Block title
Block content
Daha gele gele, tulû ve gurub ortasında üç saat devam ediyor. Ben Rusya’da esarette iken böyle bir yerde bulundum. Bize yakın, bir hafta güneş gurub etmeyen bir yer vardı; seyir için oraya gidiyorlardı. “Deccalın çıktığı vakit umum dünya işitecek” olan kaydı, telgraf ve radyo halletmiştir. Kırk günde gezmesini de, merkebi olan şimendifer ve tayyare halletmiştir. Eskiden bu iki kaydı muhal gören mülhidler şimdi âdi görüyorlar.

Alâmet-i kıyametten olan Ye’cüc ve Me’cüce ve Sedde dair bir risalede bir derece tafsilen yazdığımdan, ona havale edip şurada yalnız şunu deriz ki: Eskiden Mançur, Moğol ünvanıyla içtimaat-ı beşeriyeyi zîrüzeber eden taifeler ve Sedd-i Çinînin yapılmasına sebebiyet verenler, kıyamete yakın, yine anarşistlik gibi bir fikirle medeniyet-i beşeriyeyi zîrüzeber edecekleri, rivâyetlerde vardır.

Bazı mülhidler derler: “Bu kadar acaibi yapan ve yapacak taifeler nerede?”

Elcevap: Çekirge gibi bir âfat, bir mevsimde pek çok kesretle bulunur. Mevsim değiştikçe, memleketi fesada veren kesretli o taifelerin hakikatleri, mahdut bazı fertlerde saklanıyor. Yine zamanı geldikçe, emr-i İlâhî ile, o mahdut fertlerden gayet kesretli aynı fesat yine başlar. Güya onların hakikat-i milliyetleri inceliyor, kopmuyor; yine mevsimi geldikçe zuhur ediyor.

Aynen öyle de, bir zaman dünyayı hercümerc eden o taifeler, izn-i İlâhî ile, mevsimi geldiği vakit, aynı o taife, medeniyet-i beşeriyeyi hercümerc edecekler. Fakat onların muharrikleri başka bir surette tezahür eder. لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ 1

DOKUZUNCU ASIL: Mesâil-i imaniyeden bir kısmın netâici, şu mukayyet ve dar âleme bakar. Diğer bir kısmı, geniş ve mutlak olan âlem-i âhirete bakar. Amellerin fazilet ve sevabına dair ehâdis-i şerifenin bir kısmı, tergib ve terhîbe münasip bir tesir vermek için belâğatli bir üslûpta geldiğinden, dikkatsiz insanlar onları mübalâğalı zannetmişler. Halbuki, bütün onlar ayn-ı hak ve mahz-ı hakikat olduklarından, mücazefe ve mübalâğa, içlerinde yoktur.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Gaybı ancak Allah bilir.” Neml Sûresi, 27:65; Tirmizi, Sevâbü’l-Kur’ân: 7; Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân: 21.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Beşinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acaib : şaşırtıcı, garip şeyler
âdi : basit, sıradan
âfat : bela, büyük felaket
alâmet-i kıyamet : kıyamet alâmeti
âlem : dünya
âlem-i âhiret : âhiret âlemi
amel : davranış, iş
belâğat : maksada ve hale uygun güzel söz söyleme
ehâdis-i şerife : Peygamberimize ait söz, emir veya davranışlar
emr-i İlâhî : Allah’ın emri
fazilet : değer, üstün
fesat : bozgunluk
gurub : güneşin batışı
güya : sanki
hakikat : asıl, esas, mahiyet
hakikat-i milliyet : millî yapıları
hercümerc : karma karışık
içtimaat-ı beşeriye : insanlığın toplumsal hayatı
izn-i İlâhî : Allah’ın izni
kesret : çokluk
kıyamet : dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması
mahdut : sınırlı
Mançur : Asya’nın kuzeydoğusunda yaşayan bir kavim
medeniyet-i beşeriye : insanlık medeniyeti
mesâil-i imaniye : imanî meseleler
muhal : imkansız
muharrik : harekete geçirici, tahrik edici
mukayyet : kayıtlı, sınırlı
mutlak : kayıtsız, sınırsız
mülhid : dinsiz
münasip : uygun
netâic : neticeler, sonuçlar
risale : küçük kitap
Rusya :
Sed : (Sedd-i Zülkarneyn) Zülkarneyn’in Yecüc ve Mecüc kavminden korunmak isteyenler için yaptırdığı çok büyük ve sağlam set, kale
Sedd-i Çinî : Çin Seddi
seyir : bakma
suret : şekil, biçim
şimendifer : tren
tafsilen : ayrıntılı olarak
taife : grup, topluluk
tayyare : uçak
tergib : şevklendirme, isteklendirme
terhîb : korkutma
tezahür : belirme, görünme
tulû : güneşin doğuşu
umum : bütün
üslûp : tarz, biçim
Ye’cüc ve Me’cüc : Kur’ân-ı Kerimde bahsi geçen ve ortalığı fitne, fesat ve anarşiye boğacak olan kavimler, anarşist topluluk
zîrüzeber : alt üst, darma dağınık
zuhur : görünme, ortaya çıkma
Yükleniyor...