduğu gibi; hayatın neticesi olan şükür ve ibadet dahi, kâinatın sebeb-i hilkati ve ille-i gaiyesi ve maksud neticesidir. Evet bu kâinatın Sâni'-i Hayy-u Kayyûm'u bu kadar hadsiz enva'-ı nimetiyle kendini zîhayatlara bildirip sevdirdiğine mukabil, elbette zîhayatlardan o nimetlere karşı teşekkür ve sevdirmesine mukabil sevmelerini ve kıymetdar san'atlarına mukabil medh ü sena etmelerini ve evâmir-i Rabbanîsine karşı itaat ve ubûdiyetle mukabele edilmelerini ister.
İşte bu sırr-ı Rubûbiyete göre teşekkür ve ubûdiyet, bütün enva'-ı hayatın ve dolayısıyla bütün kâinatın en ehemmiyetli gayesi olduğundandır ki, Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan, pek çok hararetle ve şiddetle ve halâvetle şükür ve ibadete sevkediyor. Ve ibadet Cenâb-ı Hakk'a mahsus ve şükür ona lâyık ve hamd ona hastır diye çok tekrar ile beyan ediyor." (L., Otuzuncu Lem'a Beşinci Nükte Üçüncü Remiz, s.332) (Ayrıca bk. M., Yirmi Sekizinci Mektub Beşinci Mes'ele-Şükür Risalesi-, s.364)

2 "Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm minberde hutbe okurken: "Onlar Allah'ın kudret ve azametini hakkıyla bilemediler. Hâlbuki kıyamet gününde yeryüzü bütünüyle Onun tasarrufundadır; gökler de Onun kudretiyle dürülmüştür." (Zümer Suresi, 39:67) âyetini okudu ve dedi: "Cebbar olan Allah kendini tâzîm ediyor ve buyuruyor ki: Cebbar benim; her şeyden büyük ve her şeyden yüce olan benim." dediği vakit, minber öyle sarsıldı ve öyle lerzeye geldi ve titredi, korktuk ki; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı düşürecek bir derecede sallandı." (M., On Dokuzuncu Mektub Mu'cizât-ı Ahmediyye- On Birinci İşaret Altıncı Misal, s.134) (Ayrıca bk. S., On İkinci Söz sonu, On Üçüncü Söz Birinci Makam sonu, ve On Dördüncü Söz Beşincisi, Yirmi Beşinci Söz Birinci Şule İkinci Şua Dördüncü Lem'a, s.135, 140, 167 ve 397)

3 "Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşanı, her asırda, her senede, her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve nümunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle:
Haşr-i baharîde görüyoruz ki: Beş-altı gün zarfında küçük ve büyük hayvanat ve nebatattan üçyüz binden ziyade enva'ı haşredip neşrediyor. Bütün ağaçların, otların köklerini ve bir kısım hayvanları aynen ihya edip iade ediyor. Başkalarını ayniyet derecesinde bir misliyet suretinde icad ediyor. Halbuki maddeten farkları pek az olan tohumcuklar o kadar karışmışken, kemal-i imtiyaz ve teşhis ile o kadar sür'at ve vüs'at ve sühulet içinde kemal-i intizam ve mizan ile altı gün veya altı hafta zarfında ihya ediliyor. Hiç kabil midir ki: Bu işleri yapan Zâta bir şey ağır gelebilsin, semavat ve arzı altı günde halkedemesin, insanı bir sayha ile haşredemesin! Hâşâ!?" (S., Onuncu Söz Dokuzuncu Hakikat, s.80)
"Ekseriyetle Fâtır-ı Hakîmin âdetidir; ehemmiyetli ve kıymetdar şeyleri aynıyla iade ediyor.. Yâni, ekser eşyanın misliyle tazelenmesi, mevsimlerin tebeddülünde, asırların değişmesinde o kıymetdar ehemmiyetli şeyleri aynıyla iade ediyor. Yevmî ve senevî ve asrî haşirlerin umumunda, şu kaide-i âdetullah ekseriyetle muttarid görünüyor. İşte bu sabit kaideye binaen deriz: Madem fünunun ittifakıyla ve ulûmun şehadetiyle, hilkat şeceresinin en mükemmel meyvesi insandır. Ve mahlukat içinde en ehemmiyetli insandır. Ve mevcudat içinde en kıymetdar insandır. Ve insanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev'i hükmündedir. Elbette kat'î bir hads ile hükmedilir ki, haşir ve neşr-i ekberde beşerin herbir ferdi aynıyla, cismiyle, ismiyle, resmiyle iade edilecektir." (L., On Yedinci Lem'a Dördüncü Nota, s.115; MN., Zühre Dördüncü Nota, s.151)


Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi

Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.

Yükleniyor...