Block title
Block content
Evet, meselâ bir arının icadına teveccüh eden bir fiil, iki cihetle Hâlık-ı Kâinata hususiyetini gösteriyor:

Birincisi: O arının bütün emsalinin, bütün zeminde, aynı zamanda, aynı fiile mazhariyetleri gösteriyor ki, bu cüz’î ve hususî fiil ise, ihatalı, rû-yi zemini kaplamış bir fiilin bir ucudur. Öyleyse, o büyük fiilin fâili ve o fiilin sahibi kim ise, o cüz’î fiil dahi onundur.

İkinci cihet: Bu hazır arının hilkatine teveccüh eden fiilin fâili olmak için, o arının şerâit-i hayatiyesini ve cihazatını ve kâinatla münasebetini temin edecek ve bilecek kadar pek büyük bir iktidar ve ihtiyar lâzım geldiğinden, o cüz’î fiili yapan zâtın, ekser kâinata hükmü geçmekle ancak o fiili öyle mükemmel yapabilir.

Demek, en cüz’î fiil, iki cihetle Hâlık-ı Külli Şeye has olduğunu gösterir.
En ziyade câ-yı dikkat ve câ-yı hayret şudur ki:

Vücudun en kuvvetli mertebesi olan vücubun; ve vücudun en sebatlı derecesi olan maddeden tecerrüdün; ve vücudun zevalden en uzak tavrı olan mekândan münezzehiyetin; ve vücudun en sağlam ve tagayyürden ve ademden en mukaddes sıfatı olan vahdetin sahibi olan Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun en has hassası ve lâzım-ı zâtîsi olan ezeliyeti ve sermediyeti, vücudun en zayıf mertebesi ve en incecik derecesi ve en mütegayyir, mütehavvil tavrı ve en ziyade mekâna yayılmış olan hadsiz, kesretli bir maddî madde olan esir ve zerrat gibi şeylere vermek ve onlara ezeliyet isnad etmek ve onları ezelî tasavvur etmek ve kısmen âsâr-ı İlâhiyenin onlardan neş’et ettiğini tevehhüm etmek ne kadar hilâf-ı hakikat ve vâkıa muhalif ve akıldan uzak ve bâtıl bir fikir olduğu, Risale-i Nur’un müteaddit cüzlerinde kat’î burhanlarla gösterilmiştir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Nükte
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âsâr-ı İlâhiye : Allah’ın eserleri
câ-yı dikkat : dikkat çekici, ilginç nokta
câ-yı hayret : hayret verici nokta
cilve-i âzam : en büyük yansıma
cüz : kısım, parça
cüz’î : küçük, ferdî
esir : kâinatı kapladığına inanılan ince madde
ezeliyet : varlığının başlangıcı ve sonu olmaması, sonsuzluk
fâil : işi yapan, özne
Hâlık-ı Külli Şey : herşeyin yaratıcısı olan Allah
hilâf-ı hakikat : gerçeğe aykırı
hilkat : yaratılış
ihatalı : içine alan, kuşatan
ihtiyar : irade, dileme
iktidar : güç ve kuvvete sahip olma
ism-i Kayyûm : Allah’ın herşeyi Kendi varlığıyla ayakta tuttuğunu ve varlıklarını devam ettirdiğini ifade eden ismi
isnad etmek : dayandırmak
lâzime-i zâtî : bir şeyin bizzat kendisinde olması şart olan temel özellik ve nitelik
mekândan münezzehiyet : yerle sınırlı olmama
mukaddes : kusur ve eksiklikten uzak
müteaddit : bir çok
mütegayyir : değişen, başkalaşan
mütehavvil : değişken
neş’et etmek : kaynaklanmak
rû-yi zemin : yeryüzü
sebat : kalıcı olma, sabit kalma
sermediyet : daimîlik, süreklilik
tagayyür : başkalaşım, değişme
tasavvur etmek : düşünmek, hayal etmek
tecerrüd : soyutlanma, sıyrılma
temin etmek : sağlamak
teveccüh etmek : yönelmek
tevehhüm etmek : sanmak, zannetmek
vahdet : birlik
vâkıa muhalif : uygun olmayan
vücub : zorunlu olma
vücud : varlık
Zât-ı Vâcibü’l-Vücud : var olması mutlaka gerekli olan Zât, Allah
Yükleniyor...