İşaratül-İcaz 9. Ders - Hidayet
Bunun nazm ciheti, Allah’ın sualine abdin cevabı olmasıdır. (Abd, “Allahım, yalnızca senden yardım isteriz” deyince Allah) sanki sorar: “En ziyade kalbini meşgul eden hangi maksadındır?” Abd der: “Bize hidâyet et.”
Bil ki: “Bize hidâyet et” ifadesi, -mef’ulünün farklı farklı olabilmesinden dolayı- “hidâyet üzere olanlar, hidâyet talep edenler, hidâyetinin artırılmasını isteyenler ve daha diğerlerine” manasının mertebelerinin taaddüdü sebebiyle, sanki hidâyet fiilinin dört masdarından iştikak etmiştir.
Bu durumda, “Bize hidâyet et.” ifadesi:
-Bir topluluğa göre “bizi hidâyette sabit kıl”,
-Bir cemaate göre “hidâyetimizi artır”,
-Bir taifeye kıyasla “bizi muvaffak kıl”,
-Bir fırkaya göre ise “bize hidâyet ver” anlamına gelir.
Allah’ın hidâyet etmesi
"Allah her şeyi yarattı ve hidâyet verdi" hükmünce,
-Zâhirî ve bâtınî duyular vererek bize hidâyet etti.
-Sonra afakî ve enfüsî deliller dikerek bize yol gösterdi.
-Sonra irsal-i rusül ve inzal-i kütüb ile (peygamberler göndererek ve kitaplar indirerek) bizi irşad etti.
-Sonra, gerçeğin üzerinden perdeyi kaldırarak en büyük hidâyete bizi sevketti, böylece hak hak olarak, batıl da batıl olarak ortaya çıktı.
“Allahım bize hakkı hak olarak göster ve bizi ona tabi olmaya muvaffak eyle. Bâtılı da bâtıl olarak göster ve bizi ondan kaçınmaya muvaffak eyle...”