Block title
Block content
Çünkü onun nefsi istedi ve kendi kesbiyle sebebiyet verdi. Ve şer, ademî olduğu için, abd ona fâil oldu, Cenâb-ı Hak da halk etti.

Elbette o hadsiz cinayetin mes’uliyetini, nihayetsiz bir azapla çekmeye müstehak olur. Amma hasenat ve hayrat ise, madem ki vücudîdirler, kesb-i insanî ve cüz-ü ihtiyarî onlara illet-i mûcide olamaz.

İnsan onda hakikî fâil olamaz. Ve nefs-i emmâresi de hasenâta taraftar değildir. 1 Belki rahmet-i İlâhiye onları ister ve kudret-i Rabbâniye icad eder. Yalnız, insan, iman ile, arzu ile, niyet ile sahip olabilir.

Ve sahip olduktan sonra, o hasenat ise, ona evvelce verilmiş olan vücut ve iman nimetleri gibi, sabık hadsiz niam-ı İlâhiyeye bir şükürdür, geçmiş nimetlere bakar. Vaad-i İlâhî ile verilecek Cennet ise, fazl-ı Rahmânî ile verilir. Zâhirde bir mükâfattır, hakikatte fazldır.

Demek seyyiâtta sebep nefistir, mücâzâta bizzat müstehaktır. Hasenatta ise sebep Haktandır, illet de Haktandır. Yalnız, insan iman ile tesahup eder. “Mükâfâtını isterim” diyemez, “Fazlını beklerim” diyebilir.

ÜÇÜNCÜ SUAL: Beyanat-ı sabıkadan da anlaşılıyor ki, seyyiat, intişar ve tecavüz ile taaddüt ettiğinden, bir seyyie bin yazılmalı; hasene ise, vücudî olduğu için maddeten taaddüt etmediğinden ve abdin icadıyla ve nefsin arzusuyla olmadığından, hiç yazılmamalı veya bir yazılmalı idi. Neden seyyie bir yazılır, hasene on ve bazan bin yazılır? 2

Elcevap: Cenâb-ı Hak, kemâl-i rahmet ve cemâl-i rahîmiyetini o suretle gösteriyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Yûsuf Sûresi, 12:53.
2 : bk. En’âm Sûresi, 6:160. Ayrıca bk. Buhârî, Îmân: 31; Müslim, Îmân: 206-207.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Lem'a / Sonraki Risale: On Dördüncü Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd : kul
ademî : yokluğa ait, yoklukla ilgili
azap : acı, sıkıntı
beyanat-ı sabıka : geçmiş açıklamalar, önceden yapılan izahlar
bizzat : doğrudan
cemâl-i rahîmiyet : Allah’ın sonsuz merhamet ediciliğindeki benzersiz güzellik
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
cüz-ü ihtiyarî : insanda bulunan sınırlı irade
evvel : önce
fâil : işi yapan
fazl : ikram, ihsan
fazl-ı Rahmânî : sonsuz merhamet sahibi Allah’ın ikramı, ihsanı
hadsiz : sayısız, sınırsız
Hak : her şeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah
illet : esas sebep, maksat, gaye
illet-i mûcide : var edici sebep
kemâl-i rahmet : mükemmel seviyedeki şefkat ve merhamet
kesb-i insanî : insanın çalışarak kazanması, elde etmesi
kudret-i Rabbâniye : her şeyi terbiye ve idare eden Allah’ın kudreti
maddeten : maddî olarak
mes’uliyet : sorumluluk
meyyal : meyilli, eğilimli
mücâzât : cezalandırma
mükâfat : ödül
müstehak : hak etmiş, lâyık
nefis : insanı kötülüğe sevk eden duygu
nefs-i emmâre : hazır zevke düşkün ve insanı kötülüğe sevk eden duygu
netice : sonuç
niam-ı İlâhiye : Allah’ın nimetleri
nihayetsiz : sınırsız
rahmet-i İlâhiye : Allah’ın her şeyi kuşatan sonsuz rahmeti
taaddüt etmek : çoğalmak, artmak
tesahup : sahiplenme, dost edinmek
vaad-i İlâhî : Allah’ın verdiği söz
Yükleniyor...