Block title
Block content
Ne vakit Risaletü’n-Nur dairesine girdim; beş seneden beri üç dört ay kadar çalıştığım halde, evvelkinden daha müferrah ve daha mes’ut bir halde yaşamaklığım, yüzde yüz Risaletü’n-Nur hizmetinin bereketiyle olduğuna hiç şüphem yoktur. HAŞİYE

Hem ezcümle, Üstadımız diyor ki: “Benim de kanaat-ı kat’iyem çok tecrübelerle gelmiş ki, ben Risaletü’n-Nur’un tashihatıyla meşgul olduğum zaman, pek zahir bir tarzda, hem rızkımda bereket, hem suhûlet görüyordum. Ne vakit çalışmazsam o hali göremiyordum.”

Hem Üstadımız diyor ve biz de tasdik ediyoruz ki: “Ben son zamanda anladım. Şimdiye kadar hem ben, hem dostlarım bir hakikatin suretini başka şekilde görmüşüz. Şöyle ki: Hapishanede bir tek ekmek, sekiz ve bazan on gün bana kâfi geldiği gibi, burada da aynen o tarzda yaşıyordum. Hem ben, hem kardeşlerim, bunu benim az yemek ve iştahsızlığıma veriyorduk. Halbuki, çok emârelerle kat’iyen anladık ki, o acip hal bereket neticesiymiş. Birkaç defa sekiz günde bana kâfi gelen bir ekmeği, aynı iştahla çalışmadığımdan berekete mazhar olmadığım zaman iki günde, bazan bir buçuk günde bitiriyordum. Demek, bu on altı, on yedi seneden beri benim mükemmel tayınatım, Risaletü’n-Nur’un hizmetinden gelen bir bereket idi.”

Evet, bize de aynelyakin derecesinde kanaat gelmiş ki, bu kesretli hâdisât-ı bereket, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın i’câz-ı mânevîsinin bir şuâıdır. Mânen der: “Ey Kur’ân’ın şakirtleri! Sizi vazife-i mukaddesenizden ekseriyetle geri bırakan, maişet telâşesidir. O ise, Kur’ân’ın feyziyle, bereket nev’inden size veriliyor. Vazifenize bakınız.”

اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ اِسْمِكَ اْلاَعْظَمِ وَبِحُرْمَةِ رَسُولِكَ اْلاَكْرَمِ يَسِّرلَنَا خِدْمَةَ الْقُرْاٰنِ بِنَشْرِ رِسَالَةِ النُّورِ بِالدَّوَامِ بَيْنَ اْلاَنَامِ فِى عَالَمِ اْلاِسْلاَمِ اٰمِينَ اٰمِينَ اٰمِينَ 1

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Evet, bütün kuvvetimle tasdik ediyorum ki, Emin kardeşimiz memleketimize geldiği zaman mütemadiyen faal bir surette her ay çalışıyordu. Şimdi ise, Riselüt’n-Nur’un dairesine girdikten sonra üç dört aydan fazla çalıştığını görmüyoruz. Feyzi
1 : Allah’ım, İsm-i Âzamının ve Resul-i Ekreminin hürmetine Nur risalelerinin İslâm âleminde, insanlar arasında devamlı olarak neşredilmesiyle Kur’ân hizmetinde bize kolaylık ihsan eyle. Âmin, âmin, âmin.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aynelyakîn : gözle görür derecesinde kesin bilgi sahibi olma
emâre : belirti, işâret
ezcümle : bu cümleden, meselâ
faal : aktif, hareketli
feyz : bereket, nimet
hâdisât-ı bereket : bereket ile ilgili hâdiseler, olaylar
hakikat : gerçek, doğru
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
i’câz-ı manevî : mânevî bir mu’cize
kanaat : inanma, razı olma seviyesi
kanaat-ı kat’iye : kesin kanaat, inanma
kesretli : pek çok
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : açıklamalarının bir benzerini yapma konusunda akılları âciz bırakan Kur’ân
maişet : geçim, yaşayış
mânen : mânevî olarak
mazhar olma : nail olma, erişme
mes’ud : mutlu
müferrah : ferahlı, huzurlu
nev’ : tür
suhûlet : kolaylık
suret : biçim, şekil
şakirt : talebe, öğrenci
şuâ : parıltı
tasdik etme : doğrulama, onaylama
tashihat : tashihler, düzeltmeler
tayınat : erzak, yiyecekler; paylar, hisseler
telâşe : telaş, endişe, kaygı
vazife-i mukaddese : kutsal vazife
zâhir : âçık, görünür
Yükleniyor...