Block title
Block content
Hem nasıl berde ve bahirde kemâl-i rahmetle rızıkları verilen ve kemâl-i hikmetle muhtelif şekiller giydirilen ve kemâl-i rububiyetle türlü türlü duygularla teçhiz edilen bütün hayvânat, birer birer yine o Kadîr-i Zülcelâlin vücuduna şehadet ve vahdetine işaret etmekle beraber, heyet-i mecmuasıyla, gayet geniş bir mikyasta azamet-i ulûhiyetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir. Öyle de, bağlardaki muntazam nebâtat ve nebâtâtın gösterdikleri müzeyyen çiçekler ve çiçeklerin gösterdikleri mevzun meyveler ve meyvelerin gösterdikleri müzeyyen nakışlar, birer birer yine o Sâni-i Hakîmin vücuduna şehadet ve vahdetine işaret etmekle beraber, külliyetleriyle, gayet şâşaalı bir surette cemâl-i rahmetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir.

Hem nasıl cevv-i semâdaki bulutlardan mühim hikmetler ve gayeler ve lüzumlu faideler ve semereler için tavzif edilen ve gönderilen katreler, katreler adedince yine o Sâni-i Hakîmin vücubunu ve vahdetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir. Öyle de, zemindeki bütün dağların ve dağlar içindeki madenlerin, ayrı ayrı hâsiyetleriyle beraber, ayrı ayrı maslahatlar için ihzar ve iddiharları, dağ metanetinde bir kuvvetle, yine o Sâni-i Hakîmin vücub ve vahdetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir.

Hem nasıl sahrâlarda ve dağlardaki küçük küçük tepelerin türlü türlü muntazam çiçeklerle süslenmeleri, herbiri bir Sâni-i Hakîmin vücubuna şehadet ve vahdetine işaret etmekle beraber, heyet-i mecmuasıyla haşmet-i saltanatını ve kemâl-i rububiyetini gösterir. Öyle de, bütün otlarda ve ağaçlardaki bütün yaprakların türlü türlü eşkâl-i muntazamaları ve ayrı ayrı vaziyetleri ve cezbekârâne mevzun hareketleri, yapraklar adedince, yine o Sâni-i Hakîmin vücub-u vücudunu ve vahdetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz İkinci Söz / Sonraki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

azamet-i ulûhiyet : Allah’ın ilâhlığının büyüklük ve ihtişamı
bahir : deniz
ber : kara
cemâl-i rahmet : Allah’ın rahmetinin güzelliği
cevv-i semâ : gökyüzü
cezbekârâne : kendinden geçmiş bir şekilde
eşkâl-i muntazama : düzenli şekiller
hâsiyet : özellik, hususiyet
haşmet-i saltanat : saltanatın görkemi
hayvânat : hayvanlar
heyet-i mecmua : genel yapı, bütün
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
iddihar : depolama
ihzar : hazırlama
ikrar : kabul etme, doğrulama
Kadîr-i Zülcelâl : kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah
katre : damla
kemâl-i hikmet : tam ve mükemmel bir hikmet
kemâl-i rahmet : mükemmel bir şefkat ve merhamet
kemâl-i rububiyet : mükemmel terbiye ve idare
külliyet : genişlik, kapsamlılık
maslahat : fayda, yarar
metanet : sağlamlık
mevzun : ölçülü
mikyas : ölçek
muhtelif : çeşitli
muntazam : düzenli
müzeyyen : süslü
nebâtat : bitkiler
sahrâ : ova, meydan
Sâni-i Hakîm : herşeyi hikmetle ve san’atla yaratan Allah
semere : meyve, netice
suret : şekil, biçim
şâşaalı : gösterişli, göz alıcı
şehadet : şahitlik, tanıklık
tahavvülât : değişimler, dönüşümler
tavzif edilen : görevlendirilen
teçhiz edilen : donatılan
vahdet : birlik
vücub : zorunlu olma
vücub-u vahdet : Allah’ın birliğinin zorunlu oluşu
vücub-u vücud : varlığının zorunlu oluşu
vücud : varlık
zemin : yeryüzü
Yükleniyor...