Block title
Block content
Fakat, o musibetler, Cenâb-ı Hakkın imdadı ile, tahrik ve istihdam olunan Bediüzzaman Said Nursî gibi, ihlâs-ı tâmmı kazanmış olan bir zât vasıtasıyla, Rahmet-i İlâhî ile mededres ve şifâresan ve cihanpesend ve cihanşümûl bir mâhiyeti hâiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur. Ve aynı zamanda, Müslümanları uyandırmış; onları halâs, kurtuluş çarelerini aramaya sevk etmiştir.

Ebedî âhiret hayatlarını kurtarmak için, hakiki imân derslerini almak ve Allah’a ilticâ ve emirlerine itâat etmek ihtiyacını şiddetle hissettirmiş ve bu husustaki gaflet ve kusuratı; o musibetlerin ihtar ettiğini, idrâk ettirmiştir. Zaten, insanların, mü’minlerin başına gelen belâ ve musibetlerin hikmeti budur.

Evet, o ecnebilerin, canavarlar gibi yaptıkları muamele ve zulümler, İslâm dünyasında, hürriyet ve istiklâl ve ittihâd-ı İslâm cereyanını da hızlandırmıştır. Nihayet, müstakil İslâm devletlerinin teşkilini intaç etmiştir.

İnşaallahü Teâlâ, cemâhir-i müttefika-i İslâmiye de meydana gelecek ve İslâmiyet, dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır. Rahmet-i İlâhîden kuvvetle ümit ve niyaz ediyoruz.

İşte, Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâmdır ki, ve telifâtı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalade ve cihangir bir eserdir ki, din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış, mezkûr, muzır ve habis faaliyetlerini akamete dûçar ve dinsizlik esaslarının temel taşlarını, param parça etmiş ve köküyle kesmiştir ve İslâmî ve imânî fütûhâtı, perde altında, kalbden kalbe inkişaf ettirmiş ve Kur’ân-ı Azimüşşânın hâkimiyet-i mutlakasına zemin ihzar etmiştir.

Evet, Risale-i Nur, o tahribatı Kur’ân’ın elmas hakikatleriyle ve Kur’ân-ı Kerimdeki en kısa ve en müstakim bir tarikle tamir ve o yaraları, Kur’ân-ı Hakîmin eczahâne-i kübrasındaki edviyelerle tedavi ediyor ve edecektir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
akamet : neticesizlik
cemâhir-i müttefika-i İslâmiye : birleşik İslam cumhuriyetleri, devletleri
cereyan : akım, hareket
cihangir : meşhur, dünyayı zapteden
cihanpesend : dünyaya meydan okuyan, hükümlerini dünyaya kabul ettiren
cihanşümul : dünya çapında, evrensel
dûçar : yakalanmış, düşmüş
ebedî : sonu olmayan, sonsuz
ecnebi : yabancı
eczahâne-i kübra : en büyük eczane
edviye : devâlar, ilaçlar
fevkalade : olağanüstü
fütûhât : fetihler, zaferler
habis : kötü
hâiz : sahip
hakikat : gerçek, esas
hakikî : gerçek, doğru
hâkim : hükmeden, galip
halâs : kurtuluş
halâskâr : kurtarıcı
hikmet : sır, bilinmeyen nokta
hükümran : hükmü geçen, hükmeden
idrâk : anlama, kavrama
ihtar : hatırlatma, uyarma
ihzar : hazırlama
ilticâ : sığınma
imânî : iman ile ilgili
imdad : yardım
inkişaf : açılma, yayılma
İnşaallahü Teâlâ : yüce Allah’ın izniyle
intaç : netice verme, doğurma
istihdam : çalıştırma, kullanma
istiklâl : bağımsızlık
ittihâd-ı İslâm : İslâm birliği
kusurat : kusurlar
mahiyet : esas, nitelik, özellik
mededres : imdada yetişen
mezkûr : adı geçen
muamele : davranış
musibet : belâ, sıkıntı, felâket
muzır : zararlı
mücahid-i İslâm : İslâm mücahidi, din için çaba harcayan
müellif : yazar
müstakil : bağımsız, başlı başına
müstakim : dosdoğru olan
tahribat : tahripler, yıkıp bozmalar
tahrik : harekete geçirme
tarik : yol
telifât : yazılmış kitaplar, eserler
teşkil : meydana gelme, oluşma
zemin : yer, dünya
Yükleniyor...