Block title
Block content
Sair nevilerde fertlerin mahiyeti cüz’iyedir, kıymeti şahsiyedir, nazarı mahduttur, kemâli mahsurdur, lezzeti ve elemi ânidir. Beşerin ise, mahiyeti ulviyedir, kıymeti gàliyedir, nazarı âmmdır, kemâli hadsizdir, mânevî lezzeti ve elemi kısmen daimîdir.

Öyle ise, bilmüşahede sair nevilerde tekerrür eden bir çeşit kıyametler, haşirler, şu kıyamet-i kübrâ-yı umumiyede her şahs-ı insanî aynıyla iade edilerek haşredilmesine remzeder, haber verir. Onuncu Sözün Dokuzuncu Hakikatinde iki kere iki dört eder derecesinde kat’iyetle ispat edildiğinden, burada ihtisar ederiz.

BEŞİNCİ MEDAR: Beşerin cevher-i ruhunda derc edilmiş gayr-ı mahdut istidadat ve o istidadatta mündemiç olan gayr-ı mahsur kabiliyetler ve o kabiliyetlerden neş’et eden hadsiz meyiller ve o hadsiz meyillerden hasıl olan nihayetsiz emeller ve o nihayetsiz emellerden tevellüt eden gayr-ı mütenâhi efkâr ve tasavvurât-ı insaniye, şu âlem-i şehadetin arkasında bulunan saadet-i ebediyeye elini uzatmış, ona gözünü dikmiş, o tarafa müteveccih olmuş olduğunu ehl-i tahkik görüyor.

İşte, hiç yalan söylemeyen fıtrat ve fıtrattaki şu kat’î ve şedit ve sarsılmaz meyl-i saadet-i ebediye, saadet-i ebediyenin tahakkukuna dair, vicdana bir hads-i kat’î veriyor. Onuncu Sözün On Birinci Hakikati, bu hakikati gündüz gibi gösterdiğinden, kısa kesiyoruz.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Sekizinci Söz / Sonraki Risale: Otuzuncu Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i şehadet : görünen âlem
âmâl : ameller, işler
âmm : genel
beşer : insan
bilmüşahede : görüldüğü gibi
cevher-i ruh : ruhun özü
cüz’iye : ferdî
daimî : devamlı
derc etmek : yerleştirmek
efkâr : fikirler, düşünceler
ehl-i tahkik : gerçeği delilleriyle bilen âlimler
elem : acı, üzüntü
emel : arzu, istek
fert : şahıs, kişi
fıtrat : yaratılış
gàliye : kıymetli, pahalı
gayr-ı mahdut : sınırsız
gayr-ı mahsur : sınırlanmamış
gayr-ı mütenâhi : sonsuz
hads-i kat’î : kesin ve doğru sezgi
hadsiz : sınırsız
hakikat : gerçek
hasıl olma : meydana gelme
haşir ve neşir : yeniden dirilip toplanma ve tekrar dağılıp yayılma
haşredilme : öldükten sonra âhirette yeniden diriltilerek Allah’ın huzurunda toplanma
kıyamet-i kübrâ-yı umumiye : umumî olan büyük kıyamet
kıyamet-i şahsiye : kişinin kıyameti
kıyamet-i umumiye : genel, herşeyi içine alan kıyamet
mahdut : sınırlı
mahiyet : özellik, nitelik
mahsur : sınırlanmış
mazi : geçmiş
medar : kaynak
misil : benzer
mündemiç : içine alan
müstakbel : gelecek
Yükleniyor...