Yeryüzü Tarlası
Bil ki: “(O tohumu siz mi bitiriyorsunuz), yoksa bitiren biz miyiz?” (Vâkıa, 64)
ayetinde büyük bir sır ve azim bir mesel vardır. Şöyle ki: Nasıl ki sen bazı tohumları dağılıp zâyi olmaktan koruyorsun, onları biriktirip sonra tarlanda ekiyorsun.
Öyle de, arzı ölümünden sonra ihya eden Varis, Bais, Hafiz olan Allah, bütün bitkilerin amellerinin meyvelerini yazıyor, onları muhafaza ile onlara varis oluyor, sonra onları hikmetli bir dağıtım ve muntazam bir taksim ile, hepsi aslının arkasında topluca değil, bazı tohumları etrafa uçurarak ekiyor. Sonra “Amel defterleri neşredildiğinde...” ayetinin bir misali olmak üzere, onların yaprak ve çiçeklerini neşrediyor. (Tekvîr, 10)
İşte sen, bazı tohumları koruyabilmek için ne derece ihtimam gösterdiğinden yola çıkarak, Hafîz-ı Mutlakın hafiziyetinin kemâline nazar et. Öyle ki, kader cetveliyle belirlenmiş asıllarının fihristelerini tazammun eden sayısız latîf sandukçaları, nihayetsiz karışıklık içinde tam bir temyiz ile sayısız inkılablar içinde, ifsat ve tağyir edici hadsiz hâllerden muhafaza ediyor.
İşte böyle bir hafiziyet, elbette seni “ipi boynuna sarılmış dilediğini yapar, sonra ölür ve istirahat eder” bir şekilde bırakmaz. “İnsan zanneder mi başıboş kalacak.” (Kıyame, 36) Kellâ! Büyük küçük her yaptığından inceden inceye suale çekilecektir.