Block title
Block content
Ve keza, yevm ve sene vesaire gibi her nevide, nev’î bir kıyamet-i mükerrere vardır. Ve keza, beşerdeki istidat, kıyamete bir remizdir. Ve keza, beşerin gayr-ı mütenahi meyil ve emelleri, kıyameti ister.

Ve keza, Sâni-i Hakîmin rahmet hazinesinin mahall-i sarfı, ancak kıyamet ve haşirdir. Ve keza, sıdk ve emanetle maruf Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, sarahaten ilân ediyor. Ve keza, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan 2 وَقَدْ خَلَقَكُمْ اَطْوَارًا 1 وَمَا رَبُّكَ بِظَلاَّمٍ لِلْعَبِيدِ âyetleriyle ve bu âyetlerin emsaliyle haşrin vukuunu kat’iyetle ispat ediyor.

İşte, tam 10’a baliğ olan şahitler, saadet-i ebediyenin anahtarı olup, o cennetin kapılarını açarlar.

Birinci burhan: Evet, kâinat saadet-i ebediyeyi intaç etmese, akılları hayrette bırakan kâinatta görünen en bâriz, en mükemmel şu nizam, aldatıcı zayıf bir suretten ibaret kalır. Ve bütün mâneviyat ve alâkalar, rabıtalar ve nispetler hep hebâ olur. Öyleyse, o nizamın nizam olması, ancak ve ancak saadet-i ebediyeyi intaç etmekle olur. Yani, o nizamdaki mâneviyat ve nükteler, ancak âlem-i âhirette sümbüllenecektir. Yoksa, bütün mâneviyat söner, rabıtalar kesilir, nispetler darma dağınık olur, nizam da berhava olur. Halbuki o nizamda bulunan kuvvet, bütün kuvvetiyle o nizamın berhava edilmeyeceğini ilân ediyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.” Nuh Sûresi, 71:14.
2 : “Rabbin, kullara zulmedici değildir.” Fussilet Sûresi, 41:46.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 3. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 5. âyetin Tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i âhiret : âhiret âlemi
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
baliğ : ulaşan
bâriz : açık, apaçık görünen
berhava : havaya savrulma, boşa gitme
burhan : güçlü ve sarsılmaz delil
emsal : benzerler
gayr-ı mütenahi : sonsuz
haşir : yeniden diriliş; insanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah‘ın huzurunda toplanması
hebâ olma : boş ve faydasız olma
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması
intaç : netice verme, doğurma
istidat : potansiyel kabiliyet
kat’iyet : kesinlik
keza : böylece, bunun gibi
kıyamet : kâinatın ölümünden sonra, bütün ölülerin dirilip ayağa kalkmaları, mahşerde toplanmaları
kıyamet-i mükerrere : tekrarlanan kıyamet, defalarca ölüp dirilme
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : ifade ve açıklamalarıyla mu’cize olan, benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân
mahall-i sarf : harcama, kullanma alanı; burada rahmetin tecellî ettiği yer kastediliyor
maruf : bilinen
maslahat : fayda, yarar
nev’i : tür, çeşit
nizam : düzen
nükte : ince ve derin mânâ, sır
rabıta : bağ
rahmet : merhamet, şefkat, acıma, esirgeme
remiz : gizli bir mânâyı ince bir işaretle gösterme
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
Sâni-i Hakîm : her şeyi hikmetle ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
sarahaten : açıkça, açık olarak
sıdk : doğruluk
vesaire : ve diğerleri
vuku : meydana gelme, olma
yevm : gün
Yükleniyor...