Block title
Block content
Validenin çocuğa merhametindeki şefkat vasıtasıyla kazandığı zevk ve mükâfat için hayatını o merhamet yolunda fedâ etmek dereceye gider. Yavrusunu kurtarmak için arslana saldıran bir tavuk, hayvânât milletinde bu hakikate bir misaldir. Demek, merhamet ve hürmette muaccel bir mükâfat var; âlihimmet ve âlicenap insanlar onları hisseder ki, kahramanâne bir vaziyet alıyorlar.

Hem, meselâ, hırs ve israfta öyle bir cezâ var ki, şekvâlı, meraklı, mânevî ve kalbî bir cezâ insanı sersem eder. Ve haset ve kıskançlıkta öyle bir muaccel cezâ var ki, o haset, haset edeni yakar. Hem tevekkül ve kanaatte öyle bir mükâfat var ki, o lezzetli muaccel sevap, fakr ve hâcâtın belâsını ve elemini izâle eder.

Hem, meselâ, gurur ve kibirde öyle bir ağır bir yük var ki, mağrur adam herkesten hürmet ister; ve istemek sebebiyle istiskal gördüğünden, dâimâ azap çeker. Evet, hürmet verilir, istenilmez. Hem, meselâ, tevâzuda ve terk-i enâniyette öyle lezzetli bir mükâfat var ki, ağır bir yükten ve kendini soğuk beğendirmekten kurtarır.

Hem, meselâ, sûizan ve sû-i te’vilde, bu dünyada muaccel bir cezâ var. “Men dakka dukka” kaidesiyle, sûizan eden, sûizanna mâruz olur. Mü’min kardeşinin harekâtını sû-i te’vil edenlerin harekâtı, yakın bir zamanda sû-i te’vile uğrar, cezâsını çeker.

Ve hâkezâ, bütün ahlâk-ı hasene ve seyyie bu mikyâsa göre ölçülmeli. Ben rahmet-i İlâhiyeden ümid ederim ki, Risale-i Nur’dan bu zamanda tezâhür eden mânevî i’câz-ı Kur’ânîyi zevk eden zâtlar, bu mânevî ezvâkı hissederler; sû-i ahlâka müptelâ olmayacaklar, inşaallah.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Yedinci Lem'a / Sonraki Risale: Yirmi Dokuzuncu Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahlâk-ı hasene : güzel ahlâk
ahlâk-ı seyyie : kötü ahlâk
azap çekmek : acı, sıkıntı çekmek
belâ : büyük sıkıntı
elem : acı, keder
ezvâk : zevkler, lezzetler
fakr : fakirlik, muhtaçlık
hâcât : ihtiyaçlar
hâkezâ : bunun gibi
harekât : hareketler
haset : kıskançlık
hürmet : saygı
i’câz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın mu’cize oluşu
inşaallah : Allah izin verirse
israf : savurganlık
istiskal : soğuk muameleyle karşılaşma
izâle etmek : gidermek, ortadan kaldırmak
kaide : kural
kalbî : kalbe ait
kibir : büyüklenme
mağrur : gururlu, kendini beğenmiş
mânevî : mânâya ait, maddî olmayan
mâruz olmak : yüz yüze gelmek
men dakka duka : “Çalma kapıyı, çalarlar kapını” anlamında Arapça bir söz
mikyâs : ölçü
muaccel : peşin, hemen verilen
mü’min : Allah’a ve Ondan gelen herşeye inanan
müptelâ : bağımlı
nükte : derin ve ince anlamlı söz
rahmet-i İlâhiye : Allah’ın herşeyi kuşatan sonsuz rahmeti
sû-i ahlâk : kötü ahlâk
sû-i te’vil : kötü yorumlama
sûizan : kötü düşünce
şekvâ : şikayet, yakınma
terk-i enâniyet : bencilliği terk etmek
tevâzu : alçak gönüllü olma
tevekkül : Allah’a dayanma ve güvenme
tezâhür eden : ortaya çıkan, görünen
zevk eden : tadan
Yükleniyor...