Block title
Block content
مَرَا جُزْ جُزْءِ اِخْتِيَارِى چِيزِى نِيسْت دَرْ دَسْت

İşte şu altı cihette ünsiyet ve teselli değil, belki dehşet ve vahşet aldığım onlara mukabil, benim elimde bir cüz-i ihtiyarîden başka hiçbir şey yoktur ki, ona dayanıp onunla mukabele edeyim.HAŞİYE-1

HAŞİYE-1 = İman, o cüz-i lâyetecezzâ hükmündeki cüz-ü ihtiyarî yerine, gayr-ı mütenâhi bir kudrete istinad etmek için bir vesika verir. Ve belki iman bir vesikadır.

كِه اوُجُزْءْ هَمْ عَاجِزْ، هَمْ كُوتَاهُ، وَهَمْ كَمْ عَيَارَاسْت

Halbuki o cüz-i ihtiyarî denilen silâh-ı insanî hem âciz, hem kısadır. Hem ayarı noksandır. İcad edemez. Kisbden başka hiçbir şey elinden gelmez.HAŞİYE-2

HAŞİYE-2 = İman, o cüz-i ihtiyarîyi, Allah namına istimal ettirip, her şeye karşı kâfi getirir. Bir askerin cüzî kuvvetini devlet hesabına istimal ettiği vakit, binler kuvvetinden fazla işler görmesi gibi...

نَه دَرْ مَاضِى مَجَالِ حُلُولْ، نَه دَرْ مُسْتَقْبَلْ مَدَارِ نُفُوذَاسْت

Ne geçmiş zamana hulûl edebilir, ne de gelecek zamana nüfuz edebilir. Mazi ve müstakbele ait emellerime ve elemlerime faidesi yoktur.HAŞİYE-3

HAŞİYE-3 = İman, dizginini cism-i hayvanînin elinden alıp kalbe, ruha teslim ettiği için, maziye nüfuz ve müstakbele hulûl edebilir. Çünkü kalb ve ruhun daire-i hayatı geniştir.

مَيْدَانِ أُو إِينْ زَمَانِ حَالْ، وَيَكْ آنِ سَيَّالَسْت

O cüz-i ihtiyarînin meydan-ı cevelânı, kısacık şu zaman-ı hazır ve bir ân-ı seyyaldir.

بَا إِينَ هَمَه فَقْرَهَا وَضَعْفَهَا، قَلَمِ قُدْرَتِ تُو آشِكَارَه

نُوِشْتَه اَسْت، “دَرْ فِطْرَتِ مَا”: مَيْلِ اَبَدْ وَاَمَلِ سَرْمَدْ

İşte, şu bütün ihtiyaçlarımla ve zayıflığımla ve fakr ve aczimle beraber, altı cihetten gelen dehşetler ve vahşetlerle perişan bir halde iken, kalem-i kudretle sahife-i fıtratımda ebede uzanan arzular ve sermede yayılan emeller âşikâre bir surette yazılmıştır, mahiyetimde derc edilmiştir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz : âcizlik, güçsüzlük
ân-ı seyyal : bir anda akıp giden zaman dilimi
âşikâre : açıkça
cihet : yön
cism-i hayvanî : hayvanî cisim, beden
cüz-i ihtiyarî : insandaki az bir irade serbestliği
cüz-i lâyetecezzâ : bölünemeyen en küçük parça; atom
cüzî : küçük, az
daire-i hayat : hayat dairesi
derc edilmek : yerleştirilmek
ebed : sonsuzluk
elem : acı, üzüntü
emel : arzu, istek
fakr : fakirlik, ihtiyaç hali
gayr-ı mütenâhi : sınırsız, sonsuz
hulûl : girme, sızma
icad : var etme, yaratma
istimal : kullanma
istinad : dayanma
kâfi : yeterli
kalem-i kudret : kudret kalemi
kisb : çalışma
kudret : güç, iktidar
mahiyet : öz, esas, nitelik
mazi : geçmiş zaman
meydan-ı cevelân : hareket ve faaliyet meydanı
mukabele : karşılık
mukabil : karşılık
müstakbel : gelecek zaman
nüfuz : geçme, işleme
sahife-i fıtrat : yaratılış sayfası
sermed : süreklilik, devamlılık
silâh-ı insanî : insana ait silah
ünsiyet : dostluk, canayakınlık
vesika : belge
zaman-ı hazır : şimdiki zaman
Yükleniyor...