Meal
42. Şura Sûresi'nden
49. Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır.1 Dilediği şeyi yaratır. Dilediği kimseye dişiler (kız çocukları) bağışlar ve dilediği kimseye de erkekler bağışlar.
50. Yahut onları erkekler ve dişiler olarak çift yapar ve dilediğini de kısır bırakır. Şüphesiz O, hakkıyle bilen, her şeye gücü yetendir.
51. Bir insan için, vahiy yahut perde arkasından olmak veyahut bir elçi gönderip de izni ile dilediğini vahyetmek dışında Allah'ın onunla konuşması olmadı.2 Şüphesiz O, pek yüce, hikmet sahibidir.
52. Bunun gibi, sana da emrimizden bir ruh (Kur'an) vahyettik. Sen (bundan önce) kitap nedir, iman nedir bilmezdin.3 Ancak onu (Kitab'ı) bir nur kıldık. Onula kullarımızdan dilediğimize hidayet ederiz. Şüphesiz sen, elbette doğru bir yola götürürsün.
53. Göklerde ve yerde olan şeylerin mülkü ken-dinin olan Allah'ın yoluna (götürürsün). Bilin ki, (bütün) işler yalnız Allah'a varır.
43. ZUHRUF SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1. Ha. Mim.4
2. Apaçık kitaba andolsun.
3. Gerçekten biz onu, Arapça bir Kur'an yaptık. Belki anlarsınız.
4. Şüphesiz o, huzurumuzda ana kitapta(Levhi Mahfuz'da)dır. Elbette O, pek yüce, hikmet doludur.
5. Sizler, aşırı giden bir toplum oldunuz diye, geri durarak sizi uyarmaktan vaz mı geçeceğiz?
6. Önceki (millet)lere de ne kadar peygamberler gönderdik.
7. Onlara bir peygamber geldiği zaman, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Açıklamalar
1 "Ferş'ten Arş'a, seradan süreyyaya, zerrattan seyyarata, ezelden ebede kadar herbir mevcud, semâvat ve arz, dünya ve âhiret, her şey O'nun mülküdür. Mâlikiyet mertebe-i uzması, tevhid-i a'zam suretinde O'nundur."
" "Lehül Mülk." Yâni: Mülk umumen O'nundur. Sen, hem O2nun mülküsün, hem memlüküsün, hem mülkünde çalışıyorsun. (...) Mânen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir Kadîr-i Rahîm'in mülküdür. Mülkü sahibine teslim et, ona bırak.. cefasını değil, safasını çek. O hem Hakîm'dir, hem Rahîm'dir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme." (M., Yirminci Mektub İkinci Makam Dördüncü Kelime ve Birinci Makam Dördüncü Kelime, s.231 ve 225)
2 "Gayet kuvvetli bir tezahüratla vahiylerin hakikatı, âlem-i gaybın her tarafında her zamanda hükmediyor. Kâinatın ve mahlukatın şehadetlerinden çok kuvvetli bir şehadet-i vücud ve tevhid, Allâm-ül Guyub'dan vahiy ve ilham hakikatlarıyla geliyor. Kendini ve vücud ve vahdetini, yalnız masnu'larının şehadetlerine bırakmıyor. Kendisi, kendine lâyık bir kelâm-ı ezelî ile konuşuyor. Her yerde ilim ve kudretiyle hazır ve nâzırın kelâmı dahi hadsizdir ve kelâmının manası O'nu bildirdiği gibi, tekellümü dahi, O'nu sıfâtiyle bildiriyor." (Ş., Yedinci Şua-Ayet-ül-Kübra- Birinci Makamın On Dördüncü ve On Beşinci Mertebeleri, s.123)
3 "Ümmî bir adam, bir fennin ülemasıyla münakaşaya girişerek, beyn-el ülema ittifaklı olan mes'eleleri tasdik ve ihtilaflı olanları da tashih ederse; o adamın bu hârika olan hali, onun pek yüksekliğine ve onun ilminin de vehbî olduğuna delâlet etmez mi? Bu dört nükteyi gözönüne getir, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'a bak ki:O zât, herkesçe müsellem ümmiliğiyle beraber, geçmiş enbiya ile kavimlerinin ahvallerini görmüş ve müşahede etmiş gibi Kur'anın lisanıyla söylemiştir. Ve onların ahvalini, sırlarını beyan ederek âleme neşr ü ilân etmiştir. Bilhâssa naklettiği onların kıssaları, bütün zekilerin nazar-ı dikkatini celbeden dava-yı nübüvvetini isbat içindir." (İİ., Nübüvvetin Tahkiki Dördüncü Mes'ele Dördüncü Nükte, s.108)
4 (bk. Bakara Sûresi 1.âyet açıklaması, s.2)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
