Block title
Block content
Ey nefis! Eğer şu dünya hayatına müştaksan, mevtten kaçarsan, kat’iyen bil ki, hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır. O dakikadan evvel bütün zamanın ve o zaman içindeki eşya-yı dünyeviye, o dakikada meyyittir, ölmüştür. O dakikadan sonra bütün zamanın ve onun mazrufu, o dakikada ademdir, hiçtir. Demek güvendiğin hayat-ı maddiye, yalnız bir dakikadır. Hattâ bir kısım ehl-i tetkik, “bir âşiredir, belki bir ân-ı seyyâledir” demişler. İşte, şu sırdandır ki, bazı ehl-i velâyet, dünyanın, dünya cihetiyle ademine hükmetmişler.

Madem böyledir. Hayat-ı maddiye-i nefsiyeyi bırak; kalb ve ruh ve sırrın derece-i hayatlarına çık, bak: Ne kadar geniş bir daire-i hayatları var! Senin için meyyit olan mazi, müstakbel, onlar için hayydır, hayattar ve mevcuttur.

Ey nefsim! Madem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:

Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem.
Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim; gayr istemem.
İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim.
Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.
Hiç ender hiçim; fakat bu mevcudatı birden isterim.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Beşinci Söz / Sonraki Risale: Yirmi Yedinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz
adem : yokluk
Allahu ekber : “Allah en büyüktür”
ân-ı seyyâle : bir anda akıp giden zaman dilimi
Arabî : Arapça
âşire : saatin dakika ve saniye gibi on birim küçüğü olan zaman dilimi
cihet : yön, taraf
daire-i hayat : hayat alanı
derece-i hayat : hayat derecesi
ehl-i tetkik : dikkatle ve titizlikle araştıran kimseler
ehl-i velâyet : veliler, Allah dostları
eşya-yı dünyeviye : dünyaya ait şeyler
fâni : geçici, ölümlü
fıkra : bölüm
fıkra-i Arabiye : Arapça bölüm
gayr : başkası
hâlât : haller, durumlar
hayat-ı maddiye : maddî hayat
hayat-ı maddiye-i nefsiye : hayatın madde ve nefse bakan yönü
hayattar : canlı
hayy : diri
hiç ender hiç : hiç içinde hiç
kat’iyen : kesinlikle
mazi : geçmiş zaman
mazruf : içinde olanlar
mertebe-i tefekkür : tefekkür mertebesi
mevcudat : varlıklar
müstakbel : gelecek zaman
müştak : aşık, çok düşkün
nefis : kişinin kendisi
Rahmân : rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah
Şems-i Sermed : devamlı olarak herşeyi nurlandıran ve aydınlatan Allah
yâr-ı bâki : daimi ve sürekli dost
zerre : en küçük madde parçası
Yükleniyor...