Block title
Block content
Elhasıl: Onuncu Söz bütün hakaikiyle, Yirmi Sekizinci Söz İkinci Makamında, Lâsiyyemâlardaki bütün berâhiniyle, gurub etmiş güneşin sabahleyin yeniden tulû edeceği derecesinde bir kat’iyetle göstermiştir ki, hayat-ı dünyeviyenin gurubundan sonra, şems-i hakikat hayat-ı uhreviye suretinde çıkacaktır.

İşte, baştan buraya kadar beyanatımız, ism-i Hakîmden istimdat ve feyz-i Kur’ân’dan istifade suretinde, kalbi kabule, nefsi teslime, aklı iknaa ihzar için Dört Esas söyledik. Fakat biz neyiz ki buna dair söz söyleyeceğiz? Asıl şu dünyanın Sahibi, şu kâinatın Hâlıkı, şu mevcudatın Mâliki ne söylüyor, onu dinlemeliyiz. Mülk sahibi söz söylerken başkalarının ne haddi var ki fuzuliyâne karışsın?

İşte, o Sâni-i Hakîm, dünya mescidinde ve arz mektebinde, asırlar arkasında oturan taifelerin umum saflarına hitaben irad ettiği hutbe-i ezeliyesinde, kâinatı zelzeleye veren

اِذَا زُلْزِلَتِ اْلاَرْضُ زِلْزَالَهَا - وَاَخْرَجَتِ اْلاَرْضُ اَثْقَالَهَا - وَقَالَ اْلاِنْسَانُ مَالَهَا - يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَا - بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَا - يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًا لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْ - فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ - وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَاهُ 1

ve bütün mahlûkatı neş’elendiren, şevke getiren...

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. Ve yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. Ve insan ‘Ne oluyor buna?’ der. O gün yeryüzü, üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. Çünkü Rabbin ona konuşmasını emretmiştir. O gün insanlar yaptıklarının karşılığını görmek için hesap yerinden bölük bölük dönerler. Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa onun mükâfâtını görür. Kim zerre kadar bir kötülük yaparsa onun cezasını görür.” Zilzal Sûresi, 99:1-8.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Sekizinci Söz / Sonraki Risale: Otuzuncu Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

arz : yer, dünya
âyât-ı tekvîniye : kâinatta Allah’ın varlığına ve birliğine delil olan varlıklar
berâhin : mantıkî, güçlü deliller
beyanat : açıklamalar
elhasıl : özetle, sonuç olarak
enbiya : nebiler, peygamberler
evliya : veliler, Allah’ın sevgili kulları
feyz-i Kur’ân : Kur’ân’ın verdiği ilham, bereket ve ilim bolluğu
Hâlık : yaratıcı, herşeyi yaratan Allah
hayat-ı dünyeviye : dünya hayatı
hayat-ı uhreviye : âhiret hayatı
hitaben : hitap ederek, seslenerek
hutbe-i ezeliye : varlığının başlangıcı olmayan Allah’ın insanlara ve cinlere bir hutbesi olan Kur’ân
ihzar : hazırlama
ism-i Hakîm : Allah’ın herşeyi hikmetle yaptığını bildiren ismi
istimdat : yardım isteme
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kat’iyet : kesinlik
Lâsiyyemâ : Mesnevî-i Nuriye adlı eserde yer almaktadır
mahlûkat : yaratıklar
Mâlik : herşeyin sahibi olan Allah
mektep : okul
mevcudat : varlıklar
mülk : sahip olunan ve hükmedilen şey
mürselîn : resuller, peygamberler
müttefik : ittifak etmiş, birleşmiş
nefis : kişinin kendisi; insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet
neş’e : sevinç
Sâni-i Hakîm : herşeyi hikmetle ve san’atla yapan Allah
sıddıkîn : daima doğruluk üzere ve Allah’a ve peygambere sadakatte en ileride olanlar
suret : şekil, biçim
şems-i hakikat : hakikat güneşi
şevk : şiddetli arzu ve istek
taife : topluluk
tulû : doğma
umum : bütün
vuku : meydana gelme
zelzele : deprem, sarsıntı
Yükleniyor...