Block title
Block content
Hem Sâni-i Âlemin nihayet cemâlde olan kemâl-i san’atı üzerine enzâr-ı dikkati celb etmek, teşhir etmek istemesine mukabil, en yüksek bir sadâ ile dellâllık eden, yine bilmüşahede o zâttır.

Hem bütün âlemlerin Rabbi, kesret tabakatında vahdâniyetini ilân etmek istemesine mukabil, tevhidin en âzamî bir derecede, bütün merâtib-i tevhidi ilân eden, yine bizzarure o zâttır.

Hem Sahib-i Âlemin nihayet derecede âsârındaki cemâlin işaretiyle, nihayetsiz hüsn-ü zâtîsini ve cemâlinin mehâsinini ve hüsnünün letâifini âyinelerde mukteza-yı hakikat ve hikmet olarak görmek ve göstermek istemesine mukabil, en şâşaalı bir surette âyinedarlık eden ve gösteren ve sevip ve başkasına sevdiren, yine bilbedâhe o zâttır.

Hem şu saray-ı âlemin Sânii, gayet hârika mu’cizeleriyle ve gayet kıymettar cevahirlerle dolu hazine-i gaybiyelerini izhar ve teşhir istemesi ve onlarla kemâlâtını tarif etmek ve bildirmek istemesine mukabil, en âzamî bir surette teşhir edici ve tavsif edici ve tarif edici, yine bilbedâhe o zâttır.

Hem şu kâinatın Sânii, şu kâinatı envâ-ı acaip ve ziynetlerle süslendirmek suretinde yapması ve zîşuur mahlûkatını seyir ve tenezzüh ve ibret ve tefekkür için ona idhal etmesi ve mukteza-yı hikmet olarak onlara o âsar ve sanayiinin mânâlarını, kıymetlerini ehl-i temâşâ ve tefekküre bildirmek istemesine mukabil, en âzamî bir surette cin ve inse, belki ruhanîlere ve melâikelere de Kur’ân-ı Hakîm vasıtasıyla rehberlik eden, yine bilbedâhe o zâttır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İkinci Esas / Sonraki Risale: Dördüncü Esas
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : evren, yaratılmışların hepsi
âsâr : eserler
âyine : ayna
âyinedarlık : aynalık
âzamî : en büyük, en çok
bilbedâhe : ap açık bir şekilde
bilmüşahede : gözle görüldüğü gibi
bizzarure : kaçınılmaz şekilde, zorunlu olarak
celb etmek : çekmek
cemâl : güzellik
cemâlin mehâsini : sıfat ve fiillerin güzelliği
cevahir : cevherler, kıymetli taşlar
dellâllık : ilan edicilik, rehberlik
enzâr-ı dikkat : dikkatli bakışlar
hazine-i gaybiye : görünmeyen hazine
hüsn : güzellik
hüsn-ü zâtî : bizzat kendine, zâta ait güzellik
idhal : dahil etme, içine alma
ins : insanlar
izhar : gösterme
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kemâlât : mükemmellikler, üstün özellikler
kemâl-i san’at : san’at mükemmelliği
mahlûkat : yaratıklar
mehâsin : güzellikler
melâike : melekler
mukteza-yı hikmet : İlâhî hikmetin gereği
nihayet : son derece
sadâ : ses
sanayi : san’atlar
Sâni : herşeyi san’atla yaratan Allah
saray-ı âlem : âlem sarayı
seyir : gezme
suret : şekil, biçim
şâşaalı : gösterişli, göz alıcı bir şekilde
tarif : açıklama, tanıtma
tavsif : vasıflandırma, niteleme
tefekkür : Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde düşünme
tenezzüh : gezinti
teşhir : sergileme
zîşuur : şuurlu, bilinçli
ziynet : süs
Yükleniyor...