İşaratül-İcaz 23. Ders - Ehl-i kitabın İslamı kabulü
Bil ki: Bu gibi tavsifler, “Şuna şuna inanın, aralarında tefrik yapmayın..!” gibi inşai hükümler taşıyan bir teşviki tazammun eder. Sonra, âyetin bu nazm ve rabtında dört letaif var: 1-Medlûlün delile atfı. Yani, “Ey insanlar! Kur’ân’a iman ettiğinizde önceki kitaplara da iman edin. Çünkü Kur’ân “önceki kitapları tasdik edicidir” (Bakara, 97) âyetinin delâletiyle onlara bir musaddık ve bir şahittir. 2-Delilin medlûle atfı. Yani, “Ey ehl-i kitap! Önceki peygamberlere ve geçmiş kitaplara iman ettiğinizde Kur’ân’a ve Muhammed’e de (as) iman etmeniz gerekir. Çünkü onlar bunu müjde verdiler. Ayrıca, o peygamberlerin sıdkına ve o kitapların nüzulune medar olan, o enbiyaya “nebi” dedirten durumlar hakîkatıyla ve ruhuyla Kur’ân’da en mükemmel bir şekilde ve Muhammed’de (as) en zâhir bir şekilde bulunur. Bu durumda Kur’ân kıyas-ı evlevi ile Allah’ın kelâmıdır ve Hz. Muhammed de (asm) tarik-ı evla ile Allah’ın elçisidir. 3-Bunda, Kur'ânın meâlinin yani zaman-ı saadette ortaya çıkan İslâmiyet’in bir ağaç gibi olduğuna işaret vardır. Bu ağacın kökleri mazinin derinlerinde kök salmış olup, hayatını ve kuvvetini o köklerden almakta; dalları ise istikbalin semasında olup meyve vermektedir. Yani, İslâmiyet zamanın iki ucu olan geçmiş ve geleceği tutup içine almıştır. 4-Bunda ehl-i kitabı imana bir teşvik, ısındırmak ve işi kolaylaştırmak vardır. Sanki şöyle der: “Bu yola girmek size zor gelmesin. Çünkü bütün bütün kışrınızdan çıkmıyorsunuz, ancak itikadlarınızı tekmil ediyorsunuz ve sizde müesses olanlar üzerine bina ediyorsunuz.” Çünkü Kur’ân usûl ve akaidde muaddil ve mükemmildir, keza bütün önceki kitapların güzelliklerini ve eski şeriatlerin usûllerini camidir. Ancak, zamanın ve mekânın değişmesinin tesiriyle değişen füruatta müessistir, (yeni hükümler getirmiştir). Nasıl ki dört mevsimde ilaçlar ve elbiseler, insanın ömür tabakalarında talim ve terbiye tarzı değişir, onun gibi hikmet ve maslahat, nev-i beşerin ömür mertebelerinde fer’i hükümlerin değişmesini iktiza eder. Bir zamanda maslahat olan, insan nevinin çocukluk devrinde deva olan nice fer’i hüküm vardır ki, başka zamanda maslahat olmaz, insanlığın gençlik devrinde deva sayılmaz. Bu sır içindir ki, Kur’ân bazı fer’i hükümleri neshetti, yani bu füruatın vakitlerinin bittiğini, başkalarının vaktinin geldiğini beyan etti