Sayfa

Meal

40. Mü'min Sûresi'nden
55. (Ey Muhammed!) Sabret. Şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Günahın için istiğfar et.1 Rabbini hamd ile, akşam üzeri ve sabahleyin tesbih et.2
56. Allah'ın âyetlerinde, kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanlar (var ya), onların göğüslerinde ancak bir kibir vardır ki ona asla yetişemezler. Sen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyle işiten, çok iyi görendir.
57. Elbette göklerin ve yerin yaratılışı, insanların yaratılışından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler.
58. Kör ile gören, iman edip iyi şeyler yapanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne de az düşünüyorsunuz!
59. Şüphesiz kıyamet, elbette gelicidir, onda şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna iman etmezler.
60. Rabbiniz dedi: "Bana dua edin, size icâbet edeyim.3 Şüphesiz benim ibadetimden büyüksünenler, Cehennem'e hor olarak gireceklerdir."
61. Allaha O zattır ki, geceyi onda dinlenmeniz için (karanlık), gündüzü de (rızkınızı aramanız için) aydınlatıcı olarak yarattı. Gerçekten Allah, insanlara elbette lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.
62. İşte Rabbiniz Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O'ndan başka İlâh yoktur. (Hakka ibadetten) nasıl da çevriliyorsunuz!
63. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler işte (haktan) böyle çevrilirler.

Açıklamalar

1 "Sûrenin başı hakikî günahlardan mağfiret değil; çünki; ismet var, günâh yok. Belki makam-ı Nübüvvete lâyık bir mânâ ile Peygambere müjde-i mağfiret ve âhirinde Sahabelere mağfiret ile müjde etmekle, o îmâya bir letâfet daha katar." (L., Yedinci Lem'a Yedincisi İkinci Vecih, s.33)

2 "Namazın mânası, Cenâb-ı Hakk'ı tesbih ve ta'zim ve şükürdür. Yani, celâline karşı kavlen ve fiilen "Sübhanallah" deyip takdis etmek. Hem kemaline karşı, lafzan ve amelen "Allahü Ekber" deyip ta'zim etmek. Hem cemaline karşı, kalben ve lisanen ve bedenen "Elhamdülillah" deyip şükretmektir. Demek tesbih ve tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında bu üç şey, her tarafında bulunuyorlar. Hem ondandır ki, namazdan sonra, namazın manasını te'kid ve takviye için şu kelimat-ı mübareke, otuzüç defa tekrar edilir. Namazın manası, şu mücmel hülâsalarla te'kid edilir?" (S., Dokuzuncu Söz Birinci Nükte, s.40)
"Buradaki sabah-akşam tesbih etmek tabîrinden maksad, beş vakit namazdır." (KMM., Mü'min Sûresi 55.âyet açıklaması, s.472)

3 "Eğer desen: "Bir çok def'a dua ediyoruz kabûl olmuyor. Halbuki âyet umumîdir, her duaya cevab var ifade ediyor."
Elcevab: Cevab vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her dua için cevab vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek Cenâb-ı Hakk'ın hikmetine tâbi'dir. Meselâ: Hasta bir çocuk çağırır: "Ya Hekim! Bana bak." Hekim: "Lebbeyk" der.. "Ne istersin?" cevab verir. Çocuk: "Şu ilâcı ver bana" der. Hekim ise; ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez. İşte Cenâb-ı Hak, Hakîm-i Mutlak hazır, nâzır olduğu için, abdin duasına cevab verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat insanın hevâperestane ve heveskârane tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbâniyyenin iktizasıyla ya matlûbunu veya daha evlasını verir veya hiç vermez." (S., Yirmi Üçüncü Söz Birinci Mebhas Beşinci Nokta, s.317)
"İ'lem Eyyühel-Aziz! Bâzı duâlar icabete iktiran etmez, diye iddiada bulunma. Çünki dua bir ibadettir. İbadetin semeresi âhirette görünür. Dünyevî maksadlar ise, namaz vakitleri gibi, dualar ibadeti için birer vakittirler. Duaların semeresi değillerdir. Meselâ: Şemsin tutulması küsuf namazına, yağmursuzluk yağmur namazına birer vakittir." (MN., Onuncu Risale sonu, s.225) (Ayrıca bk. M., Yirmi Dördüncü Mektubun Birinci Zeyli, s.299; NİK., Sekizinci Ders, s.52)


Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi

Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.

Yükleniyor...