İşaratül-İcaz 32. Ders - Bazıları niçin iman etmiyor?

Sonra, onların inkârlarının geçmiş zaman sığasıyla كَفَرُوا "İnkâr ettiler" şeklinde gelmesi, kendilerine hak tebeyyün ettikten sonra küfrü seçtiklerine bir işarettir. Bundan dolayı uyarmak artık fayda vermemektedir.

"Birdir" kelimesi “Senin uyarman, fayda vermemek veya fayda vermek hususunda uyarmaman gibidir” manasından mecazdır. Yani, onları uyarmayı veya uyarmamayı zorunlu kılan bir durum yoktur.

عَلَيْهِمْ "Onlara"
Bu ifade, onların tamamen dünyaya yöneldiklerine, bundan dolayı başlarını kaldırıp da amirlerine (imana gelmelerini isteyen Hz. Peygambere) kulak vermediklerine bir imadır.

Ayrıca bu ifadede şu manaya bir remiz vardır: “(Ey Peygamber!) Uyarmak veya uyarmamak senin için eşit değildir. Çünkü tebliğde sana tam bir hayır vardır.” Zira “Peygambere düşen ancak tebliğdir.” (Maide, 99)

"Uyarsan da uyarmasan da”
Burada hemze ve أَمْ harf olarak سَوَاءٌ hükmünde olup ya birinci سَوَاءٌ ü te'kiddir veya (uyarma ve uyarmama şeklinde) müsavatın zikrolunan kısımları itibariyle bakıldığında (yeni bir manayı) tesistir.

Eğer desen: Peki, uyarıp uyarmamanın eşit olmasını niçin soru şekliyle ifade etti?

El-cevap: Yaptığı fiilde bir fayda olmadığını latîf, mukni bir şekilde muhatabına tenbihte bulunmak istediğinde soru sorman gerekir, ta ki onun zihni kendi fiiline yönelsin, oradan da işin sonuna intikal

Sonra, âyette istifham ile müsavatın alâkası, soru sormanın böyle bir eşitliği tazammun etmesindendir. Çünkü soru soranın ilminde o şeyin varlığı ve yokluğu müsavidir. Ayrıca, çoğu kere cevap, bu zımnî müsavat olur.

Eğer desen: أَأَنذَرْتَهُمْ de inzarı, yani uyarmayı niçin geçmiş zaman sığasıyla ifade etti?
El-cevap: “Ya Muhammed! Daha önce denemiştin. Bunu da ona kıyas et” diye nida etmek için.

Uyarmamanın bir faydası olmayacağı açık iken bunun âyette zikri nedendir?
El-cevap: Uyarmak bazen muhatapta ısrarı netice verebildiği gibi, bazen de sükût etmek onu insafa getirebilir.

Eğer desen: Peygamber beşîr ve nezîr yani hem müjdeleyici hem de uyarıcı olduğu hâlde, burada sadece azap ile uyarma cihetinin nazara verilmesi nedendir?

El-cevap:
-Çünkü küfür için münasip olan azap ile uyarmaktır.
-Keza, zararın def'i menfaatin celbinden önce gelir ve tesiri daha fazladır.
-Ayrıca, burada azap ile uyarmak muhatabın hayalini harekete geçirir, âyetin sonunda bildirilen لَا يُؤْمِنُونَ “Onlar iman etmezler” hükmünden sonra, “onları müjdelesen de müjdelemesen de” manasını almaya ve devşirmeye ikaz eder.

Sonra bil ki: Nasıl ki her bir hüküm için harfî bir mana ve gizli bir maksat vardır. Onun gibi, (belli bazı kâfirlerin iman etmeyeceğini bildiren) bu kelâm için de uçuşan manalar ve bir sevk ediliş maksadı vardır. O da:
- Peygamberden (as) zahmeti hafifletmek,
- zorluğu azaltmak,
- önceki peygamberleri model almak sûretiyle O'nu tesellidir.

Çünkü onların çoğuna da böyle hitap edilmiştir. Hatta Hz. Nuh, sonunda şöyle demiştir:
“Ya Rabbi, yeryüzünde bir tek kâfir bile bırakma.” (Nuh, 26)

Ayrıca, Kur’ân âyetleri birbirine bakan aynalar gibidir ve peygamber kıssaları, ayın etrafındaki hâle misali Peygamberin (as) hâline bakar. Sanki (tefsirini yaptığımız) bu kelâm şunu söylemektedir: “Bu, fıtrî bir kanun-ı ilâhîdir, buna boyun eğmek gerekir.”

Bu tahlilden sonra bil ki:
Bu ve “Onlar için çok büyük bir azap vardır” ile biten peşindeki âyet, esas noktalarının (her iki âyeti meydana getiren cümlelerinin) işaretiyle,
-Küfrü takbih ve terzil,
-Ondan tenfir ve ona düşmekten zımni bir nehiy,
-Küfür ehlinin zilletini göstermek,
-(Onların bir kısmının) küfür hâlinin devamını tescil,
-Küfürden sakındırmak,
-Ve küfür ehlini tehdid için sevk edilmiştir.

Âyet, cümleleriyle sarahaten küfrün en habis ve en zararlı şey olduğunu bildirmenin yanında, kelimeleriyle de
-küfürde çok büyük musibetler,
-cesim nimetlerin kaybı,
-şiddetli elemlerin meydana gelmesi,
-âli lezzetlerin zevali manalarını nida eder.

"Onlar inkâr ettiler.”
Çünkü, “Onlar iman etmediler” demek yerine “onlar inkâr ettiler” denilmesi, onların iman etmemekle,
-ruh cevherini ifsad eden bir musibete
-ve elemlerin kaynağı olan küfür zulmetine düştüklerine işaret eder.

لَا يُؤْمِنُونَ "Onlar iman etmezler”
“Onlar küfrü terk etmezler” demek yerine “onlar iman etmezler” denilmesi, onların bu mahrumiyetleri ile beraber, bütün saadetlerin menbaı olan imanı ellerinden kaçırdıklarına işaret eder.

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...