Block title
Block content
اَلْقَارِعَةُ - مَا الْقاَرِعَةُ - وَمَاۤ اَدْرٰيكَ مَا الْقَارِعَةُ - يَوْمَ يَكوُنُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثوُثِ - وَتَكوُنُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفوُشِ - فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ - فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَاضِيَةٍ - وَاَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ - فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌ - وَمَاۤ اَدْرٰيكَ مَاهِيَهْ - نَارٌ حَامِيَةٌ - وَ ِللهِ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَمَا اَمْرُ السَّاعَـةِ اِلاَّ كَلَمْحِ الْبَصَرِ اَوْ هُوَ اَقْرَبُ اِنَّ اللهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ 1

Daha bunlar gibi âyât-ı beyyinât-ı Kur’âniyeyi dinleyip, “Âmennâ ve saddaknâ” diyelim.

اٰمَنْتُ بِاللهِ وَمَلٰۤئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ اْلاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ مِنَ اللهِ تَعَالٰى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ وَاَنَّ الْجَنَّةَ حَقٌّ وَالنَّارَ حَقٌّ وَاَنَّ الشَّفَاعَةَ حَقٌّ وَاَنَّ مُنْكَراً وَنَكِيراً حَقٌّ وَاَنَّ اللهَ يَبْعَثُ مَنْ فِى الْقُبوُرِ اَشْهَدُ اَنْ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اللهِ - اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰۤى اَلْطَفِ وَاَشْرَفِ وَاَكْمَلِ وَاَجْمَلِ ثَمَرَاتِ طُوبَاۤءِ رَحْمَتِكَ الَّذِى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ وَوَسِيلَةً لِوُصُولِنَا اِلٰۤى اَزْيَنِ وَاَحْسَنِ وَاَجْلٰى وَاَعْلٰى ثَمَرَاتِ تِلْكَ الطُّوبَاۤءِ الْمُتَدَلِّيَةِ عَلٰى دَار اْلاٰخِرَةِ اَىِ الْجَنَّةِ - اَللّٰهُمَّ اَجِرْناَ وَاَجِرْ وَالِدَيْناَ مِنَ النَّارِ وَادْخِلْناَ وَادْخِلْ وَالِدَيْناَ الْجَنَّةَ مَعَ اْلاَبْراَرِ بِجَاهِ نَبِيِّكَ الْمُخْتاَرِ اٰمِينَ ِ 2

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Çarpacak olan felâket. Nedir o çarpacak olan felâket? O çarpacak felâketin ne olduğunu bilir misin? O gün insanlar ateşe çarpıp yere serilmiş pervanelere döner. Dağlar ise atılmış rengârenk yün gibi olur. Mizanı ağır gelen, hoşnut olacağı bir yaşayış içindedir. Mizanı hafif gelenin sığınacağı yer de hâviyedir. Hâviyenin ne olduğunu bilir misin? O kızgın bir ateştir.” Karia Sûresi, 101:1-11.“Göklerin ve yerin gizliliklerini bilmek Allah’a mahsustur. Kıyametin gerçekleşmesi ise, göz açıp kapayıncaya kadar, yahut ondan da yakındır. Şüphesiz ki Allah’ın kudreti herşeye yeter.” Nahl Sûresi, 16:77.
2 : Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna, Cennetin hak olduğuna, Cehennem ateşinin hak olduğuna, şefaatin hak olduğuna, Münker ve Nekir’in hak olduğuna, Allah’ın kabirlerdeki ölüleri tekrar dirilteceğine iman ettim. Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in Allah resulü olduğuna şehadet ederim. Allahım! Tûbâ-i rahmetinin en lâtif, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, âlemlere rahmet olarak ve Cennet demek olan dâr-ı âhireti gösteren şu tûbâ ağacının en süslü, en güzel, en parlak ve en âli semerelerine vesile-i vusulümüz olarak gönderdiğin zâta salât ve selâm et. Allahım, bizi ve anne ve babamızı ateşten koru. Bizi ve anne ve babamızı, ebrâr ile beraber, Seçkin Peygamberinin hürmetine Cennete dahil et. Âmin.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Dokuzuncu Söz / Sonraki Risale: On Birinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âmennâ ve saddaknâ : “İnandık ve tasdik ettik”
âyât-ı beyyinât-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın ap açık âyetleri
Yükleniyor...