Block title
Block content
Ey gözleri sağlam ve kalbleri kör olmayan insanlar! Bakınız, insan âleminde iki daire ve iki levha vardır:

Birinci daire: Rububiyet dairesidir.
İkinci daire: Ubudiyet dairesidir.
Birinci levha: Hüsn-ü san’attır
İkinci levha ise: Tefekkür ve istihsandır.

Bu iki daire ile iki levha arasındaki münasebete bakınız ki, ubudiyet dairesi bütün kuvvetiyle rububiyet dairesi hesabına çalışıyor. Tefekkür, teşekkür, istihsan levhası da bütün işaretleriyle hüsn-ü san’at ve nimet levhasına bakıyor.

Bu hakikati gözünle gördükten sonra, rububiyet ve ubudiyet dairelerinin reisleri arasında en büyük bir münasebetin bulunmamasına aklınca imkân var mıdır? Ve Sâniin makasıdına kemâl-i ihlâsla hizmet eden ubudiyet reisinin Sâni ile azîm bir münasebeti ve kavî bir intisabı ve o intisapla her iki daire reisleri arasında bir muârefe ve mükâleme ve alışverişin olmamasına ihtimal var mıdır? Öyleyse, bilbedâhe tahakkuk etti ki, ubudiyet reisi, rububiyetin has mahbup ve makbulüdür.

Ey insan! Bu süslü masnuatı envâ-ı mehasinle tezyin eden ve bütün zîhayat olanların zevklerine, iştahlarına göre bu kadar nimetleri in’âm eden Sâni’in en kâmil, en cemîl ve ibadetine kemâl-i iştiyakla teveccüh eden ve Sâni’in mehasin-i san’atına takdir ve istihsanatıyla arş ve ferşi taraba, sevinmeye getiren ve Sâniin ihsanatına yaptığı teşekkürat ve tekbirat ile berr ve bahri cezbeye getiren şu güzel mahlûk ve masnuuna iltifat edip sözünü nazar-ı itibara almaması ve teşekküratına mukabele etmemesi ve teveccüh edip, kendisiyle konuşmaması ve iktidarına göre bütün mahlûkata bir imam ve mürşid yapmaması imkânı var mıdır?
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lem'alar / Sonraki Risale: Lâsiyyemalar
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

arş ve ferş : gök ve yer
azîm : büyük, yüce
berr ve bahr : denizler ve karalar
bilbedâhe : ap açık
cemîl : güzel
cezbe : Allah aşkıyla kendinden geçme
envâ-ı mehasin : çeşitli güzellikler
hakikat : gerçek
has : özel
hüsn-ü san’at : san’at güzelliği, güzel san’atlar
ihsanat : iyilikler, bağışlar
iktidar : güç, kudret
iltifat etmek : yönelmek, değer vermek
imam : önder, rehber
imkân : mümkün olma, olabilirlik
in’âm eden : nimetlendiren
intisab : bağlanma, mensup olma
istihsan : beğenme, güzel bulma
istihsanat : beğenmeler, güzel bulmalar
iştah : istek, arzu
kâmil : olgun, mükemmel
kavî : kuvvetli, sağlam
kemâl-i ihlâs : mükemmel ve kusursuz samimiyet
kemâl-i iştiyak : tam bir istek ve arzu
levha : görünen manzara; tablo
mahbup : sevgili
mahlûk : yaratılmış varlık, yaratık
mahlûkat : yaratılmışlar, yaratıklar
makasıd : gayeler, istenilen şeyler
makbul : kabul gören
masnu : san’at eseri
masnuat : san’at eseri varlıklar
mehasin-i san'at : san’at güzellikleri
muârefe : karşılıklı tanışma, bilişme; birbirini bilip tanıma
mukabele etmek : karşılık vermek
mükâleme : karşılıklı konuşma
münasebet : bağlantı, bağ
mürşid : doğru yolu gösteren
nazar-ı itibar : dikkate alma
nimet : iyilik, lütuf, ihsan
reis : başkan
rububiyet : Allah’ın her varlığa, yaratılış gayelerine ulaşmaları için zarar verici şeylerden koruyup, onları terbiye etmesi, tedbir, tasarruf ve egemenliği altında bulundurması
Sâni : her şeyi san’atla yaratan Allah
tahakkuk etmek : gerçekleşmek
takdir : övgü
taraba getiren : sevinç veren
tefekkür : Allah’ı tanımak için etraflıca ve derinlemesine düşünme
tekbirat : tekbirler
teşekkürat : teşekkürler
teveccüh etmek : yönelmek
tezyin eden : süsleyen
ubudiyet reisi : Allah'a hakiki kulluğu gösteren lider; Hz. Peygamber (a.s.m.)
ubudiyet : kulluk, ibadet
zîhayat : canlı, hayat sahibi
Yükleniyor...