Block title
Block content
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyanda Lâfza-i Celâlin tevafukat-ı lâtifesindendir ki, bütün Kur’ân’da sayfanın âhirki satırın yukarı kısmında seksen Lâfza-i Celâl birbirine tevafukla baktığı gibi, aşağıki kısımda da aynen seksen Lâfza-i Celâl birbirine tevafukla bakar. Tam o âhirki satırın ortasında yine elli beş Lâfza-i Celâl birbiri üstüne düşüp ittihad ederek, güya elli beş Lâfza-i Celâlden terekküp etmiş birtek Lâfza-i Celâldir.

Âhirki satırın başında yalnız ve bazı üç harfli kısa bir kelime, fasıla ile yirmi beş tam tevafukla tam ortadaki elli beşin tam tevafukuna zammedilince, seksen tevafuk olup, o satırın nısf-ı evvelindeki seksen tevafuka ve nısf-ı âhirdeki yine seksen tevafuka tevafuk ediyor. Acaba böyle lâtif, zarif, muntazam, mevzun, i’câzlı bu tevafukat nüktesiz, hikmetsiz olur mu? Hâşâ, olamaz. Belki, o tevafukatın ucuyla mühim bir define açılabilir.

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَاۤ اِنْ نَسِينَاۤ اَوْ اَخْطَاْنَا 1

سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 2

Said Nursî

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.
2 : “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.
« Önceki Sayfa  |
Önceki Risale: Altıncı Lem'a / Sonraki Risale: Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
esrar-ı mühimme : önemli sırlar
fasıla : ara
hâşâ : asla
hikmet : bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olma
i’câz : mu’cize oluş, bir benzerini yapmakta başkalarını aciz bırakma
ittihad : birleşme
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : açıklamalarıyla mu’cize olan Kur’ân
Lâfza-i Celâl : Allah lâfzı
lâtif : güzel, hoş
medar : dayanak noktası
mevzun : ölçülü
miftah : anahtar
muntazam : düzenli
müşedded : şeddelenmiş, Arapçada bir harfi iki kez okumayı sağlayan işaretin konulduğu harf
nısf-ı âhir : son yarı
nısf-ı evvel : ilk yarı
nükte : ince ve derin anlamlı söz
terekküp etme : meydana gelme
tevafuk : uyum
tevafukat : uygunluklar
tevafukat-ı lâtife : ince ve güzel uygunluklar
zammetme : ekleme
Yükleniyor...