Block title
Block content
İKİNCİ NÜKTE

Cenâb-ı Hak Kur’ân’da çok şeylere kasem etmiş. Kasemât-ı Kur’âniyede çok büyük nükteler var, çok sırlar var.

Meselâ, وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَا 1 daki kasem, On Birinci Sözdeki muhteşem temsilin esasına işaret eder; kâinatı bir saray ve bir şehir suretinde gösterir.

Hem يٰسۤ - وَالْقُرْاٰٰنِ الْحَكِيمِ 2 deki kasemle, i’câzât-ı Kur’âniyenin kudsiyetini ve ona kasem edilecek bir derece-i hürmette olduğunu ihtar eder.

وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى فَلاَ اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ - وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ3

deki kasem, yıldızların sukutuyla, vahye şüphe îras etmemek için cin ve şeytanların gaybî haberlerden kesilmelerine alâmet olduğuna işaret etmekle beraber, yıldızları dehşetli azametleriyle ve kemâl-i intizamla yerlerine yerleştirmek ve seyyaratları hayret-engiz bir surette döndürmekteki azamet-i kudret ve kemâl-i hikmeti, o kasemle ihtar ediyor.

وَالذَّارِيَاتِ - وَالْمُرْسَلاَتِ 4 deki kasemde, havanın temevvücâtı ve tasrifâtı içinde mühim hikmetleri ihtar etmek için, rüzgârlara memur melâikelere kasemle nazar-ı dikkati celb ediyor ki, tesadüfî zannolunan unsurlar, çok nazik hikmetleri ve ehemmiyetli vazifeleri görüyorlar.

Ve hâkezâ, herbir mevkiin, ayrı ayrı nüktesi ve faidesi vardır. Vakit müsait olmadığı için, yalnız icmâlen وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ 5 kasemindeki çok nüktelerinden bir nükteye işaret edeceğiz. Şöyle ki:..

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Yemin olsun güneşe ve aydınlığına.” Şems Sûresi, 91:1.
2 : “Yâsin. Hikmet dolu Kur’ân’a yemin olsun.” Yâsin Sûresi, 36:1-2.
3 : “Kayan yıldıza yemin olsun.” Necm Sûresi, 53:1.“Yemin ederim yıldızların mevkilerine. Bu bir yemin ki, bilseniz, ne büyüktür!” Vâkıa Sûresi, 56:75-76.
4 : “Yemin olsun rüzgâra.” Zâriyât Sûresi, 51:1.“Yemin olsun gönderilen meleklere.” Mürselât Sûresi, 77:1.
5 : “Yemin olsun incire ve zeytine.” Tîn Sûresi, 95:1.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Sekizinci Mektup / Sonraki Risale: Otuzuncu Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâmet : belirti, işaret
azamet : büyüklük, yücelik
azamet-i kudret : Allah’ın kudretinin büyüklüğü
celb etme : çekme
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
derece-i hürmet : hürmet ve saygıya lâyık mertebe, derece
ehemmiyet : önem
faide : fayda
gaybî : bilinmeyen, gayb âlemine ait
hâkezâ : böylece, bunun gibi
hayret-engiz : hayret verici
hikmet : İlâhî gaye ve fayda
i’câzât-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın mu’cizeleri
icmâlen : kısaca
ihtar etmek : hatırlatmak, uyarmak
îras etmek : netice vermek, getirmek
kâinat : evren, yaratılan herşey
kasem : yemin
kemâl-i hikmet : eksiksiz, tam ve mükemmel bir hikmet
kemâl-i intizam : mükemmel derecede düzenlilik
kudsiyet : kutsallık, her türlü kusur ve noksandan uzak oluş
melâike : melekler
mevki : yer, konum
müsait : uygun
nazar-ı dikkat : dikkatle bakış
nükte : ince ve anlamlı söz
seyyarat : gezegenler
sukut : düşme
suret : biçim, şekil
tasrifât : istediği şekilde kullanma ve idare etme
temevvücât : dalgalanmalar
temsil : analoji, kıyaslama tarzında benzetme
tesadüfî : rastgele, tesadüfen
tîn : incir
vahy : Allah tarafından bir peygambere bildirilen emirler ve bilgiler
Yükleniyor...