Block title
Block content
İstanbul Üniversitesindeki kardeşlerimiz de böyle okuyorlar. Biz de hulâsaten deriz ki: Risale-i Nur, gayet fasîh ve vecîzdir. Sözün kıymeti, îcazındadır, kısalığındadır. Bir mesele-i imâniye ve Kur’âniye, umuma ders verilirken, mücmel olarak tedrisinde, daha fazla istifaza ve istifade vardır.

Ey Üstadımız Efendimiz,

Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir. Tahkikî imân dersleriyle imânımızı kurtaran cihanbahâ ve cihandeğer bir kıymette olan Risale-i Nur’u, bütün ruhu canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. Bu aşk ve bu muhabbet, bu tâzim ve bu hürmet, nesilden nesile, asırdan asıra, devirden devire intikal edecektir.

Evet, Risale-i Nur’daki hakaik-i Kur’âniye öyle bir kuvvettir ki, bu kudret karşısında, küfr-ü mutlakın ve dinsizliğin temelleri târümâr olacak, inhidam çukurlarına yuvarlanarak geberecektir. Bâki kalanlar, imân ve Kur’ân nuruyla felâh ve necat bulacaklardır.

Evet, dağları, taşları, pamuk gibi dağıtacak, demir ve granitleri yağ gibi eritecek derecede olan bu kuvvet-i Kur’âniye dünyayı Nur ve saadete gark edecek. Bu Nur-u Kur’ân, imânların kurtuluşunda, dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır.

وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ 1

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Onların duaları ise şu sözlerle sona erer: ‘Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” Yûnus Sûresi, 10:10.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bâki : arta kalan, geriye kalan
cihanbahâ : dünyalar kıymetinde
cihandeğer : dünyalara değer
derk : anlama, algılama
ebediyen : sonsuza kadar
efdal : faziletli, üstün
fasih : güzel, açık ve düzgün
felâh : selâmet, kurtuluş
gark : boğma
hakaik-i Kur’âniye : Kur’ân’ın hakikatleri, gerçekleri
hâkim : hükmeden, galip
hulâsaten : özetle, sonuç olarak
hükümran : hükmü geçen, hükmeden
hürmet : saygı
îcaz : veciz söz, az sözle çok mânâlar ifade etme
inhidam : yıkılma, harab olma
intikal : geçme, ulaşma
istifade : faydalanma, yararlanma
istifaza : feyizlenme
kadirşinas : kıymet bilir
kudret : güç, iktidar
kuvvet-i Kur’âniye : Kur’ân’ın kuvveti
küfr-ü mutlak : tam bir küfür, inkâr ve inançsızlık
lûgat : kelime, sözcük
mahiyet : asıl, esas, nitelik
mesele-i imâniye ve Kur’âniye : imanla ve Kur’ân’la ilgili mesele
mevcudiyet : varlık
muhabbet : sevgi
mücmel : kısa, özet
müessir : tesirli, etkili
necat : kurtuluş
nur-u Kur’ân : Kur’ân’ın nuru
ruh u can : ruh ve can
saadet : mutluluk
tahkikî : araştırmaya dayanan
târümar : dağınık, perişan
tâzim : büyüklüğünü dile getirme
tebcil : yüceltme, saygı gösterme
tedris : öğretme, ders verme
tekrim : saygı gösterme
tesirat : tesirler, etkiler
umum : herkes, genel
vecîz : kısa ve öz
Yükleniyor...