Meal
43. Zuhruf Sûresi'nden
84. O ki, gökte de İlâhtır, yerde de İlâhtır. O, hikmet sahibi, her şeyi bilendir.
85. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü kendinin olan (Allah), yücedir. Kıyâmetin ilmi, O'nun yanındadır ve yalnız O'na döndürüleceksiniz. (...)
44. DUHAN SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1. Ha. Mim.1
2, 3. Açıklayan Kitab'a andolsun ki, gerçek-ten biz onu, mübarek bir gecede indirdik.2 Şüphesiz biz uyarıcılar idik.
4, 5, 6. O'nda (o gecede), katımızdan bir emirle hikmetli her iş ayrılır. Gerçekten biz Rabbinden bir rahmet olarak (peygamberler) göndericileriz.3 Şüphesiz O, hakkıyle işiten, her şeyi bilendir.
7. Eğer kesin inananlar iseniz (Allah), göklerin, yerin ve ikisinin arasındaki şeylerin Rabbidir.
8. O'ndan başka ilâh yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. (O) sizin de Rabbiniz ve sizden öncekilerin de Rabbidir.
29. Onlara, gök de, yer de ağlamadı 4 ve onlara mühlet de verilmedi.
38. Biz, gökleri, yeri ve aralarındakini oyuncular olarak (oynamak için) yaratmadık.
39. Biz, o ikisini ancak hak ile yarattık. Fakat onların çoğu bilmezler. (...)
45. CASİYE SURESİ'NDEN
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1. Ha. Mim.1
2. Kitab'ın indirilmesi, çok güçlü, hikmet sahibi Allah'tandır.
Açıklamalar
1 (bk. Bakara Suresi 1.âyet açıklaması, s.2)
2 "Burada geçen "mübarek gece'den maksad Kadir Gecesi veya Berâet Gecesidir." (KMM., Duhân Suresi 3.âyet açıklamsı, s.495)
3 "Kur'an kulûbe kut ve gıda ve ukule kuvvet ve gınâdır ve ruha mâ ve ziyâ ve nüfusa devâ ve şifâ olduğundan usandırmaz. Fakat en güzel bir meyveyi hergün yesek, usandıracak. Demek Kur'an, hak ve hakikat ve sıdk ve hidayet ve hârika bir fesahat olduğundandır ki, usandırmıyor, daima gençliğini muhafaza ettiği gibi tarâvetini, halâvetini de muhafaza ediyor." (S., Yirmi Beşinci Söz-Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi- Birinci Şua İkinci Suret Dördüncü Nokta, s.378)
"Ve kezâ, maddî ve manevî bütün nimetlerin enva'ına fihriste ve kaynak olan İslâmiyet ve Kur'an nimeti de gayr-ı mütenahî hamdleri bil'istihkak istilzam eder." (Ş., Yirmi Dokuzuncu Lem'a dan İkinci Bab Yedinci Nokta, s.759) (Ayrıca bk. Kur'an Nedir? Tarifi Nasıldır; Yirmi Beşinci Söz-Mu'cizat-ı Kur'aniyye Risalesi, s.366)
4 "Şu âyet, mefhum-u muvafık ile şöyle ferman ediyor: ?Ehl-i dalaletin ölmesiyle, semavat ve zemin, onların üstünde ağlamıyorlar." Ve mefhum-u muhalif ile delalet ediyor ki: "Ehl-i imanın dünyadan gitmesiyle, semavat ve zemin, onların üstünde ağlıyorlar". Yani:Ehl-i dalâlet, madem semavat ve arzın vazifelerini inkâr ediyor. Manalarını bilmiyor. Onların kıymetlerini iskat ediyor. Sâni'lerini tanımıyor. Onlara karşı bir hakaret, bir adavet ettiğinden elbette semavat ve zemin, onlara ağlamak değil, belki onlara nefrin eder, onların gebermesiyle memnun olurlar. Ve mefhum-u muhalif ile der: "Semavat ve arz, ehl-i imanın ölmesiyle ağlarlar." Zira ehl-i iman ise (çünki) semavat ve arzın vazifelerini bilir. Hakikî hakikatlarını tasdik ediyor. Ve onların ifade ettikleri manaları iman ile anlıyor. "Ne kadar güzel yapılmışlar, ne kadar güzel hizmet ediyorlar." diyor. Ve onlara lâyık kıymeti veriyor ve ihtiram ediyor. Cenâb-ı Hak hesabına onlara ve onlar âyine oldukları esmâya muhabbet ediyor. İşte bu sır içindir ki, semâvat ve zemin, ağlar gibi ehl-i îmanın zevaline mahzun oluyorlar. " (S., Otuz İkinci Söz Üçüncü Mevkıf İkinci Noktanın İkinci Mebhası, s.638) (Ayrıca bk. L., On Üçüncü Lem'a On İkinci İşaret, s.86)
Hizb'ul Kur'an Meal Tefsir Çalışması Hakkında | Risale-i Nur'dan Hizb'ul Kur'an'ın Ehemmiyeti ile alakalı mektuplar | Kaynaklar ve Kısaltmalar | Ayet ve Sure İndeksi
Bu sayfada görmüş olduğunuz Hizb-ül Kur'an sayfaları Hizmet Vakfı tarafından hazırlanan Hizb'ül-Kur'an'dan alınmıştır. İzinsiz olarak alınıp çoğaltılması yasaktır.
