Gizli Güzellikler

“O’nun sözü haktır. Mülk de ancak O’nundur.” (En’am,73)
“O, yaptığından sual olunmaz.” (Enbiya, 23)

Bil ki: O, yaptığından la yüs’eldir. Bunun için hiç bir şeyin, hiç bir ilmin ve hiç bir hikmetin Ondan sual etmeye hakkı yoktur. Çünkü O, mülkünde dilediği gi­bi tasarruf eder.

O Alîm, Hakîmdir, bizim bilmediklerimizi de bilir. Do­la­yı­sıy­la bir şeyin hikmetini bilmeyişimiz onda hikmet olmadığına delâlet etmez. Çün­kü mutlak ekseriyette hikmetin görülmesi, diğerlerinde de bizden örtülü bir hik­metin vücuduna şahittir.

Mesela, canlıların ölümünden elem duyarız. Bazı latîf hayvanların ömür­le­ri­nin kısa olmasında bir güzellik görmeyiz. Hayata talip bazı canlı masnuların kış gi­bi bir mevsimde ölmüş olmalarındaki rahmet vechini anlamayız. Hâlbuki bu acı­ma ve manevi itiraz, hakîkat-i hâli bilmeyişimizden neşet eder.

Ne kadar canlı varsa, bunların her biri görevli bir asker ve tekâlif-i hayat va­zi­felerini yerine getirmeye memur bir kuldur. Bu vazifeler, ölümü ve hayatı yaratan zâtın hesabına ve adına tesbihat ve tah­mi­dat olarak verilmiştir.

Hayatın hukuku ve gayeleri Ona aittir. Onun şuhûdu için bir “an” bile kifa­yet eder, hatta çekirdekler ve tohumlardaki gibi bilkuvve hâliyle niyeti bile yeter.

Ölüm ise, ancak Bir terhistir, hürriyete kavuşturmaktır, izindir, bir terviçtir ve huzura bir davettir. Nitekim Allah şöyle demiştir: “Sonra hepsi Rab’le­ri­nin hu­zurunda bir araya getirilirler.” (En’am, 38)

Onun rahmetinin kemâli, canlıları “erzel-i ömür”de bırakmamayı, can sıkıcı şart­larda ömrün zorlukları içinde hayatlarını devam ettirmemeyi gerektirir. Tıp­kı çiçeklerin âşıkları ve elçilerinin, yeşilliklerden lezzet alan ve onlara emirlik ya­pan­ların, lezzet iken külfet hâlini aldığında vazifeden terhis olmaları gibi…

İşte onların Sâni’i ve Seyyidi hayat şartları uygun olduğu ve hayat yükünü yük­lenmenin kolay olduğu şevkli dönemlerinde onları çalıştırdı ve hizmet ettir­di. İhtiyarlık ve kış, kışın çetin şartlarının her şeyde hükmetmesi ve şevklerinin sön­mesi gibi durumlarla hayat şartları onlara yüzünü ekşittiğinde, Rahmanın rah­meti izin ve terhis ile onların imdadına gelir.
Vesile Olan Yapan Gibidir! Beğenip Paylaşarak destek olabilirsiniz...

Onları öldürmesi, yerlerine emsalini göndermek içindir. Böylece onlar da ön­cekilerin minvali üzere nescederler, Mevlâlarına tesbihte bulunurlar.
Se­lef­le­rinin amellerinin bittiği yerde, kendi amellerine başlarlar.

Ey kendi nefsine ve hayatına mâlik olduğunu iddia eden ve saâdetini haya­tı­nın rahat içinde geçmesinde olduğunu iddia eden firavunlaşmış gafil! Bunda ha­ta ettin, karıştırdın, yanlış yaptın ve isyan ettin. İtaatkâr bir memur ve hâlinden mem­nun ve mesrur olan hayvanı, mâlikini unutan kendi nefsine kıyas ettin.

Böy­lece, ilâhî tasarruflardaki umumi rahmet cilvelerinin velvelesi, umumi yas ilan eden vaveylalar olarak sana göründü. Aslında sen onlar adına elem duy­mu­yor­sun ki bu elem duymak, medhe şayan bir şefkat olsun! Bilakis onların ye­rin­de farz olunan, onlara kıyas yoluyla fâniliği açıkça görülen nefsine elem duy­mak­tasın!

Hayvanların birbirlerine saldırmaları ise, zayıf olanları dikkat ve uyanıklığa, cev­val olmaya, hafifliğe, latîf cihazlarını kullanmaya, kâbiliyetlerini kuvveden fi­ile çıkarmak gibi gayelere sevk etmek içindir. Ehlileşmiş hayvanla vahşi olanı mukayese et, ta ki bu hikmeti gayet aşikâr bir şe­kilde göresin.

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...