Block title
Block content
Ve Otuzuncu Söz gibi mühim ve dakik bir risale, altı saat içinde bir bağda yazılmış. Ve Yirmi Sekizinci Söz, Süleyman’ın bahçesinde bir, nihayet iki saat içinde yazılması gibi, ekser risaleler böyle olması; ve eskiden beri sıkıntılı ve münkabız olduğum zaman en zâhir hakikatleri dahi beyan edemediğimi, belki bilemediğimi yakın dostlarım biliyorlar.

Hususan o sıkıntıya hastalık da ilâve edilse, daha ziyade beni dersten, teliften men etmekle beraber, en mühim Sözler ve risaleler, en sıkıntılı ve hastalıklı zamanımda, en sür’atli bir tarzda yazılması, doğrudan doğruya bir inâyet-i İlâhiye ve bir ikram-ı Rabbânî ve bir keramet-i Kur’âniye olmazsa nedir?

Hem hangi kitap olursa olsun, böyle hakaik-i İlâhiyeden ve imaniyeden bahsetmişse, alâküllihal bir kısım mesâili, bir kısım insanlara zarar verir. Ve zarar verdikleri için, her mesele herkese neşredilmemiş. Halbuki şu risaleler ise, şimdiye kadar hiç kimsede -çoklardan sorduğum halde- sû-i tesir ve aksülâmel ve tahdiş-i ezhan gibi bir zarar vermedikleri, doğrudan doğruya bir işaret-i gaybiye ve bir inâyet-i Rabbâniye olduğu bizce muhakkaktır.

ALTINCI İŞARET

Şimdi bence kat’iyet peydâ etmiştir ki, ekser hayatım, ihtiyar ve iktidarımın, şuur ve tedbirimin haricinde, öyle bir tarzda geçmiş ve öyle garip bir surette ona cereyan verilmiş, tâ Kur’ân-ı Hakîme hizmet edecek olan bu nevi risaleleri netice versin.

Adeta bütün hayat-ı ilmiyem, mukaddemât-ı ihzariye hükmüne geçmiş ve Sözlerle i’câz-ı Kur’ân’ın izharı, onun neticesi olacak bir surette olmuştur. Hattâ, şu yedi sene nefyimde ve gurbetimde ve sebepsiz ve arzumun hilâfında tecerrüdüm ve meşrebime muhalif, yalnız bir köyde imrar-ı hayat etmekliğim; ve eskiden beri ülfet ettiğim hayat-ı içtimaiyenin çok rabıtalarından ve kaidelerinden nefret edip terk etmekliğim, doğrudan doğruya bu hizmet-i Kur’âniyeyi hâlis, sâfi bir surette yaptırmak için bu vaziyet verildiğine şüphem kalmamıştır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aksülâmel : ters tepki, beklenenin dışında karşılık görme
alâküllihal : ister istemez, her durumda
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
beyan etmek : açıklamak
cereyan : akım, hareket
dakik : ince
ekser : çoğunluk
hakaik-ı İlâhiye : İlâhî hakikatler, esaslar
hakaik-i imâniye : iman hakikatleri, esasları
hakikat : doğru gerçek
hâtem-i nübüvvet : peygamberlik mührü
hayat-ı ilmiye : ilim içinde geçen hayat
hilâf : ters, zıt
hususan : özellikle
i’câz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın mu’cizeliği
ihtiyar : irade, istek, tercih
ikrâm-ı Rabbani : bütün varlıkları terbiye eden ve idaresi ve tasarrufu altında bulunduran Allah’ın yardımı
iktidar : güç, kudret
imrar-ı hayat etmek : hayat geçirmek, sürmek
inâyet-i İlâhiye : Allah’ın inâyeti, yardımı
inâyet-i Rabbâniye : herşeyi terbiye eden Allah’ın inâyeti, yardımı
işaret-i gaybiye : geleceğe veya bilinmeyen bir olaya işaret; gayb âleminden gelen tasdik
izhar : gösterme, açığa çıkarma
kat’iyet : kesinlik
keramet-i Kur’âniye : Kur’ân’ın kerameti
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
lâfz-ı Resul-i Ekrem : Resûl-i Ekrem sözü, kelimesi
mecmu : toplam, bütün
menetme : yasaklama, engel olma
mesâil : meseleler
meşreb : hareket tarzı, metod
muhalif : aykırı, zıt
mukaddemât-ı ihzariye : ön hazırlıklar
münkabız olmak : sıkıntı içinde olmak
müracaat etme : başvurma
nefy : sürgün
neşretmek : yaymak
nevi : çeşit
nihayet : son
peydâ etmek : kazanmak
risale : mektup; Risale-i Nur’un bölümleri
sû-i tesir : kötü tesir, etki
suret : biçim, şekil
şuur : bilinç, anlayış, idrak
tahdiş-i ezhan : zihinleri kurcalamak, yaralamak
tecerrüd : soyutlanma, yalnız kalma
tedbir : idare
telif : yazma, kaleme alma
zahir : açık
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...